İhsan ATASOYLA RÖPÖTAJ: Ruhun lezzeti için mi, Allah’a yakarış için mi, yoksa hayatlarını Esmaü’l Hüsna ile yaşamak için mi okuyorlar? Onlara Cevşen okumayı kim, ne diyerek tavsiye etti?

Bazısı dua olduğu için, bazısı vakitlerini süslemek için; kimi yolculuk sırasında, kimi de çocuğunu uyutmak için okudu. Ünlülere varıncaya kadar yediden yetmişe Cevşen çantalarda, ceplerde, boyunlarda taşınıyor. Okuyamayanlar da Cevşen’i kaset ve CD’lerden takip ediyor.

İlmi, şifayı, rızkı, tefekkürü, tevhidi, hidayeti ve korunmayı barındıran Cevşen’ül Kebir, Rabb’imizi bize nasıl öğretiyor? Cevşen’i ilk seslendiren İhsan Atasoy, İstanbul Vatikan Temsilcisi Georges Marovithc, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Davut Aydüz, yazar ve programcı Senai Demirci, yazar Gülay Atasoy, yazar Cemil Tokpınar, gazeteci Mehmet Ali Bulut ve Nuriye Uşşak ile Cevşen okuma üzerine görüştük.

“Cevşen okuyan adam” İhsan Atasoy:

“Cevşen, çıkar sağlama düşüncesiyle okunmaz”


Siz uzun yıllardır Cevşen okuyorsunuz. Cevşen’i ilk okumaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Nasıl tanıdığımı çok net olarak hatırlamıyorum. Risale-i Nur’u tanıyan herkes Cevşen’i de tanımış oluyor. Çünkü Risale-i Nur’da Cevşen’le ilgili bahisler geçiyor. Hatta Risale-i Nur Külliyatı’nın özünün Cevşen’e dayandığı söylenir. Risale-i Nur’u okuyan herkese Cevşen okumak tavsiye edilir. Bize de risalelerden tavsiye edilmiştir.

Ne zamandır Cevşen okuyorsunuz?

45 yıldır okuyorum. Her gün okuma alışkanlığım 6 – 7 yıl öncesine dayanır. Tabii mübarek geceler ve özel gecelerde de okuyorum. Yemek yemeyi, su içmeyi nasıl terk etmiyoruz, Cevşen okumadığımızda da eksiklik hissetmeliyiz. Göz ameliyatım nedeniyle birkaç gündür Cevşen okuyamamıştım, bugün ilk defa okudum ve okumadığım zaman içerisinde kendimde hep eksiklik hissettim.

Cevşen’i Türkiye’de ilk seslendiren insan olarak biliniyorsunuz. Cevşen’i seslendirme düşünceniz nasıl oluştu?

Şahsen benim “Cevşen’i seslendireyim” gibi bir düşüncem hiç olmadı. 1969’da İmam Hatip son sınıftayken Gaziantep’e geziye gitmiştik. Bir ikindi namazı sonrası Cevşen’i elime almış mırıldanarak okuyordum. Çok manevi bir ortamdı. İki kardeş beni dinlemek istediler. Hem benim okumamdan dinlediler hem de ellerindeki Cevşen’lerden takip ederek okuyorduk. Haberim olmadan merhum Nazım Gökçek kayıt yapacağı teybi göremeyeceğim bir yere yerleştirmiş. Daha sonra yanıma gelerek “Fazla ilerlememişsiniz kardeş, baştan başla da ben de takip edeyim” dedi. Baştan sona Cevşen’i okuduk. Tabii farkında olmadan sesimi baştan sona bir kasete kaydetmişler. Bu o yıllarda habersiz yaptığım ilk kayıttır. Bu kaset çoğaltılarak elden ele dolaştı, radyolarda yayınlandı. Şu an bende de o kayıt yok, ama soranlara hep o kırk sene önceki habersiz seslendirdiğim Cevşen’i dinlemelerini söylerim. Nazım Gökçek abinin ihlâsı sayesinde “Cevşen okuyan adam” olarak tanındım. Habersiz okuduğum ilk Cevşen ile Türkiye’de meşhur oldum.

Cevşen’i profesyonelce seslendirme nasıl gerçekleşti?

Profesyonel seslendirme meselesi de ilk olarak amatörce yapılan kaset kaydını gerçekleştiren Nazım Gökçek ağabey ve diğer arkadaşların, Cevşen’in profesyonel kaydının yapılması gerektiği düşüncesiyle başladı. Sonrasında stüdyolarda yeni çekimlere başladık.

Habersiz kaydedilen Cevşen ile stüdyolarda okuduğunuz Cevşen arasında fark var mı?

Habersiz okuduğum Cevşen’in yanında sonraki okuduğum Cevşen’ler taklit gibi kalır. Çünkü hep o doğal okumamı düşünerek, taklit ederek okurum. Günümüzde birçok Cevşen seslendirme çalışmaları yapılıyor. Tabii her Cevşen seslendirmesi birbirine yakın olmakla birlikte farklıdır. Çünkü Cevşen standart bir beste değildir. Değişik ruh hallerinde okunduğu için bazı farklılıklar oluşur.

Seslendirdiğiniz Cevşen, radyoda yayınlandıktan sonra dinleyiciler size ulaştı mı?

Evet... Cevşen’i o ses, o yorum ve Esmaü’l- Hüsna’daki tesir ile dinleyen pek çok kimse beni arayıp buldu. Büyük bir alaka ile çok memnun olduklarını ve etkilendiklerini söylediler. Kur’an-ı Kerim’i de baştan sona seslendirip Hatm-i Şerif yapmamıza rağmen “Cevşen okuyan adam” olarak tanındım.

Cevşen birçok hususiyetleri ve faydaları olan bir dua... Cevşen’i okurken bu faydalarını düşünmek gerekir mi?

Üstad Bediüzzaman Said Nursi, Cevşen’ül Kebir için “bin özelliği vardır” diyor. Zaten içinde bin bir Esma-i İlahi olduğu için, bin özellik ona denk geliyor. Bu özellikler saymakla bitmez. Okuduğunuz zaman şifa bulursunuz, musibetlerden kurtulmamıza yardımcı olur ve bunun gibi birçok madde sayılabilir. Elbette Cevşen, bu maddeleri göz önüne alarak çıkar sağlama düşüncesiyle okunmaz. Böyle okunmamalıdır. Cevşen, tamamen Cenab-ı Hakk’a bir dua, bir iltica ve ondan niyaz maksadıyla okunmalıdır. Her özellik her okuyanda görülecek anlamına gelmez. Bilinmelidir ki bu duayı okuyan en büyük şahsiyet Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’dir. Ancak Peygamberimiz Cevşen okuduğunda bin özelliğine de mazhar olmuştur.

Bazı ibadet ve duaların zamanları ve yeri var. Cevşen okumanın yeri ve zamanı var mıdır?

Cevşen her yerde okunabilir. Belli bir okuma yeri ve zamanı da yoktur. Nitekim yolculuklarım sırasında vaktimi Cevşen okuyarak değerlendiriyorum. İmkânı olanlar her gün bir kere okumalıdır. Üstad Bediüzzaman, “35 sene okudum” diyor. Ve üstadın “zehri izale etti” ifadesi var ki, bu çok önemlidir. Demek ki zehirleniyor. O zehirden yüzde yüz ölmesi lazım; fakat Cevşen, okunarak işte o zehrin izalesini yapabilecek derecede etkili bir duadır. Bazıları her gün okuyamadığını söylüyor. Bu durumda ise 3’e bölerek okunmalı ya da haftada bir okumalıyız.

Cevşen’le ilgili hatıranız var mı?

Elbette... Almanya’da bir dostumuz var. Kendi öz kardeşinin de kendisi gibi İslamî hayatı yaşaması ve hidayete erme konusunda çok gayret sarf etmiş. Her geldiğinde ona kitaplar, eğitici kasetler hediye etmesine rağmen bir türlü kardeşi hidayete ermiyor. Yine bir gün yolda arabayla seyir halindeyken son olarak bir kaset daha dinletmek istemiş ve “Ya adam olursun ya da olmazsın” diye de ağır bir söz söyleyerek Cevşen kasetini teybe koymuş. Epey bir süre gittikten sonra kardeşi arabayı kenara çeker ve “Sen bugüne kadar yaşadın mı?” diye kendine soru sorarak ağlamaya başlar. Arabanın içindeki abisi de bu nasıl bir tesir diyerek şaşırır. Kardeşi de hidayete erer. İşte Cevşen’in bin hasiyetten bir tanesi olarak görülebilecek bir anı...

Günümüzde Cevşen beş farklı makamda bestelenerek albüm haline getiriliyor; siz Cevşen’in albümleştirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bestelenmesi konusunda çeşitli çalışmalar yapıldığı haberlerini okuyoruz ama son halini dinlemediğim için bir şey söyleyemem. Makamla bestelenmesinin bir mahsuru yok, ancak ihlâs sırrı çok önemlidir. Yapılacak çalışmaları da merakla bekliyorum.