ALLAH-U TEALA'NIN KAZA VE KADERİNE SABRETMEK



ALLAH-u teala şöyle buyuruyor:


"Hiçbir musibet ALLAH'ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim ALLAH'a iman ederse, (ALLAH da) onun kalbine hidayet verir. ALLAH, her şeyi hakkıyle bilendir." (Tegabun: 11)



Bu ayet gösteriyor ki kim ALLAH'ın emrini yüceltir, ona uyar ve yasakladığı şeylerden uzak durursa ALLAH mutlaka ona sabır verir.


ALLAH'ın kaza ve kaderine karşı ve ibadetlerini yerine getirmede sabır verir.



Ebu Hureyre radiyallahu anh'den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:


"İnsanlar arasında yaygın olan iki küfür vardır. Soylara laf atmak ve ölü arkasından ağıt yakmak." (Müslim)



Ölü arkasından ağıt yakmak sabra zıttır. Kişinin sabretmiş sayılabilmesi için sevdiği birisi öldüğünde kederinden yanaklarını dövmemesi, elbiselerini yırtmaması ve buna benzer şeyler yapmaması gerekir. Dilini şikayetten engellemesi ve yüksek sesle bağırmaması gerekir. Ölü arkasından ağıt yakmak küfür şüphesi olan bir ameldir. Çünkü bu, sabra zıttır.


Küfür şüphesi olan amellerden olması demek; kişi bunu yaptığında İslam milletinden çıkar demek değildir.


Fakat üzerinde kafirlerin sıfatlarından bir sıfat ve küfür olması muhtemel bir amel bulunmuş olur. Bu, küçük küfürdür.



İbn Mesud radiyallahu anh'den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:


"(Ölü arkasından) yanaklarını döven, elbisesini yırtan ve cahiliye adetlerine göre hareket eden bizden değildir." (Buhari, Müslim)



Enes radiyallahu anh'den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:


"ALLAH kuluna iyilik yapmak isterse cezasını çabuklaştırarak dünyada verir. Eğer kuluna bir kötülük vermek isterse günahından dolayı dünyada ceza vermez, kıyamet gününe bırakır." (Tirmizi rivayet etti ve hasen garip dedi Hakim rivayet etti.)



Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:


"Mükafaatın büyüklüğü musibetin büyüklüğüne denktir. ALLAH bir kavmi severse mutlaka onlara bir bela verir, kim bu belaya rıza gösterirse ALLAH ondan razı olur. Kim sabretmez İsyan ederse ALLAH ona kızar." (Tirmizi rivayet etti ve hasen dedi.)



Hadiste geçen:


" السخط " "ALLAH'a isyan etmek" sözünün manası şöyledir:


O ameli kalple sevmemek, ona rıza göstermemek ve hikmetsiz görmektir.


Kim başına gelen bir musibete karşı böyle düşünürse ALLAH'a karşı isyan etmiş olur. Bu isyan dilde veya organlarda olur. Kalpteki isyan ise ALLAH'ın emirlerine ve yasaklarına karşı rıza göstermemektir.


Sabır ise kaza ve kadere, ALLAH'ın emir ve yasaklarına kalpten razı olmak ve ne dilde ne organlarda rıza göstermediğine dair bir hareket yapmamaktır.


Örneğin; yanaklara vurmak, elbiseyi yırtmak gibi aşırılıklar yapmamaktır.



Kur'an'ı kerimde sabır, doksan kereden fazla zikredilmiştir.


Sabır imanın başıdır. Çünkü sabrı olmayanın taati yoktur. Masiyeti işlememeye karşı ALLAH'ın acı olan kaza ve kaderine karşı sabrı yoktur. İşte bundan dolayı imanın çoğunu yerine getirmemiş olur.


Sabır yüce ibadetlerdendir. Hem kalple, hem dille, hem de organlarla olur.


ALLAH'a karşı kulluk ancak sabırla gerçekleşir. Çünkü ibadet (kulluk); emirlere itaat, yasaklara riayet ve ALLAH'tan gelen musibetlere karşı sabredilip sabredilmeyeceği konusunda imtihandır.



Kulluk şöyle gerçekleşir:


ALLAH'ın emrine boyun eğilir, yasaklarından kaçınılır, ALLAH'tan başa gelen musibetlere sabredilir. Onun için imtihan, dinde ve başa gelen musibetlere sabretme konusunda olur.



Dinde imtihan hakkında şöyle bir rivayet vardır:


Hadisi kudside ALLAH-u teala rasülüne şöyle buyuruyor:


"Ey Muhammed! Ben seni ve insanları seninle imtihan etmek için seni rasül olarak gönderdim." (Müslim)


Rasulün gönderiliş gayesi imtihan etmektir.


İmtihanı başarabilmek için sabır gerekir.


ALLAH'ın farz kıldığı şeyleri yerine getirmek için sabır gerekir.


ALLAH'ın yasakladığı şeylerden uzak durmak için sabır gerekir.


Yine kaza ve kaderin musibetlerine karşı sabır gerekir.



Buna göre sabır üç kısımdır:


1 - ALLAH'ın emirlerini yerine getirmede sabır.


2 - Masiyetlerden kaçınmada sabır.


3 - Başa gelen acı kadere sabır.



Musibete rıza göstermek ile ona sabretmek arasında fark vardır.


Musibetlere karşı sabretmek farzdır. Çünkü böyle yapılmadığında ALLAH'ın kaza ve kaderine karşı isyan edilmiş olur.



Musibetlere rıza göstermek ise iki şekilde olur.


1 - Musibeti veren ALLAH'ın fiiline rıza:


ALLAH'ın kader kıldığına ve hükmüne rıza göstermek. ALLAH ona ne kısmet etmişse razı olmak. Bunlara karşı rıza farzdır. Terki haramdır. Ve tevhidin kemaline zıttır.


2 - Musibetin bizatihi kendisine rıza göstermek:


Yani; bu hallerden hoşnut olmak, sevmek. Bu farz değil, müstehaptır. Çünkü hastalığa, çocuğun kaybına, mal kaybına karşı rıza göstermek farz değil müstehaptır. Bu ise has olan kulların mertebesidir.