İbrahim Aleyhisselam misali bir muhasebe;



Önce annemin kokusunda sandım huzuru, ne zaman korksam sığınacak limanımdı annem. Babam olmalıydı beni koruyan şefkatli yüreğiyle her zaman yanımda olan.

Yaktım gemileri bırakıp geride her şeyi, Senin yokluğunda buldum yârimi. İşte Aşkım dedim. Sığındığım varlık dedim. Olmadı…

Bir dostun omzunda ağlarken buldum, karşılıksız sevmenin lezzetini. O da yetemedi bana…

Geceler daha bir karardı sökmeyen şafakta, hilalde buldum güzelliği. Yine mağlubiyet; Geç de olsa sökülünce şafak, kızıl bir sevdaya saldım kendimi. Bu sefer güneşti. Annem kadar sıcak, babam gibi büyük, dostum kadar yakın, yârim gibi yakıcı…

Güneşti benim yârim. Hilal geldi yârim gitti…
Vuslat olmadı yine…

Koyamamıştım yerine hiç bir şeyi. Daraldı göğsüm iç içe girdi kavramlar. Ruhumun derinliklerinde hükmederken Deccaller. Kovulmuş olanla bastım mührü ruhuma…

Damarlarımda gezindi, her şey istediğim gibiydi…

İyiler kötü, çirkinler güzel, yakınlar uzak oldu. Onunla iken… Olmadı, olmadı, olmadı…

Verdiğim sözün karşılığı bu olamazdı. Zat’ınla kovdum. Lanetlenmiş olanı taht-ı kalbimden…

Annemin kokusu, babamın yüreği, yârimin ateşi, dostumun omuzu, hilalin ve güneşin nuru, iyiliğin ve güzelliğin gerçeğini, hepsini Sen’de buldum.

Ey Rabbim!
Sensin benim her şeyim. Beni Sen’siz bırakma…
Sen bırakırsan beni kim tutar?…