Cömertliğin en üstün şekli îsâr’dır. Îsâr, kendi kişisel ihtiyacı bulunmasına rağmen malını başkasına vermek veya onun ihtiyacı için sarf etmektir.

Îsâr mal ile olduğu gibi canını vermek şeklinde de olur. Bunun en güzel örneği de Allah Rasûlü’nün (s.a.v) hicreti sırasında Hz Ali (k.v)’nin O’nun yatağında yatmasıdır. Bu da şöyle olmuştur:

Allah Rasûlü aleyhisselatü vesselam hicret etmek üzere evini terk ederken, evi kuşatan yalın kılıç müşrikleri oyalamak için yatağında görünmek istemişti. Bu sebeple Hz. Ali’den kendi yatağında yatmasını istemiş, o da bunu canına minnet sayarak kabul etmiştir. Böylece kapıdaki müşrikler Allah Rasûlü’nü (s.a.v) yatakta zannederek sabaha kadar beklemişler ve adeti üzere onun bu vakitte çıkıp mescide gitmediğini görünce kapıyı kırıp içeri girmişler ve O’nun yatağında Hz. Ali’yi (k.v) görmüşlerdir.

Burunlarından soluyan müşriklerin bu durumda gördükleri Hz. Ali’yi öldürmemeleri ise tamamen Allahu Teâlâ’nın hıfz ve himayesi sayesinde olmuştur. Bazı müfessirlere göre şu ayet bu olay münasebetiyle indirilmiştir:

Kimileri Allah’ın rızasını kazanmak için kendi canlarını feda ederler. Allah kullarına karşı şevkatlidir. (Bakara Suresi, ayet 207)

O, bu şevkatiyle Hz. Ali’yi muhakkak olan bir ölümden korumuştur..

Kaynak: İhyâ’u Ulûmid’dîn / İmam Gazali (r.a)