Ben bir âlim değilim…

Ama insanım…

İslam dininin bana öğrettiği güzelliklerden sadece birini okuyucularla paylaştım!


“Mazluma dini sorulmaz”

Yani bir insan mazlumsa Alevi, Sünni, Şii, Hıristiyan ya da Yahudi fark etmiyor.


Bir önceki yazıda sizlerle Yemen’deki Husilerin dramını ele aldık.

Yazıyı hazırlarken bu insanlar neye inanır? İnançları ne ölçüde doğru veya yanlıştır hiç düşünmedim.

Sadece katledilen bebeklerin cansız bedenleriydi canımı yakan.


O görüntülerin servis olduğu iddiasını ortaya atanlara, yazarların araştırmacılığını sorgulayanlara, mezhep farklılıklarını konuya bağlayanlara şimdi sormak istiyorum.


Katledilen bebekler hangi MEZHEPTENDİ?


Bu muhteşem şahsiyetlerle ucuz ve klişe olmuş tartışmaların içerisine girecek değilim.

Ama şunu da söylemeye hakkım olduğunu bilmekteyim.

Kıblesi Tahran, Suudi Arabistan, ABD ya da başka bir ülke gibi terimleri söylemeyi kendilerine yakıştıranlar örneğin yolda bir trafik kazası olduğunu ve yerde yaralılar olduğunu görse ne yapacak?

Hemen yardım mı edecek yoksa eğilip senin inancın ne diye mi soracak?


Ayrıca her zaman deklare ettiğim gibi bir kez daha belirteyim ki kalemi satılık olmayanlar için, görülen haksızlıklar karşısında susmamak ve doğruyu ortaya çıkarmak bir gazetecinin en önemli vazifesidir.


Katliam görüntülerinin düzmece olduğunu nasıl olurda söylersiniz?

O vahşet içeren görüntülerin gerçek olduğunu sizde pekâlâ biliyorsunuz.


Şimdi ben merak ediyorum.

Katledilen insanlar biz ayrı bir devlet istemiyoruz, bu bir mezhep çatışması değil dediği halde ne diye çatışma çıkarmaya çalışıyorsunuz, insanlık dışı uygulamaların neyini savunuyorsunuz?


Bugün katliamın adı Suudi Arabistan ya da başka bir ülke olsaydı benim açımdan değişen hiçbir şey olmazdı, sizin içinde olmaz mıydı?


Birde bu yanlışı destekleyenlere ne demeli?

Katliamı yapan İsrail, ABD v.s olunca mı sadece insanlık duygularınız ön plana çıkıyor?


Hep söylediğim gibi İslam dünyasında fitne yolunu sürekli olarak kullananların en büyük silahlarından biri mezhep çatışmalarını körüklemek, diğeri bazı İslam ülkelerinin devlet başkanlarıyla işbirliğine girişmek…


İşte bu iki yol kapatılmadığı sürece kimse sıkıntıların sona ereceği hayalini kurmasın.

Bugün birlik ve beraberliği tavsiye etmeyen kişi önce kendi kalbini kontrol etsin…


Umurumda değil benim kişinin neye inandığı eğer mazlumsa, diyemiyorsa bir kişi zaten söyleyecek bir şey yok…


Böyle yola devam!

---------------------------------

ÖLÜM TİMİ TÜRKİYEDE Mİ?

Çeçenistan’ın sözde Devlet Başkanı Rus işbirlikçisi Ramazan Kadirov’un, Çeçenistan’daki direnişçileri birer birer yok etmek için oluşturduğu 6 kişilik ölüm timi, son olarak Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Viskhan Abdurrahmanov’u öldürdü.


İki hafta kayıp olan Abdurrahmanov’un, geçtiğimiz gün sokakta ölüsü bulundu. Abdurrahmanov’un, Kadirov’un adamları tarafından öldürüldüğü ifade ediliyor.


Abhazya kökenli Roki Gitsba da, 2 yıl önce Bakü’de Cuma günü mescidin kapılarını açarken Kadirov’un adamları tarafından taranarak öldürülmüştü. Görgü tanıkları, Gitsba’yı vuranları daha sonra Rus birliğine girerken gördüklerini belirtmişlerdi.

Türkiye’de de son 2 yılda içerisinde, 3 Çeçen komutan Kadirov’un adamları tarafından öldürülmüştü.

Ölüm timinin şimdi tekrar Türkiye’ye geçtiği belirtiliyor. Daha önce Belçika, Avusturya, İsviçre, Norveç ve Avusturya’da Çeçenlere yönelik katliamlar gerçekleştiren bu timi acaba kimler neden gizliyor?


Örneğin neden halen Türkiye’de öldürülen Çeçenlerin failleri bulunamıyor?

Hükümetin biran önce yeni katliamlar yaşanmadan gereken önlemleri alması gerekiyor.


Arzu Erdoğral
25/11/2009