9 sonuçtan 1 ile 9 arası

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.222
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Hz. Mevlana Kimdir?

    Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur.

    Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.

    Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı.

    Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

    Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.

    1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

    Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.

    Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler.

    Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu.

    Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

    Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.

    Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

    Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını Mevlâna'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.

    Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

    "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
    Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"

    Her türlü kemale erişi aşkta gören Mevlana'nın bütün eserleri aşka dairdir. Zira aşk hayatin aslidir, özüdür. Kainatın yaratılış sebebi aşktır. 'Sen olmasaydın bu gökleri yaratmazdım.' Kudsi hadisiyle ; varlık alemlerinin yaratılmasındaki yegane maksadın, Cenab-i Hakkin Hazreti Peygambere duyduğu sevgi olduğu belirtilir. Mademki varlığın mayası aşktır, aşkın en ileri noktası olan Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin üzerinde değere sahiptir. Mevlana bu düşünceden hareketle , binlerce beyitte ilahi aşkı söylemiştir. Onun aşka dair düşüncelerini dört grupta toplamak mümkündür. Akil ve aşk mukayesesi, aşkın üstünlüğü ve değeri, fanilere duyulan aşkın geçersizliği, aşktan nasibi olmayanların zavallılığı ...

    Mana Padişahı Mevlana'ya göre akıl ve ilim, gayb aleminin gerçeklerini kavramada yetersizdir. Bunlar insanı bir noktaya kadar götürür, ancak hedefe ulaştıramaz. Fakat insan aşktan kanatlara sahipse , ilim ve aşkın hayal edemeyeceği kadar yücelir. Tıpkı miraç gecesi olduğu gibi. O kutlu gecede Hazreti Peygamber ve Cebrail gök katlarında yükselirken , Sidre-i Müntehaya gelince ; Cebrail "Bir parmak ucu daha ilerlersem , yanarım." diyerek kalmış, Hazret-i Peygamber ise Sidre'yi geçerek Cenab- Hakka yakınlığın son derecesine ulaşmıştır.Sidre-i Münteha denen yer ; gerek melek gerekse peygamber, bütün varlıkların ulaşabildiği son noktadır. Bir başka deyişle emr-i İlahiden başka her şeyin son bulduğu yerdir. Mutasavvıflar buradan hareketle , Cebrail'i beşer idrakin , ilim ve aklın sembolü , Hazret-i Peygamber'i ise gönül ve aşkın timsali olarak görürler.

    Hazret-i Mevlana bu hususa işaret eder :

    "Gerçi başlangıçta akil muallimdi. Sonra akil üstatken ona talebe olur.
    Akıl, Cebrail gibi ; ' Bir adım daha gitsem; bu kol, kanat yanar.
    Sen bana bakma , yürü, geç ! Benim için daha ileri yer yok.' der. (Mesnevi,I/ 1112-14)

    Bu yüzden Mevlana ; aşkı, her sufinin yaşaması gerekli bir hal olarak görür. Ona göre ancak aşkla sevgiliye, Hakk'a bağlanan gönül muteberdir. (Mesnevi,I / 1853). Cebrail gibi, akıl ile insan Allah'a ulaşamaz; yarı yolda kalır. İnsanla , Allah arası bir deniz mesafesi ise ; akıl bu denizde bir yüzücü, aşk ise bir gemidir. Yüzmek güzeldir ama uzun bir yolculuk için yeterli değildir. İnsan yüzerken yorulabilir, boğulabilir. Ama gemiye binen hedefine ulaşır. (Mesnevi IV/ 1423-27)

    Bu aşkın mahiyeti ise sözle anlatılmaz, satırlara sığmaz . Ancak tadanlar bilir:

    Birisi sordu : 'Aşıklık nedir ?' Dedim ki : " Benim gibi olursan bilirsin !" (Mecalis-i Sab'a, 82)

    Yüce Sultanın "Ben ol da bil!" sözü Cenab-ı Hakka ulaşma yolundaki , "bilmek, bulmak, olmak merhalelerinin son derecesinin aşk ile gerçekleştiğini ifade eder. İlim ve akıl ise sadece bilmeyi sağlar. Yine Mesnevide :

    "Aşk ; her ne şekilde açıklasam da, anlatsam da onu tarifte insan dilsiz kalır.
    Kalem, gerçi her şeyi yazar ama , aşka gelince başı döner.
    Akıl, aşkı anlatmada çamura batmış eşek gibidir. Aşkı ve aşıklığı yine aşk izah eder.
    Güneşe delil, yine güneştir. Sana delil lazımsa, güneşten yüzünü çevirme." (Mesnevi, I/ 117-121) beyitleriyle aşkın tarife sığmadığı söylenilirken , aklin acizliği bir kere daha dile getirilir.

    Aşk yüzünden elbisesi yırtılanın , hırstan ve ayıptan temizlendiğini, aşkın bütün hastalıkların hekimi, kibir ve azametin ilacı olduğunu, topraktan yaratılan bedenin aşkla yüceldiğini (Mesnevi, I/22-25) söyleyen Mevlana; insanların hırs, tamah, kibir, kıskançlık ve kin gibi kötü huylardan ancak İlahi aşk ile arındığını belirtmek ister. Toplumda İlahi sevgi ile manevi alemi tanıyanlar çoğunlukta olursa aksaklıklar düzelir, huzur hakim olur. Diğer yandan insanın dünyadaki geçimi için bir sanat öğrendiği gibi , ahireti kazanmak için de bir sanat öğrenmesi , bu din sanatının , kazancının da aşk olduğu öğütlenir. (Mesnevi, II/2618-27)

    Mevlana ;
    "Anam aşk, babam aşk,
    Peygamberim aşk, Allahım aşk,
    Ben bir aşk çocuğuyum,
    Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim."

    Buradan anlaşılan şudur ki , yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp , kabukta kalanlardır. Asil olan insanin ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlas ve samimiyetle kulluk etmesidir.

    Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ;

    "Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi,I/224)

    "Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne , ebediliğe müsait değildir.

    Her an gönüle feyizler veren , goncadan daha taze olan , gözün ve ruhun safası olan İlahi aşk bakidir.

    Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur.

    Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler.

    "Bu aşka bende kabiliyet yok' deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)

    "Külle aşık olanlar , cüz' e itibar etmez. Cüz' e meyleden , küllün isteyicisi değildir" (Mesnevi,I/ 2903) beytiyle Mevlana , Allah aşıklarının Cenab-ı Hak dışında , başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise , bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, ilahi aşka götürebilir :

    "Vehme, hevese aşık olan sadıksa ; bu mecaz onu hakikate götürür." (Mesnevi , I /2861)

    Mecnun, Leyla'nın aşkıyla yola çıkmış, neticede Mevla'nın aşkına ulaşmıştır.

    Ama insanın ne mecazi, ne hakiki aşktan nasibi yoksa Hazret-i Mevlana , bunlara sert bir dille çatar:

    "Mademki aşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir.
    Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın , yüz rengin var, yüz alacan...
    Mademki kafatasında aşk şarabı yok,
    Var, geliri bol kişilerin mutfağında kase yala..."
    (Rubailer,126)

    "Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir." (Mesnevi,I/31)

    Yaradılışın özünü ve insanın fani benliğinden yükselişini aşkta bulan Mevlana; aşksız geçen ömrü, ömür saymaz:

    "Baht sana yar olur, yaver kesilirse;
    Aşk, seninle işe güce girişir.
    Aşksız ömrü hesaba sayma;
    O sayıdan dışarda kalacaktır çünkü..."

    (Mecali-i Saba 43)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör

    Benzer Konular
    Mevlana kebapçısı, Mevlana tüpçüsü var felsefesini bilen yok
    Mevlana kebapçısı, Mevlana tüpçüsü var felsefesini bilen yok Mevlana kebapçısı, Mevlana tüpçüsü var felsefesini bilen yok Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç Devami...
    Mevlana'nın doğduğu kentte Uluslararası Mevlana Semineri
    Mevlana'nın doğduğu kentte Uluslararası Mevlana Semineri Mevlana'nın doğduğu kentte Uluslararası Mevlana Semineri Afganistan'ın kuzeyindeki Belh vilayetinde "Uluslararası Mevlana Celaleddin Semineri" düzenlendi. Dev
    Mevlâna'yı mı, Şems'i mi anlamak daha kolay? Şems-i Tebrizinin irfanı Mevlana
    Mevlâna'yı mı, Şems'i mi anlamak daha kolay?        Şems-i Tebrizinin  irfanı Mevlana Mevlâna'yı mı, Şems'i mi anlamak daha kolay? Şems-i Tebrizinin irfanı Mevlana Celâleddin-i Rumi'yi irşad edecek seviyedeydi; Celâleddin'in irfanı ise halkı irşad edecek . Bu yüzden ilki(Şems) vahdeti, ikincisi
    Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir?
    Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir? Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gel
    dost kimdir ,kardeş kimdir , talebe kimdir !
    dost kimdir ,kardeş kimdir , talebe kimdir ! Evet Nurlardan derlemeler ben sözü üstadıma bırakıyorum buyrunuz inşallah . Mektubat 26.Mektub 10. Mesele Ziyaretçilere ait bazı dostlar tarafından ihtar ile bir düstur izah edilmek istenilmiştir. Onun içi
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  2. #2
    nurhadimi çevrimdışı üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar Mesajlar
    4.207
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 606 + 39360


    Cevap: Hz. Mevlana Kimdir?

    anlayana
    Yazar : Risale Forum
    EY NEFSİM;
    KALBİM GİBİ AĞLA VE BAĞIR VE DE Kİ:
    FANİYİM FANİ OLANI İSTEMEM,
    ACİZİM;ACİZ OLANI İSTEMEM,
    RUHUMU RAHMAN'A TESLİM EYLEDİM GAYRİ İSTEMEM.
    İSTERİM FAKAT BİR YAR-I BAKİ İSTERİM.
    ZERREYİM;FAKAT BİR ŞEMS-İ SERMED İSTERİM,
    HİÇENDER HİÇİM FAKAT BU MEVCUDADI UMUMEN İSTERİM.
    BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar Mesajlar
    412
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 118 + 5830


    Cevap: Hz. Mevlana Kimdir?

    Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ;

    "Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi,I/224)

    "Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne , ebediliğe müsait değildir.

    Her an gönüle feyizler veren , goncadan daha taze olan , gözün ve ruhun safası olan İlahi aşk bakidir.

    Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur.

    Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler.

    "Bu aşka bende kabiliyet yok' deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)
    Sadakte..Teşekkürler..
    Yazar : Risale Forum






  4. #4
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hz. Mevlana Kimdir?

    Hz. Mevlânâ'dan mesaj yüklü hatıralar...




    Mevlânâ Haftası münasebetiyle Konya dünyanın her tarafından gelen ziyaretçilerle dolup taşıyor.
    Demek ki asırlar geçer ama Hz. Mevlânâ geçmez. O tüm hatıralarıyla hayatımızda ve içimizdedir.

    İşte o unutulmaz hatıralarından bir demet sizlere. Zannederim siz de ibretle okuyacak, takdirle tefekkür edeceksiniz.

    ***

    Hz. Mevlânâ zikir halkasına katılmış, çevresiyle birlikte zikrediyordu. Tam bu sırada bir sarhoş da dışarıdan halkaya katılıp zikretmeye başladı. Ancak sarhoş dengesini tutamıyor, yanındakilere çarpıyor, rahatsızlık veriyordu.

    Tutup kapıya atmak istediler. Ama sarhoş çıkmak istemeyip direnince zorlamalar başladı.

    İş tekme tokada kadar varınca Mevlânâ sordu:

    -Ne yapıyorsunuz öyle?..

    -Sarhoştur, dediler çıkmak istemiyor, biz de çıkarmaya çalışıyoruz.

    Verdiği cevaba bakın lütfen:

    -Şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz!..

    Ne muhteşem bir söz. Ne müthiş bir cevap. Hem de kitaplık çapta...

    -Şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz!..

    Anlaşılan sarhoş da olsa saf dışı edilmesini istemiyor, hor hakir görülerek dışarı atılmasına razı olmuyordu. Sözlerine şunu da ilave ediyordu:

    -Düşene herkes tekme atar, bir tekme de siz atmayın!..

    ***

    İki kişi sokak ortasında ağız dalaşı yaparak tartışıyorlardı. Biri dedi ki:

    -Bana bak!.. Ben öyle bir adamım ki, bana bir söylesen bin cevap alırsın!..

    Oradan geçmekte olan Mevlânâ bu sözü duyunca hemen adamın yanına varıp çenesi altına kadar sokularak şöyle dedi:

    -Ben de öyle bir adamım ki, bana bin söylesen bir tane dahi cevap alamazsın!..

    Bir söze bin cevap vereceğini söyleyen adam, bir tane dahi cevap veremedi...

    Bir talebesi evlenmiş, hayata karışmıştı. Ziyaretine geldiğinde talebesinin kılık kıyafetinden ihtiyaç içinde olduğunu anlamıştı. Fakat halkın içinde mahcup etmeden nasıl yardımcı olabileceğini düşünüyordu. Nihayet bulduğu çareyi tatbike koydu. Kalkıp gitmek üzere olan talebesine seslendi:

    -Osman! Sen eksiden çok mütevazı biri idin, şimdilerde biraz gurura kapılmış gibi görüyorum seni. Çünkü o zamanlarda gelip elimi öperdin. Halbuki şimdi uzakta oturuyorsun, ne yanıma yaklaştığın var, ne de elimi öptüğün!..

    Osman kapının yanındaki yerinden mahcubiyetle kalkarak Mevlânâ'nın yanına yaklaşıp eline sarıldı. O sırada avucu içine önceden hazırladığı altınları kimsecikler görmeden Osman'ın avucu içine koyarak elini kapatan Mevlânâ, şu tembihte bulunmayı da ihmal etmedi:

    - Osman dedi, ben el öptürmeyi çok severim, sık sık gelip elimi öpmeni istiyorum!..

    Osman avucu içindeki altınları sıkı sıkıya tutarak çıkıp evin yolunu tutarken bu zarif anlayış karşısında öylesine duygulandı ki, yol boyunca gözyaşlarını durduramadı...

    ***

    Sökülen cübbesini üzerinde iken dikmeye çalışan Gevher Hatun, çevredeki geleneğe uyarak,

    -Efendi, dedi ağzına bir çöp al da aklını dikmiş olmayayım!..

    Mevlânâ bu yersiz geleneği zarif bir cevapla düzeltti:

    -Hanım sen merak etme. Ben ağzıma çöp yerine Kulhüvellahü'yü aldım. O, çöpten iyi korur beni.

    ***

    Bir gün Konya çarşısında yürürken bir papaz kendisini görünce ayağa kalkıp eğilerek hürmetle selam vermişti. Bunu gören Mevlânâ ise papazdan da aşağıya eğilerek selamına mukabele etti. Bu duruma itiraz eden biri,

    -Bir papaza da bu kadar aşağıya eğilmek olur mu? deyince şu cevabı verdi.

    -Tevazuda da papazı geçmemiz gerekir!
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nereden Yer
    Elest Meclisinden
    Mesajlar Mesajlar
    8
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 41 + 140


    Cevap: Hz. Mevlana Kimdir?

    aslında O nu anlatmaya ne sözcükler ne zaman yeter .

    paylaşımınız için teşekkürler.

    Kur’ân’da “Onlar, Allah’ı severler” sözünü okudun ya, bu söz, “Allah da onları sever” sözüne eşittir.

    Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rûmî (k.s.)
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    Istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    52
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 42 + 396


    Cevap: Hz. Mevlana Kimdir?

    Herkes kafasına göre bir Hz.Mevlana çiziyor. Özellikle mütefekkir, semazen Hz.Mevlana, velîyullah Hz.Mevlanadan daha popüler. Neden acaba (!)
    Yazar : Risale Forum
    Ne o'cuyum, ne bu'cuyum; aynı yolun yolcusuyum

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Nereden Yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar Mesajlar
    19
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 37 + 224


    Cevap: Hz. Mevlana Kimdir?

    Mevlana bir şahsın isminden çok bir unvandır.Tarihte bir çok kişi unvanı almıştır.Burdaki Mevlanadan kastın Celalleddin rumi mi acaba?saygılarımla.
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar Mesajlar
    5
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 35 + 40


    Cevap: Hz. Mevlana Kimdir?

    gerçekten bilgisine saygı duyduğum birisi
    Yazar : Risale Forum

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2018
    Nereden Yer
    ankara
    Mesajlar Mesajlar
    42
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 4 + 10


    Cevap: Hz. Mevlana Kimdir?

    Emeğinize sağlık paylaşım için teşekkürler.
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222