Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 1/62 123451151 ... SonSon
613 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Osman nuri topbaş hoca efendiden sohbetler..

    Kur'an ve Tefekkür

    Cenâb-ı Hakk’ın ilâhî sıfatlarının bu âlemde kâmil mânâda üç tecellî mekânı vardır:

    İnsan, Kur’ân ve kâinât...

    İnsan, bütün esmâ tecellîlerinden nasîb almış bir varlık olarak âlemin özünü teşkîl etmiştir. Aynı esmâ tecellîlerinin kelâm hâlinde tecellîsi de Kur’ân’ı ifâde eder. Kur’ân, insana nazaran daha mufassaldır. Ancak özdeki beraberliğinden dolayı:

    “İnsan ve Kur’ân, ikizdir…” buyurulmuştur.

    Esmâ-yı ilâhiyyenin üçüncü tecellî mekânı olan kâinât ise, Kur’ân’ın bir nevî tefsîridir. Kâinat sessiz bir Kur’ân, Kur’ân da sesli bir kâinattır. İnsan ise -öz cevheri itibâriyle- bu sesli ve sessiz Kur’ân nûrları içinde kemâl bulan bir tecellî sultânı mevkiindedir. Bu bakımdan “insan, Kur’ân ve kâinat” tam bir tevhîd âilesidir.

    Semâlar, nasıl ki yıldızlar ile kıyâmete kadar saltanatlı bir kudret yapısı olarak kalacaksa, Kur’ân da insanlığın bir ikbâl ve istikbâl semâsı gibi “âyet” yıldızları ile parlayacak ve kıyâmete kadar yaşayacaktır. Bu cihetledir ki, cihânın en hayırlı ve mes’ûd insanları, Kur’ân gölgesi altında toplanan ve onun hayat nûru ile beslenenlerdir.
    devamı var

    Benzer Konular
    Osman Nuri Topbaş: Faziletler medeniyeti
    Osman Nuri Topbaş: Faziletler medeniyeti Osman Nuri Topbaş: Faziletler medeniyeti Türkiye, hem sınır ötesinden hem de içeriden gelen tehditlerle terör üzerinden sahnelenen oyunlarla diz çöktürülmeye çalışıyor. Osman Nu
    Osman Nuri Topbaş'tan Sevenlerine Uyarı
    Osman Nuri Topbaş'tan Sevenlerine Uyarı Osman Nuri Topbaş, kendi sayfasından şahsı ile ilgili son zamanlarda çıkan yayınlar ile ilgili açıklamada bulundu. Sevenlerine seslenen Topbaş, gurur, kibir ve şöhrete zemin hazırlayan ve reklam edercesine yapılan bu tür
    Hâce Musa Topbaş (Sâdık Dânâ) Efendiden İnciler
    Hâce Musa Topbaş (Sâdık Dânâ) Efendiden İnciler Tasavvuf böyle anlaşılır Tasavvufu yaşadığını zanneden birtakım liyâkatsiz veya kötü niyetli insanların tatbikâtına bakarak onu anlamak imkânsızdır. Zîrâ Tasavvuf, her kantarın çekebileceği bir yük olmadığından, ehil
    Hz. Osman Belegeseli ve Hz. Osman ile ilgili Sohbetler
    Hz. Osman Belegeseli ve Hz. Osman ile ilgili Sohbetler Hz. Osman Belgeseli -1463356012199133962&ei=pch4S-LgG4uc2wKx4IjFBw&q=Hz.+Osman+Belgeseli#
    hoca efendiden bir dua...
    hoca efendiden bir dua... En karanlık anlarda,en tenha yerlerde,en kimsesiz çöllerde dahi hep bizimle beraber olan gariplerin enÎsi,kimsesizlerin kimsesi ve çaresizlerin çaresi Yüce Allah'a ..Zerrât-ı kainat sayısınca hamd ve şükür.... Peygamber
    Yazar : Risale Forum
    Konu ABDULLAH tarafından (26-09-2012 Saat 18:35 ) değiştirilmiştir.
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #2
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbetler..

    Kur'an ve Tefekkür devamı

    Her sır, hikmet ve hakîkat Kur’ân’da gizli, her saâdet îmânda zâhirdir. Bu uçsuz bucaksız âlem de gösterir ki; Cenâb-ı Hak, dilerse zerrede ummânı, dilerse ummanda zerreyi gizli kılar veya âşikâr eder.

    Bu hakîkatlere istinâden Hazret-i Mevlânâ şöyle buyurur:

    “Birgün bende Allâh Teâlâ’nın nûrunu insanlarda göreyim diye bir arzu uyandı. Sanki denizi damlada, Güneş’i ise zerrede görmek istiyordum…”

    Bir bakıma hakîkate ulaşma arzu ve iştiyâkını ve hakîkatteki derinliği ifâde eden bu beyânın da ortaya koyduğu gerçek, insanoğlunu zirvelere götürecek en büyük vâsıtanın, hakîkati tefekkür olduğudur. Zîrâ, hakîkate ulaşmanın yegâne vâsıtası, tâbir câizse şah damarı, tefekkür ve tecessüstür.

    Kâinâtın gönülle tefekküründe ince gâyeler, nâzenîn hikmetler tezâhür etmektedir ki, cihânın -umûmî bakışa göre- imtihan iklîminde bir îmân dershânesi olduğu meydandadır. İlâhî terbiye ve idârenin yürürlükte olduğu bu âlemde aykırılıklar ve menfîlikler gösteren insanlar ise nefsî ve şahsî kıymetlerini Hâlık’ın rızâsı dışında bir yaşayışla ziyan ettikleri ve gerekli ebediyet sermâyesini temin edemedikleri cihetle ne büyük bir hüsrân girdabı içindedirler.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  3. #3
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbetler..

    Kur'an ve Tefekkür devamı

    İnsanoğlu, Hakk’a kul olabilmenin haysiyet ve şerefi ile yaşayarak istikbal düğümünü, yâni ölüm muammâsını çözmeli, onu vahyin içinde tefekkür edip hakîkatine bağlamalıdır. Zîrâ herkesi hayat mevzuunda ateşli bir girdap hâlinde saran ölüm, istisnâsız başlara çökecek en çetin istikbal gerçeği olunca, onu tefekkür edip mûcibince yaşayıp huzura ermek, beşerî gâyelerin önünde gelir.

    Bu itibarla insanoğlu, kâinâtı tanımak, ve ondaki ilâhî sır ve hikmetlere vâkıf olmak istikâmetinde tecessüs ve tefekküre hakkıyla yol bulmak için ancak Kur’ân’ın irşâdına muhtaçtır.

    Zîrâ Kur’ân-ı Kerîm olmadan insan tefekkürü kâmil şekilde bir akıl, iz’an ve idrâk sergileyebilseydi, Allâh Teâlâ, kullarına ilâve bir yardım olarak ne enbiyâ gönderirdi ne de yüce kitâbını inzâl buyururdu. Demek ki insanın, yaratılışında bulunan tecessüs ve tefekkür istîdâdını lâyıkıyla kullanabilmesi için, böyle bir ilâhî yardıma ihtiyaç vardır. Eğer insan, Kur’ân’a muhâtab olmasaydı, acabâ Allâh’ın

    meselâ “ehadiyyet” ve “samediyyet” gibi vasıflarına vâkıf olabilir miydi? Demek ki Kur’ân, insandaki tefekkür ve tecessüse zemin olan bütün hakîkatlerin deryâsına açılabilmek için sayısız irşâd ve îkaz ile o fıtrî sermâyeyi en doğru ve en güzel şekilde yönlendirmektedir.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  4. #4
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbetler..

    Kur'an ve Tefekkür devamı

    Kur’ân-ı Kerîm’in bize açtığı tefekkür kapısı olmasaydı, birçok hakîkatleri hem idrâkten hem de ifâdeden mahrum kalırdık. Bu itibarla Kur’ân’ın sonsuz muhtevâsı üzerinde zihin yormak zarûrîdir. Tabiî bu da, belli ölçü ve hudud içerisinde

    olmalıdır. Zîrâ Kur’ân-ı Kerîm, “yaş ve kuru her ne varsa” kendisinde mevcud bulunduğunu beyân ettiğine göre, ondaki hakîkatler manzûmesinin kâinât gibi nihâyetine varılması imkânsızdır.

    Bu demektir ki, tefekkür ve tecessüsü nasıl kullanmak lâzım geldiği husûsunda Kur’ân’ın sayısız irşad ve îkâzla beşere çizmiş olduğu bir ufuk vardır. Bu husus iyi

    anlaşılmalı ve onun hangi noktalara kadar mevcûd olduğu idrâk edilmelidir. Çünkü bize verilen akıl, bir el terazîsi hacminde; lâkin tartılacak olan hakîkat ise Kaf Dağı

    cesâmetindedir. Onun için aklı vahyin potasında eritmek, onu teslîmiyetle müzeyyen kılmak zarûrîdir.

    Bu bakımdan aczinin idrâkinde ve haddini bilen müfessirler, herhangi bir âyet-i kerîmenin yüklendiği mânâları liyâkatleri nisbetinde îzâh ettikten sonra:

    “En doğrusunu Allâh bilir…” diyerek onun Cenâb-ı Hak katındaki hakîkatinin nasıl ise öyle olduğuna inanmak lâzım geldiğini beyân buyurmuşlardır.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  5. #5
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbetler..

    Kur'an ve Tefekkür devamı

    Çünkü bir evin mutfağındaki herhangi bir kapta mevcûd olan su ile okyanustaki su arasında mâhiyet farkı olmamakla berâber, sonsuz bir hacim ve kemiyet farkı vardır.

    Diğer taraftan anadan doğma bir âmâya renk anlatılsa onun zihninde mutlaka bir iz bırakır. Lâkin bu izle rengin gerçeği arasında acabâ ne kadar büyük bir mâhiyet farkı vardır! Bu ölçülemez.

    Dolayısıyla Kur’ân’ın ihtivâ ettiği bütün lâfızlara işte bu mantık penceresinden bakmak ve oradan beşerî şartlarla kavranabilen mânânın, tam ve kâmil mânâ olduğunu iddiâ etmekten kaçınmak lâzımdır.

    Hâsılı bütün bu keyfiyetler hakîkate ulaşmak için tefekkür ve tecessüsün insan idrâki ile kavranabilme hudûduna dikkat çekmektedir. Şimdi bu istikâmette gerekli dirâyet için Kur’ân’ın îkâz ve irşâdından gönüllere birkaç demet sunmaya çalışalım:

    Eşsiz bir hidâyet ve saâdet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm, pek çok âyet-i kerîmesinde insanın yaratılışındaki hikmetleri, kâinattaki hârikulâde nizâmı ve Kur’ân-ı Kerîm’in bir beyan mûcizesi olduğunu düşünmeye dâvet eder. İnsanlık haysiyetine lâyık bir şekilde yaşamak isteyenler, Kur’ân-ı Kerîm’in istikâmetlendirdiği bu tefekkür dünyâsına girmek mecbûriyetindedirler.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  6. #6
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbetler..

    Kur'an ve Tefekkür devamı

    Kâinat hâdiseleri üzerinde tefekkür eden insan şuuru:

    “Bu cihân nedir? Niçin yaratıldım? Fânî günlerin hakîkati ve mâhiyeti nedir? Saâdet yolu hangisidir?” Velhâsıl: “Kimin nesiyim?.. Nasıl yaşamalıyım?.. Nasıl düşünmeliyim?.. Ve nasıl bu fânî âleme vedâ etme hazırlığı içinde olmalıyım?..” gibi uzayıp giden istifhamların cevabını arar.

    Topyekün kâinat, ince kudret akışları ve hasas bir hesap içinde çalkalanırken âlemin en üstün varlığı ve ziyneti olan insanın hesapsız, gelişigüzel, nefsâniyetine mağlûb olarak hareket etmesine yol var mıdır?

    Âyet-i kerîmelerde buyurulur:

    “Bizim sizi boş yere, bir oyun ve eğlence olarak yarattığımızı ve sizin bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (el-Mü’minûn, 115)

    “İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?” (el-Kıyâme, 36)

    İnsanın masumluk devri, bülûğa ermesi ile nihayet bulur. Kulluğu lâyıkıyla gerçekleştirme gayreti içinde olan mü’minlere bu ikinci merhalede yeni bir

    mesuliyet devri başlar. Bu olgunlaşma devrinde akla ilâveten bir de gönül gözü ile tefekkür etmek gerekir ki, cihân ilâhî sırlarını, kudsî hikmetlerini, hakîkî renklerini, ancak îmânlı gönüllere açar. Âyet-i kerîmelerde buyurulur:

    “Onlar, üstlerindeki göğü nasıl yapmışız, süslemişizdir bir bakmazlar mı? Onda hiçbir çatlak da yoktur. Arzı (yeryüzünü nasıl) yaydık, ona sağlam dağlar attık, onda gönül açan her çiftten bitirdik?! (Bütün bunları) Allâh’a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak için ve (ona) ibret vermek için (yaptık).” (Kâf, 6-8)
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 249 + 16439


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbetler..

    Yazılarının ve sohbetlerinin sıkı takipçilerindenim Hoca Efendinin, Hocam, ne iyi etmişsiniz böyle bir konu açarak Allah razı olsun devamını bekleriz...
    Yazar : Risale Forum
    Konu pendüender tarafından (25-09-2012 Saat 06:56 ) değiştirilmiştir.
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  8. #8
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbetler..

    Alıntı pendüender Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazılarının ve sohbetlerinin sıkı takipçilerindenim Hoca Efendinin, Hocam, ne iyi etmişsiniz böyle bir konu açarak Allah razı olsun devamını bekleriz...
    Rabbim sendende razi ve memnun olsun kardesim Devami gelecek insallah istifade edenlerden oluruz selam ve dua ile..
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #9
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbetler..

    Kur'an ve Tefekkür devamı

    çatılan güneşin batışı ve doğuşu ile gece-gündüz açılıp kapanan yıldız, hilâl ve mehtap cümbüşleri ile donatılan saltanatlı bir semânın altında türlü nîmet ve lezzetler içinde safâ sürerken bu cihânın sanatkârını, bu nîmetlerin hakîkî sahibini aramaya üşenen bir nankörlük ve körlük içinde ömrünü ziyân edenler hakkında âyetler ne müthiş bir îkâz ve irşaddır:

    “Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık.” (Sâd, 27)

    “Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık. Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi, gerçek bir sebeple yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.” (ed-Duhân, 38-39)

    Cihân ilâhî azamet tezâhürlerinin sanat hârikası bir sergisidir. Bu bediî mekânda şuurla dolaşan her îmanlı sîne, fikrî uyanışlara, kâinattaki kudret akışları karşısındaki ürperişlere ve ne dehşetli mânevî lezzetlere mazhar olur.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  10. #10
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbetler..

    Kur'an ve Tefekkür devamı

    Âyet-i kerîmelerde buyurulur:

    “Allâh’ın gökten bir su indirip de onu bir yoluyla yeryüzündeki menbâlara koyduğunu görmedin mi? Sonra onunla türlü renklerde bir ekin çıkarır, sonra onun olgunlaşıp sarardığını görürsün. Sonra da onu bir çöpe çevirir. Elbette bunda temiz akıllılar için bir ihtar vardır.” (ez-Zümer, 21)

    “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allâh’ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda,

    yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allâh’ın varlığını ve birliğini ispatlayan) birçok deliller vardır.” (el-Bakara, 164)

    Gökyüzünden muhabbet nurları yağmakta, topraklardan zümrüt sevdâlar fışkırmakta… Öyle ki, semâ ve yeryüzü gibi iki muhabbet çemberi ile kuşatılan derin tefekkür sâhibi her insan, zâhirî ve derûnî duyuşlarını, zarûreten ilâhî muhabbetle te’lif ederek mânen tekâmül etmeyi kendisine meslek tutacaktır. Allâh Teâlâ buyurur:

    “Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O’dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (er-Ra’d, 3)
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


Sayfa 1/62 123451151 ... SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 108, 112, 115, 118, 119, 120, 124, 126, 127, 128, 131, 134, 135, 137, 138, 139, 140, 142, 143, 146, 147, 151, 153, 155, 157, 159, 160, 161, 164, 165, 166, 167, 172, 179, 184, 191, 195, 198, 207, 527, 600, abese, açacak, açıklıyoruz, adıyla, affetme, ahenk, ahirettedir, ahmaklar, aklı, aklımızla, akıldan, alâkası, aldatmak, aldıkları, aleme, âlemleri, allah, alınmış, amelin, amellerin, âmî, anarşiye, andan, anlayan, anlıyoruz, araf, arkadaşı, armut, arpa, arınmış, arz, asi, askerinin, atan, atmak, aya, âyetlerden, ayetten, âyine, azlığı, ağlayarak, ağzı, bahçeyi, bana, basar, baskı, bayrak, bazı, bağlamış, bağışlar, başlarında, başlayan, başıbozuk, başıboş, başındaki, bedeldir, bekçisi, benî, beraberdim, beraberlik, bertaraf, berzahta, beşer, biçarelerin, bildirir, bile, bilesin, bilinen, biliniz, bilinmez, biliyorlardı, bilmesi, bin, bir adam, birdir, birlik, bitti, bizimle, bizleri, boz, bozan, boğulmak, boğulur, boşa, budur, bulamaz, bülbülü, buldum, bulunmak, burayı, bütünleş, çalışıyor, çarşı, çağırdı, çerçevesi, cevaben, cihâ, cihanı, cilvelerine, çok, çoktur, cömertlik, cömertlikte, cümlemizi, cümleyi, çıkış, dadır, daire, damarı, davranışları, dayanamıyorum, dağlar, dedikleri, dedikodu, dediler, delalet, delildir, demeye, demişler, derece, dervişler, devletinin, deyince, değildi, değilim, değişmem, değiştirmek, dikkatle, dile, dileyen, dinlersen, dirilsin, diye, diyordum, diyorsunuz, diyoruz, diz, dökmek, doktora, dönsü, dosyaları, doymak, dünyadan, dünyasına, durarak, duruma, duyan, düzenli, düğü, düğümü, düşmanı, düşünmeliyim, dış, dışında, edebdir, edendir, edenleri, edilemeyen, edilirse, ediyorlar, efes turları, ehemmiyetlidir, ejderha, eliyle, elzemdir, emanetin, emridir, emrini, emsal, engeli, engeller, erbili, esrarlı, etmektedirler, etmekteyiz, etmeme, etmemesi, etmemiz, etmeyiz, etmişsin, etrafındaki, ettir, ettiren, ettirir, ettiğimiz, evden, evladı, eyleme, eşlerini, eşsiz, faaliyette, fakirler, fare, fazilet, fecr, ferah, fetihlerin, fikirleri, fikrini, firâseti, gaflete, galebe, ganimet, gaybe, gayret, gazabı, gecelerin, geçmesi, gelmiş, gerçekleri, gerçeğini, gerekiyor, getirip, gevşemeyin, gezer, gezi, girdim, gitmiş, gitti, gizlidir, gökte, göndermiş, göreceksin, göremiyorlar, görmeye, görmeyi, görüyorum, görüşleri, gösteriş, gösterme, gümüş, günahlarınızı, günlüğü, güruh, gururu, güzelliklere, güzelliklerinden, güzelliği, hac ve umre, hadislerden, hakikatine, halka, hallere, hallerini, hâlıkını, hanımlarda, hararet, harbi, hasletlerin, hastalığından, hastalığını, havuz, hayatım, hazretlerini, hazırlığı, herşeyin, hevâ, heves, hevesi, hicr, hiddetle, hilkat, hitaben, hizmete, hizmetteki, hoca, hoşnud, hristiyan, huyları, huylu, huşû, hıristiyan, hırsları, ibarettir, îcâbı, içimize, içindeyim, idrakin, ihata, ihtiras, ihtiraslar, ihtirasları, ikincisi, ikinin, ile, ilerleme, ilham, ilimle, ilimlerde, ilimsiz, ilişkileri, ilişkisi, inananlar, inancı, incitir, incitmek, incitmekten, indirdi, insanin, insanlığı, isen, isimli, istediğini, istekleri, istemeye, istikbaldeki, isyana, itidal, izale, işaret, işkence, işlemeyen, işlere, iştir, iştiyak, kabre, kadınları, kahrı, kalacak, kalbinin, kalblerine, kalmamış, kalmasını, kamer, kampanyaları, kandilleri, kanunları, kaplan, karakterli, kardeşi, kardeşlerimiz, kardeşlerimizi, karışsı, kavga, kavme, kavmin, kavuşmuş, kayser, kazancı, kederi, kemik, kendilerini, kendisinde, kesilmiş, kesmeyi, kesti, kimsede, kitabını, kolaylaştırır, kontrolü, konuşmak, korkudan, korkunun, koruması, korunması, kötülüklerin, koyan, koyup, küçümsemek, kudretine, kudüs, küfrü, kullar, külliye, kullukla, kulumun, kurar, kurtarıcı, kurulan, kuruş, kuvvetle, kılınmıştı, kırılmaya, kısmen, kısmı, kısı, kıyamete, kıymetini, lâkin, lisanlar, lisanı, lütuf, maddeten, mahalli, mahkeme, mahlukat, mahvolur, malımı, malzemeleri, mama, manen, mağfiret, mağlub, mağlup, mecbur, menbaı, merhametin, mesel, meselâ, meselede, meydanı, meşhurdur, milleti, misafirhanesi, misin, misli, misvak, muazzam, mücahede, mucib, müdâfii, muhabbete, muhabbettir, muhakkak, muhaldir, muhterem, müjdeyi, mukayese, mükellefiz, mükerrem, mümkü, münafıklar, mürşidi, müslümana, müsrif, müstehak, mütevâzî, müş, nail, nas, nasib, nden, nefret, nefsânî, neyin, nezâket, nihayet, niyetle, nüfuz, numunesi, ödü, okuyunca, olan, olana, olduk, öldürmeye, olduğuna, olduğundan, olgun, olmadı, olmaktan, olmamak, olmayanı, olmayı, ölülere, omuzuna, onlardan, onsuz, oradan, oralarda, ötelere, ötesine, otururken, öyledir, özellikle, öğreten, pakistan, pamuk, parçalar, parıldayan, peygamberdir, peygamberlere, planı, rabbinin, rahatı, rahmeten, revaç, rezil, rivayette, saadetine, sabahı, sabırda, sahibidir, sahnesi, sakı, sakınmak, salahiyet, sâlihleri, sana, sardı, sarılmak, sayılan, seâdeti, sekiz, semeresi, sergilemek, sergiler, sermaye, servet, seslendi, seslenir, sev, sevilelim, seviyesi, sevmez, sevsin, sihri, sizde, sizdeki, sohbete, sohbetin, sohbette, sor, sordular, söylemez, söylemiş, söyleyerek, süfyan, sultana, sünnetleri, süre, süren, suretle, sürü, süsleyen, susuz, sıhhat, sırra, sığı, sığınmak, tahrip, takdim, takdiri, takvim, tamamıyla, tarîkı, tasavvuf, tasavvur, tavır, taşları, teberrük, tedirgin, tekini, teli, temasları, teranesi, ters, titizlik, tokat, toplamak, toplansa, topluma, tükenmez, tutma, tutuyorlar, tuğlaları, ufkunu, ufuk, uhrevî, ülke, ümid, umma, üslûbuyla, ustaları, üstü, uyanı, uyum, uzeyr, üzülmeyin, vacib, vahy, varlığının, vazgeç, vazifeli, vazifesidir, veliyi, verdiği, verildi, verilmiş, vermenin, vesveseler, vurmak, yapabilme, yapacaktı, yapanlar, yapması, yaradan, yaradanı, yaratanı, yaratılışında, yardımı, yarım, yarışmaları, yarışı, yaygın, yayı, yazdığı, yazmalı, yağıyor, yaşıyoruz, yepyeni, yerden, yok, yolcusu, yönden, ırkı, yurduna, yüzleri, yıldızlara, yıldızları, ızdırab, ışık, ışıkları, zahmet, zamanla, zamanları, zarif, zata, zelzele, zemzem, zengini, zerafet, zevklerinden, zikirle, zikredince, zincire, zira, zulmü, zıttı, şahiddir, şahsî, şahsiyet, şahsiyetini, şartları, şaşkınlığı, şefkatinin, şerifi, şerleri, şevk, şeye, şeylerle, şeytanları, şeytanı, şöhret, şükürle, şüpheli

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222