3 sonuçtan 1 ile 3 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.060
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210278

    Bakara Sûresi - Sadaka ve Zekat


    1 ﴿ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ Bu kelâmın mâkabliyle nazmını îcab ettiren münasebet ise:

    Namaz عِمَادُ الدِّينِ 2 yani dinin direği ve kıvamı olduğu gibi, zekât da İslâmın kantarası, yani köprüsüdür. Demek, birisi dini, diğeri asayişi muhafaza eden İlâhî iki esastırlar. Bunun için birbiriyle bağlanmışlardır.

    Zekât ile sadakanın lâyık oldukları mevkilerini bulmak için birkaç şart vardır:

    1. Sadakayı vermekte israf olmaması.

    2. Başkasından alıp başkasına vermek suretiyle halkın malından olmayıp kendi malından olması.

    3. Minnetle in’âmın bozulmaması.

    4. Fakir olmak korkusuyla sadakanın terk edilmemesi.

    5. Sadakanın yalnız mala ve paraya münhasır olmadığı bilinmesiyle, ilim, fikir, kuvvet, amel gibi şeylerde de muhtaç olanlara sadakanın verilmesi.

    6. Sadakayı alan adam, o sadakayı sefahette değil, hâcât-ı zaruriyesinde sarf etmesi lâzımdır.

    Kur’ân-ı Kerim bu şartları, bu nükteleri insanlara sadaka olarak ihsan ve ihsas etmek için يُزَكُّونَ 3 veya يَتَصَدَّقُونَ 4 veyahut يُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ 5 gibi îcazlı bir ifadeyi terk edip, وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ 6 gibi itnablı bir cümleyi ihtiyar etmiştir.

    1. Teb’îzi ifade eden مِنْ israfın reddine;

    2. مِمَّا ’nın takdimi, sadakanın kendi malından olduğuna;



    Not
    Dipnot-1 “Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden muhtaçların ihtiyaçlarını giderirler.” Bakara Sûresi, 2:3.
    Dipnot-2 “(Namaz) Dinin direğidir. (Tirmizi, İmân: 8; İbni Mâce, Fiten: 12; Müsned, 5:231, 237; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:76.)
    Dipnot-3 Tezkiye ederler; bir şeyi temizlerler.
    Dipnot-4 Sadaka verirler.
    Dipnot-5 Zekatlarını verirler.
    Dipnot-6 “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden muhtaçların ihtiyaçlarını giderirler.” Bakara Sûresi, 2:3.



    hâcât-ı zaruriye: zorunlu temel ihtiyaçlar; yiyecek, ev gibi ihsan: ikram, bağış
    ihsas etmek: hissettirerek bildirmek ihtiyar etmek: seçmek, tercih etmek
    in’âm: nimetlendirme israf: gereğinden fazla tüketme
    itnab: sözü uzatma; yeni bir fayda için, maksadı alışılmamış şekilde uzun bir söz ile ifade etmek kantara: köprü, geçit
    kelâm: âyet, söz kıvam: dayanak, direk, temel
    minnet: başa kakma muhafaza: koruma
    mâkabl: öncesi münhasır: sınırlı, ait, özel
    nazm: dizme, tertip edip düzenleme; Kur'ân-ı Kerîmin Allahü taâlâ tarafından dizilen mübârek sözleri, ifadeleri nükte: ince ve derin mânâ
    sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım sarf etmek: harcamak, kullanmak
    sefahet: zevk ve eğlenceye düşkün olma ve malını gereksiz yere harcama; beyinsizlik takdim: öne geçirme, öne alma
    teb’îz: bütünü parçalamak, bölmek, kısımlara ayırmak; bütünden bir parça, kısım îcab ettirmek: gerektirmek
    îcâz: sözü kısaltma; maksadı az sözle açık ve net bir şekilde anlatma


    Benzer Konular
    Zekat borcunu ödemeyen sadaka verebilir mi?
    Zekat borcunu ödemeyen sadaka verebilir mi? Zekat borcunu ödemeyen sadaka verebilir mi? Sadaka, yükümlünün durumuna göre farz, vacib veya nâfile hükmünde olur. Devami...
    Makbul Zekat ve Sadaka nasıl olur ?
    Makbul Zekat ve Sadaka nasıl olur ? 1 ( وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُو
    Zekat ve Sadaka-i Fıtr İle İlgili Merak Edilenler
    Zekat ve Sadaka-i Fıtr İle İlgili Merak Edilenler Zekat nedir? Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen zekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allâh rızası için muayyen kişilere verilmesi demektir. Malî ibad
    Zekat, sadaka, fakir, zengin...
    Zekat, sadaka, fakir, zengin... 311. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Sen, Ehlikitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları davet edeceğin ilk şey, Allaha ibadettir. Onu bilip anladıklarında, Allahın günde beş vakit namazı farz kı
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.060
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210278

    Cevap: Bakara Sûresi - Sadaka ve Zekat - Sayfa: 73

    3. رَزَقْنَا 1 minnetin olmamasına (çünkü veren Allah’tır, kul ise bir vasıtadır);

    4. Rızkın نَا ’ya olan isnadı, fakirlikten korkulmamasına;

    5. Rızkın âmm ve mutlak olarak zikredilmesi, sadakanın ilim ve fikir gibi şeylere de şâmil olmasına;

    6. نَفَقَ 2 maddesi, alanın sefahete değil, hâcât-ı zaruriyesine sarf etmesine işaretlerdir.

    Bütün muavenet ve yardım nevilerini hâvi olan zekât hakkında, sahih olarak Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan 3 اَلزَّكَاةُ قَنْطَرَةُ اْلاِسْلاَمِ hadis-i şerifi mervidir. Yani, Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zira yardım vasıtası zekâttır. İnsanların heyet-i içtimaiyesinde intizam ve asayişi temin eden köprü, zekâttır. Âlem-i beşerde hayat-ı içtimaiyenin hayatı, muavenetten doğar. İnsanların terakkiyatına engel olan isyanlardan, ihtilâllerden, ihtilâflardan meydana gelen felâketlerin tiryakı, ilâcı, muavenettir.


    Evet, zekâtın vücubu ile ribanın hurmetinde büyük bir hikmet, yüksek bir maslahat, geniş bir rahmet vardır.

    Evet, eğer tarihî bir nazarla sahife-i âleme bakacak olursan ve o sahifeyi lekelendiren beşerin mesâvisine, hatâlarına dikkat edersen, heyet-i içtimaiyede görünen ihtilâller, fesatlar ve bütün ahlâk-ı rezilenin iki kelimeden doğduğunu görürsün.



    Not
    Dipnot-1 Rızık olarak verdik.
    Dipnot-2 Muhtaçlara dağıtırlar.
    Dipnot-3 “Zekât, İslâmın köprüsüdür.” el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:517.


    Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
    ahlâk-ı rezile: alçak, kötü ahlâk fesat: bozgunculuk, bozulma
    hadis/hadis-i şerif: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış hayat-ı içtimaiye: sosyal hayat
    heyet-i içtimaiye: sosyal yapı hikmet: sebep, sır, gaye
    hurmet: haram olma, yasak olma hâcât-ı zaruriye: zorunlu temel ihtiyaçlar, yiyecek ve içecek gibi
    hâvi: kapsayan, içine alan ihtilâf: ayrılık
    ihtilâl: karışıklık, isyan ve ayaklanma, devrim intizam: disiplin, düzen
    isnad: dayandırma maslahat: fayda, yarar
    mervi: rivayet edilen, nakledilen mesâvi: kusurlar, ayıplar, hatalar
    minnet: başa kakma muavenet: yardımlaşma
    mutlak: kayıtsız, sınırsız; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi nazar: bakış
    nevi: tür, çeşit rahmet: İlâhî şefkat ve merhamet
    riba: faiz rızık: Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler
    sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım sahife-i âlem: âlem sayfası
    sahih (hadis): Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin olarak bilinen hadis sarf etme: harcama, kullanma
    sefahet: zevk ve eğlenceye düşkün olma ve malını gereksiz yere harcama; beyinsizlik temin etme: sağlama, güvence altına alma
    terakkiyat: ilerlemeler, kalkınmalar tiryak: güçlü ilâç, çare
    vücub: kesinlik, farz olma âlem-i beşer: insanlık âlemi
    âmm: genel; sayısız şeyleri içine alan, aynı cinsten bir çok fertlere birden delâlet eden lâfız; cemaat lâfzı gibi şâmil olma: kapsama, içine alma

    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.060
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210278

    Cevap: Bakara Sûresi - Sadaka ve Zekat - Sayfa: 74


    Birisi: “Ben tok olayım da, başkası açlığından ölürse ölsün, bana ne!”

    İkincisi: “Sen zahmetler içinde boğul ki, ben nimetler ve lezzetler içinde rahat edeyim.”


    Âlem-i insaniyeti zelzelelere maruz bırakmakla yıkılmaya yaklaştıran birinci kelimeyi sildiren ancak zekâttır.

    Nev-i beşeri umumî felâketlere sürükleyen ve bolşevikliğe sevk edip terakkiyatı, asayişi mahveden ikinci kelimeyi kökünden kesip atan, hurmet-i ribadır.

    Arkadaş! Heyet-i içtimaiyenin hayatını koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır. Havas kısmı avamdan, zengin kısmı fukaradan hatt-ı muvasalayı kesecek derecede uzaklaşmamaları lâzımdır. Bu tabakalar arasında muvasalayı temin eden zekât ve muavenettir. Halbuki vücub-u zekât ile hurmet-i ribaya müraat etmediklerinden, tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvasala kesilir, sıla-i rahim kalmaz. Bu yüzdendir ki, aşağı tabakadan yukarı tabakaya ihtiram, itaat, muhabbet yerine ihtilâl sadâları, haset bağırtıları, kin ve nefret vâveylâları yükselir. Kezalik, yüksek tabakadan aşağı tabakaya merhamet, ihsan, taltif yerine zulüm ateşleri, tahakkümler, şimşek gibi tahkirler yağıyor.

    Maalesef, tabaka-i havastaki meziyetler, tevazu ve terahhuma sebep iken, tekebbür ve gurura bâis oluyor. Tabaka-i fukaradaki acz ve fakirlik, ihsan ve merhameti mucip iken, esaret ve sefaleti intaç ediyor. Eğer bu söylediklerime bir şahit istersen âlem-i medeniyete bak, istediğin kadar şahitler mevcuttur.

    Hülâsa, tabakalar arasında musalâhanın temini ve münasebetin tesisi, ancak ve ancak erkân-ı İslâmiyeden olan zekât ve zekâtın yavruları olan sadaka ve teberruatın heyet-i içtimaiyece yüksek bir düstur ittihaz edilmesiyle olur.







    acz: çaresizlik, zayıflık avam: sıradan halk; fakirler, ilim sahibi olmayan sıradan halk
    bolşeviklik: (bk. bilgiler – bolşevizm) bâis: sebep, neden
    erkân-ı İslâmiye: İslâmın şartları, esasları esaret: esirlik
    fukara: fakirler haset: kıskançlık
    hatt-ı muvasala: iletişim hattı, iki şey arasındaki bağ havas: seçkinler sınıfı; zenginler ve aydınlar
    heyet-i içtimaiye: sosyal yapı hurmet-i riba: faizin haram olması, yasaklanması
    hülâsa: özetle, kısaca ihsan: iyilik, bağış, yardım
    ihtilâl: karışıklık, isyan ve ayaklanma, devrim ihtiram: saygı
    intaç etmek: netice vermek, doğurmak intizam: disiplin, düzen
    itaat: saygı duymak ittihaz edilme: edinme, kabul edilme
    kezalik: böylece, bunun gibi maalesef: üzülerek, üzüntüyle beraber
    maruz bırakmak: karşı karşıya bırakmak merhamet: acıma, şefkat
    muavenet: yardımlaşma muhabbet: sevgi
    musalâha: barışma, barıştırma muvasala: iletişim, irtibat
    mûcip: gerektiren müraat etme: riayet etme, uygun hareket etme
    nev-i beşer: insanlık, insan sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
    sadâ: ses sefalet: perişanlık, yoksulluk
    sevk etme: sürükleme sıla-i rahim: akrabalık bağı; akrabayla ilişkiyi sürdürme, alâkayı devam ettirme
    tabaka-i fukara: fakirler sınıfı tabaka-i havas: zenginler sınıfı
    tahakküm: baskı ve zorbalık tahkir: aşağılama, hakaret etme
    taltif: iyilik ve güzellikle muamele etmek teberruat: bağışlar
    tekebbür: büyüklenme, gururlanma temin etme: sağlama, güvence altına alma
    terahhum: acıma, merhamet etme terakkiyat: yükselme, ilerleme
    tevazu: alçak gönüllülük umumî: umuma ait, genel
    vaveylâ: feryat, çığlık vücub-u zekât: zekâtın farz olması
    zelzele: sarsıntı zulüm: haksızlık, eziyet, işkence
    âlem-i insaniyet: insanlık dünyası âlem-i medeniyet: medeniyet dünyası
    şahit: delil, tanık

    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •