Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 2/2 İlkİlk 12
15 sonuçtan 11 ile 15 arası

  1. #11
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Seyyidim Gavs- Azam

    12
    Peder ve validem ve cümle arkadaşlarım ve biraderim Ali çok selâm edip, iki ellerinden
    öper ve dua etmektedirler.
    Kuleönü'nde Sofuoğlu Talebeniz Mustafa Hulûsi (r.h.)
    6. Yerde iken Arş-ı Azamı ve İsrafilin azamet-i heykelini
    temaşa eden Gavs-ı Azam
    11
    İşte, gel bak, bu harika Zatın yüzer zahir ve bahir kati mucizelerinin kuvvetine ve
    dinindeki binler ali ve esaslı hakikatlerine istinaden bütün davalarının esası ve bütün
    hayatının gayesi, Vacibü'l-Vücudun vücuduna ve vahdetine ve sıfatına ve esmasına delalet ve
    şehadet ve o Vacibü'l-Vücudu ispat ve ilan ve ilam etmektir. Demek bu kainatın manevi
    güneşi ve Halıkımızın en parlak bir bürhanı bu
    "Habibullah" denilen Zattır ki, onun şehadetini
    teyid ve tasdik ve imza eden aldanmaz ve aldatmaz üç büyük icma var.
    · Birincisi:
    "Eğer perde-i gayb açılsa yakinim ziyadeleşmeyecek" diyen İmam-ı Ali (r.a.) ve
    yerde iken Arş-ı Azamı ve İsrafilin azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı Azam (k.s.) gibi
    keskin nazar ve gaybin gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azimeyi cami ve
    Al-i
    Muhammed (Aleyhissalatü Vesselam)
    namıyla şöhretşiar-ı alem olan cemaat-i nuraniyenin
    icma ile tasdikleridir.
    · İkincisi: Bedevi bir kavim ve ümmi bir muhitte, hayat-ı içtimaiyeden ve efkar-ı siyasiyeden
    hali ve kitapsız ve Fetret Asrının karanlıklarında bulunan ve pek az bir zamanda en medeni ve
    malumatlı ve hayat-ı içtimaiyede ve siyasiyede en ileri olan milletlere ve hükümetlere üstad
    ve rehber ve diplomat ve hakim-i adil olarak şarktan garba kadar cihanpesendane idare eden
    ve
    "Sahabe" namıyla dünyada namdar olan cemaat-i meşhurenin ittifakla can ve mallarını,
    peder ve aşiretlerini feda ettiren bir kuvvetli imanla tasdikleridir.
    · Üçüncüsü: Her asırda binlerle efradı bulunan ve her fende dahiyane ileri giden ve muhtelif
    mesleklerde çalışan, ümmetinde yetişen hadsiz muhakkik ve mütebahhir ulemasının cemaati
    uzmasının tevafukla ve ilmelyakin derecesinde tasdikleridir.
    Demek, bu Zatın vahdaniyete şehadeti şahsi ve cüz'i değil, belki umumi ve külli ve
    sarsılmaz ve bütün şeytanlar toplansa karşısına hiçbir cihetle çıkamaz bir şehadettir, diye
    hükmetti.
    İşte, Asr-ı Saadette aklıyla beraber seyahat eden dünya misafiri ve hayat yolcusunun o
    medrese-i nuraniyeden aldığı derse kısa bir işaret olarak, Birinci Makamın On Altıncı
    Mertebesinde böyle,
    “Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O öyle bir Vacibü'l-Vücud ve
    Vahidü'I-Ehaddir ki, Onun vücub-u vücuduna ve vahdetine tenezzülat-ı İlahiyeyi,
    mükaleme-i Sübhaniyeyi, taarrüfat-ı Rabbaniyeyi, kullarının dualarına mukabele-i
    Rahmaniyeyi ve varlığını mahlukatına hissettirmesini tazammun eden bütün gerçek
    vahiylerin icmaı, delalet eder. Ve keza teveddüdat-ı İlahiyeyi, mahlukatının dualarına
    icabat-ı Rahmaniyeyi kullarının istigaselerine olan imdadat-ı Rabbaniyeyi ve masnuatının
    vücuduna olan ihsanat-ı Sübhaniyeyi tazammun eden ilhamat-ı sadıkanın ittifakı da Onun
    vücub-u vücuduna ve vahdetine delalet eder.”
    denilmiştir.
    11
    Mektubat, On dokuzuncu mektup, s.315-316.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  2. #12
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Seyyidim Gavs- Azam

    13
    Baki olan yalnız Allah'tır.
    Said Nursî
    7.
    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm12
    Hem
    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın küçüklüğünde ona bakan ve hizmet eden
    Ümmü Eymen demiş:
    "Hiçbir vakit Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm açlık ve
    susuzluktan şikâyet etmedi-ne küçüklüğünde ve ne de büyüklüğünde."
    13
    Murdiası olan Halime-i Sa'diye'nin malında ve keçilerinin sütünde, kabilesinin hilâfına
    olarak çok bereketi ve ziyade olmasıdır. Bu vakıa hem meşhurdur, hem katidir.
    14
    Hem sinek onu tâciz etmezdi, onun cesed-i mübarekine ve libasına konmazdı.
    15 Nasıl ki,
    evlâdından Seyyid Abdülkadir-i Geylânî (k.s.) dahi, ceddinden o hali irsiyet almıştı; sinek ona
    da konmazdı.
    16
    8.
    Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum.17
    Şöyle ki:
    Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi ve o şahs-ı maneviyi temsil eden has şakirtlerinin şahs-ı
    manevisi
    "Ferid" makamına mazhar oldukları için, değil hususi bir memleketin kutbu, belki
    ekseriyet-i mutlakayla Hicaz'da bulunan kutb-u âzamın tasarrufundan hariç olduğunu ve
    onun hükmü altına girmeye mecbur değil. Her zamanda bulunan iki imam gibi, onu tanımaya
    mecbur olmuyor. Ben, eskide, Risale-i Nur'un şahs-ı manevisini, o imamlardan birisini
    zannediyordum. Şimdi anlıyorum ki, Gavs-ı Âzam'da, kutbiyet ve gavsiyetle beraber,
    "Ferdiyet"
    dahi bulunduğundan, ahirzamanda, şakirtlerinin bağlandığı Risale-i Nur, o
    Ferdiyet makamının mazharıdır. Bu gizlenmeye lâyık olan bu sırr-ı azime binaen Mekke-i
    Mükerremede dahi-farz-ı muhal olarak-Risale-i Nur'un aleyhinde bir itiraz kutb-u âzamdan
    dahi gelse, Risale-i Nur şakirtleri sarsılmayıp, o mübarek kutb-u âzamın itirazını iltifat ve
    selam suretinde telâkki edip, teveccühünü de kazanmak için, medâr-ı itiraz noktaları o büyük
    üstadlarına karşı izah etmek, ellerini öpmektir.
    Evet, kardeşlerim, bu zamanda öyle dehşetli cereyanlar ve hayat ve cihanı sarsacak
    hadiseler içinde hadsiz bir metanet ve itidal-i dem ve nihayetsiz bir fedakârlık taşımak
    gerektir.
    12
    Mektubat, Ondokuzuncu Mektup, s.176.
    13
    Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:368; el-Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:315; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:752;
    Beyhakî, Delâi-lü'n-Nübüvve: 6:125.
    14
    Es-Sâ'âtî, el-Fethü'r-Rabbânî, 20:192-193; el-Heyse-mî, Mecmeu'z-Zevâid, 8:220-221; Ebû
    Naîm, Delâilü'n-Nübüvve, 1:111-113; İbni Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 2:273; Kadı Iyâz, eşŞifâ,
    1:366; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şi-fâ, 1:750; Hafâci, Şerhu'ş-Şifâ, 3:313.
    15
    Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:368; el-Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:319; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:753;
    Şa'rânî, et-Tabakâtü'l-Kübrâ, 1:109.
    16
    Nebhani, Camiu Keramati’l-Evliya, 2:203.
    17
    Kastamonu Lâhikası, 120.Lahika, s.242-243.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  3. #13
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Seyyidim Gavs- Azam

    14
    "Onlar dünya hayatını seve seve ahirete tercih ederler."
    18
    ayetinin sırr-ı işarisiyle, ahireti
    bildikleri ve İmân ettikleri halde dünyayı ahirete severek tercih etmek ve kırılacak şişeyi bâki
    bir elmasa bilerek rıza ve sevinçle tercih etmek ve âkıbeti görmeyen kör hissiyatın hükmüyle,
    hazır bir dirhem zehirli lezzeti, ileride bir batman sâfi lezzete tercih etmek, bu zamanın
    dehşetli bir marazı, bir musibetidir. O musibet sırrıyla, hakikî müminler dahi bazan ehl-i
    dalâlete taraftar olmak gibi dehşetli hatada bulunuyorlar. Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i
    Nur şakirtlerini bu musibetlerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin.
    Said Nursî
    9.
    Cem-i Kutbiyet ve Ferdiyet ve Gavsiyet19
    Hazret-i Şeyh, veraset-i mutlaka noktasında,
    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın
    kadem-i mübarekini omuzunda gördüğü için, kendi kademini evliyanın omuzuna o sırdan
    bırakıyor. Kasidesinde zahir görünen, temeddüh ve iftihar değil, belki tahdis-i nimet ve âli bir
    şükürdür. Yalnız bu kadar var ki, muhibbiyet makamı olan makam-ı niyazdan mahbubiyet
    makamı olan nazdarlık makamına çıkmış. Yani tarik-i acz ve fakrdan, meşreb-i aşk ve istiğraka
    girmiş. Ve kendine olan niam-ı azime-i İlâhiyeyi yâd edip, bihakkın müftehirane şükretmiştir.
    Keramet, mucize gibi Cenab-ı Hakkın fiilidir, hediyesidir, ihsanıdır ve ikramıdır; beşerin fiili
    değildir. O keramete mazhar olan zat ise, bazan biliyor, bazan bilmiyor, vukuundan sonra
    bilir. Keramete mazhariyetini kablelvuku bilen ve ikram-ı İlâhîye ihtiyariyle tevfik-i hareket
    eden kısım, eğer enaniyetten bütün bütün tecerrüd etmişse ve Hazret-i Gavs gibi kudsiyet
    kesb etmişse, Cenab-ı Hakkın izniyle, o kerametin her tarafını bilerek kendisi sahip çıkar, bilir
    ve bildirir. Fakat bununla beraber, madem o keramet ikramdır; bütün tafsilatıyla keramet
    sahibine de meşhud olmak lâzım değildir. Bu sırra binaen, Hazret-i Şeyh, ilâm-ı Rabbanî ve
    izn-i İlâhî ile bu asrı görmüş ve hizmet-i Kur'âniyenin etrafında bizleri müşahede edip nazar-ı
    şefkatiyle bakmış. O beş satır, sırf bir keramet ve intak-ı bilhak ve bir ikram-ı İlâhî ve veraset-i
    Nebeviye itibarıyla zuhur ettiğinden, mucizevârî, kudret-i beşer fevkinde bir şekil almış. Sun'î,
    irade-i şeyh ile olduğu değildir. Çünkü intaktır. Ruh-u kudsîsi hissetmiş, görmüş. İrade ve
    ihtiyar yetişemiyor. Akıl ise ruhun harekâtını ihâta edemez. Lisan, ne kadar aklın dekaik-i
    tasavvuratının tercümesinde âciz ise, ihtiyar dahi ruhun dekaik-ı harekâtının derkinde o
    derece âcizdir.
    Hazret-i Gavs, o derece yüksek bir mertebeye mâlik ve o derece harika bir keramete
    mazhardır ki, kâfirlerin bir kısmı demiş:
    "Biz İslâmiyeti kabul edemiyoruz; fakat Abdülkadir-i
    Geylânî'yi de inkâr edemiyoruz."
    Hem evliyayı inkâr eden Vahhâbînin müfrit kısmı dahi
    Hazret-i Şeyhi inkâr edemiyorlar. Evliya, onun derece-i celâletine yetişmediği bütün ehl-i
    tarikatça teslim edilmiştir.
    İşte böyle güneş gibi bir mucize-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm, yüksek ve
    sönmez bir bârika-i İslâmiyet olan bir zât-ı nuranînin, gayb-âşinâ nazarıyla asrımızı görüp,
    böyle bir keramet izhariyle teselli verip teşci etmek şe'nindendir. Acaba hiç mümkün müdür
    ki,
    "Sultanü'l-Evliya" makamını ihraz etmiş ve hamiyet-i İslâmiye ile zamanındaki padişahları
    titretmiş ve kuvve-i kudsiye ile mazi ve müstakbeli hazır gibi izn-i İlâhî ile görmüş ve
    mematında dahi hayatındaki gibi dâimî tasarrufu bulunduğu tasdik edilmiş olan bir
    18
    İbrahim Sûresi: 14:3.
    19
    Sikke-i Tasdik-ı Gaybi, Sekizinci Lem’a, s.217-219.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  4. #14
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Seyyidim Gavs- Azam

    15
    kahraman-ı velâyet, bu asrımıza ve bu asır içindeki kemal-i acz ve zaaf ile Kur'ân'ın
    hizmetinde çalışan ve insafsız düşmanların hücumuna mâruz ve teselli ve temine muhtaç
    biçare, Kur'ân'ın hâdimlerine ve talebelerine lâkayt kalabilir mi? Hiç mümkün müdür ki,
    bizimle münasebettar olmasın? Sekiz, dokuz, belki on beş kuvvetli delilden kat-ı nazar, ednâ
    bir işaret kelâmında bulunsa, bize baktığına delâlet eder; hafî bir işaret etse kâfidir. Çünkü,
    makam iktiza ediyor, mutabık-ı mukteza-yı haldir ve münasebet kavîdir.
    Ey benimle beraber Hazret-i Şeyhin teveccüh ve duasına mazhar kardeşlerim! Şu
    Üstadımız, bizi istikbalde adem zulümatı içinde düşünüp bizimle meşgul olurken, biz o
    mâzide mevcud ve nur perdeleri içinde üstadımızı ve üstadımızın üstadı ve ceddi olan
    Fahrü'l-âlemin Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin
    teveccühlerinden gaflet etmek, onlara
    istinad etmemek lâyık mıdır? Madem onlar bizi düşünüyorlar; biz de bütün kuvvet ve
    ruhumuzla onlara itimad edip ve emirlerine bilâ kayd ü şart itâat etmeliyiz.
    Ehl-i dünyanın telsiz, telgraf ve telefonları şarktan garba gittiği gibi, işte ehl-i hakikatin
    de mâziden, dokuz yüz sene mesafe-i azîmeden müstakbele böyle mânevi telefonları
    işleyebilir ve mânevi teleskopları görebilir. Malûmdur ki, zayıf emareler, içtima ettikçe kuvvet
    bulur, delil hükmüne geçer. İncecik ipler, içtima ettikçe kopmaz, halat olur. Küllî, umumî
    kayıtlar, içtima ettikçe hususiyet peyda edip taayyün eder. Bu sırra binaen, Hazret-i Şeyhin
    bu beş satırında sekiz-dokuz kuvvetli işaretin içtimaında hiç şek ve şüphe bırakmadı ki,
    Hazret-i Şeyh, şimdiki Kur'ân-ı Hakîmin şakirtlerine biiznillâh üstadlık ediyor, bihavlillâh
    şefkati altında himaye ediyor.
    Cem-i kutbiyet ve ferdiyet ve gavsiyet İle üç sütun üzerine durur.
    Râyet-i ulviyet-i Şeyh-i hakkanîdir hitab-ı Abdülkadir.
    İlham-ı Hüdâ, kitab-ı Abdülkadir.
    Bâzü'l-eşheb ferd-i ferîd-i deveran.
    Gavs-ı âzam Cenab-ı Abdülkadir.
    20
    Said Nursî
    10.
    Bu vakıa ehl-i keşifçe vaki ve meşhud olmuştur. 21
    Ben (Şamlı Hafız Tevfik) Üstadımdan işittim ki:
    "Hazret-i Mevlana (k.s.) Hindistan'dan tarik-ı Nakşiyi getirdiği vakit, Bağdat dairesi, Şah-ı
    Geylani'nin (k.s.) badel-memat, hayatta olduğu gibi, tasarrufunda idi.
    Hazret-i Mevlana'nın (k.s.) manen tasarrufu cay-ı kabul göremedi. Şah-ı Nakşibend'le (k.s.)
    İmam-ı Rabbani'nin (k.s.) ruhaniyetleri Bağdad'a gelip Şah-ı Geylani'nin ziyaretine giderek
    rica etmişler ki:
    20
    Lemalar, Sekizinci Lem’a, s.133-134.
    21
    Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Risale-i Nurdan Parlak Fıkralar ve Bir Kısım Güzel Mektuplar, s.28-29.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  5. #15
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Seyyidim Gavs- Azam

    16
    'Mevlana Halid (k.s.) senin evladındır, kabul et. Şah-ı Geylani (k.s.) onların iltimasını kabul
    ederek, Mevlana Halidi' kabul etmiş.
    Ondan sonra birden Mevlana Halid (k.s.) parlamış.
    Bu vakıa ehl-i keşifçe vaki ve meşhud olmuştur.
    O hadise-i ruhaniyeyi o zaman ehl-i velayetin bir kısmı müşahede etmiş, bazı da rüya ile
    görmüşler."
    (Üstadımın sözü burada tamam oldu.)
    “Muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır, şüphesiz zorlukla beraber kolaylık vardır. “
    İnşirah Suresi 5. ve 6. Ayetler
    Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz.
    Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız.
    Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz.
    Tövbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkân varken bunu fırsat biliniz. Tövbe ediniz.
    Dua etmeye imkânınız varken, dua ediniz.
    Salih kimselerle beraber olmayı fırsat biliniz.
    Abdulkadir Geylani
    Gavs-ül Azam
    Kutb-i Rabbani
    Sultan-ül Evliya




    BELGEYİ RİSALEDEN DERLEME YAPARAK EKLEDİM. (6 AYDA ANCAK DERLEDİM.)

    Said bin Erdoğan
    Bursa 2009

    Yazar : Risale Forum
    Konu müdavim tarafından (01-06-2012 Saat 21:50 ) değiştirilmiştir.
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222