Mu'cize dava-yı nübüvvetin isbatı için, münkirleri ikna etmek içindir, icbar etmek için değildir. Öyle ise dava-yı nübüvveti işitenler için, ikna edecek bir derecede mu'cize göstermek lâzımdır. Sair taraflara göstermek veyahut icbar derecesinde bir bedahetle izhar etmek, Hakîm-i Zülcelal'in hikmetine münafî olduğu gibi, sırr-ı teklife dahi muhaliftir. Çünki "Akla kapı açmak, ihtiyarı elinden almamak" sırr-ı teklif iktiza ediyor. Eğer Fâtır-ı Hakîm, inşikak-ı Kamer'i, feylesofların hevesatına göre bütün âleme göstermek için bir-iki saat öyle bıraksa idi ve beşerin umum tarihlerine geçse idi, o vakit sair hâdisat-ı semaviye gibi ya dava-yı nübüvvete delil olmazdı ve risalet-i Ahmediyeye (A.S.M.) hususiyeti kalmazdı veyahut bedahet derecesinde öyle bir mu'cize olacaktı ki, aklı icbar edecek, aklın ihtiyarını elinden alacak, ister istemez nübüvveti tasdik edecek. Ebucehil gibi kömür ruhlu, Ebubekir-i Sıddık gibi elmas ruhlu adamlar bir seviyede kalıp, sırr-ı teklif zayi' olacaktı. İşte bu sır içindir ki: Hem âni, hem gece, hem vakt-i gaflet, hem ihtilaf-ı metali' ve sis ve bulut gibi sair mevanii perde ederek umum âleme gösterilmedi veyahut tarihlere geçirilmedi.
----------------------------------------------
Dava-yı nübüvvet: Peygamberlik iddiası.
Münkir: İnkar eden, inkarcı.
İcbar: Zorlama.
Sair: Diğer, başka.
Bedahet: Açıklık, apaçıklık, bellilik.
İzhar: Meydana çıkarma, gösterme.
Hakîm-i Zülcelal: Sonsuz büyüklük, güç ve üstünlük sahibi olan ve herşeyi gayelerle ve faydalarla düzenleyen Allah(cc).
Münafî: Zıt, ters, aykırı.
Sırr-ı teklif: İnsanın sorumlu tutulmasındaki gizli gerçek.
Muhalif: Zıt, karşı.
İktiza: Gerekme, lazım gelme.
Fâtır-ı Hakîm: Sonsuz hikmet sahibi yaratıcı.
İnşikak-ı Kamer: Ayın ikiye ayrılması (Peygamberimizin (asm) mucizesi olarak parmak işareti ile ayın ikiye bölünmesi).
Feylesof: Felsefeci.
Hevesat: Gelip geçici istekler, hevesler.
Beşer: İnsan.
Umum: Bütün.
Hâdisat-ı semaviye: Gök olayları.
Risalet-i Ahmediye: Hz.Muhammedin(asm) peygamberliği.
Hususiyet: Özellik, özel olma.
Bedahet: Apaçıklık, bellilik.
Nübüvvet: Peygamberlik.
Zayi': Ziyan.
Vakt-i gaflet: Uyku zamanı.
İhtilaf-ı metali': Güneş, ay gibi gök cisimlerinin ufukta doğdukları yerin farklı oluşu.
Mevanii: Manileri, engelleri.



(Ondokuzuncu Mektub / Şakk-ı Kamer Mu'cizesine Dair')den