4 sonuçtan 1 ile 4 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 265 + 17860

    Her bir zerre, Cenab-ı Hakkı Zâtıyla ve Sıfâtıyla târif eder !

    İkinci nokta : Nur Risalelerinde denilmiş ki: "Kâinatı halk edemeyen, bir zerreyi halk edemez. Bir zerreyi tam yerinde halk edip muntazam vazifeleriyle çalıştıran, yalnız kâinatı halk eden Zat olabilir." Bu cümlenin küllî hüccetlerinden bir cüz'î hücceti şudur ki:

    Kelimelerin envâının kabı ve mahfazası olan yanımdaki bu radyo makineciğindeki bir avuç hava kat'iyen gösteriyor ki, şimdi elimizde baktığımız radyo "istasyon cetveli" namındaki listede yazılı iki yüze yakın merkezden, bir saatten bir seneye kadar uzak ve muhtelif mesafelerden aynı dakikada birtek kelime-i Kur'âniye, meselâ "Elhamdü lillâh" kelâmı tam hurufatıyla ve şivesiyle ve söyleyenin mahsus sadâsının tarzıyla, bu makinedeki bir avuç havanın zerreleriyle, hiç tegayyür etmeden kulağımıza gelmek için ve muhtelif kelimat-ı Kur'âniyeyi ayrı ayrı sadâ ile, çeşit çeşit şive ile, keza hiç tegayyür etmeden ve bozulmadan bizim kulağımıza getirmek için o bir avuç havanın herbir zerresinde öyle hadsiz bir kuvvet ve ihâtalı bir irade ve bütün rû-yi zemindeki merkezlerde o Kur'ân'ı okuyan hafızların ayrı ayrı şivelerini bilecek ihatalı bir ilim ve onları bütün görecek ve işitecek muhit bir göz ve herşeyi bir anda işitebilir bir kulak olmazsa, elbette bu mucize-i kudret vücuda gelmeyecek.

    Demek, bu bir avuçtaki hava zerreleri yalnız ve yalnız bütün kâinatı ihata eden bir ilim ve iradenin, sem' ve basarın sahibi bir Zâtın ve hiçbir şey ona ağır gelmeyen ve en büyük şey, en küçük şey gibi kudretine kolay gelen bir Kadîr-i Mutlakın kudreti ve iradesi ve ilmiyle bu mucizât-ı kudrete mazhar oluyorlar. Yoksa, temevvücat-ı havaiyede mevcudiyeti tevehhüm edilen serseri tesadüfün ve kör kuvvetin ve sağır tabiatın icadına yer vermek, her bir zerreyi, bütün zemin yüzündeki küre-i havaiyede bulunan her şeyi görür, bilir ve yapar hâkim-i mutlak etmektir. Bu ise yüz bin derece akıldan uzak, muhal muhaller içinde bir hurafedir. Ehl-i dalâlet gelsinler, mezhepleri ne kadar akıldan uzak ve hurafe olduklarını görsünler.

    Emirdağ Lâhikası | Papalık Makamı Âlîsi | 308



    Benzer Konular
    Ramazan takvimi: Oruç bizi zarif eder, kulluk ile tarif eder
    Ramazan takvimi: Oruç bizi zarif eder, kulluk ile tarif eder https://www.risalehaber.com/d/news/240327.jpg Ramazan takvimi: Oruç bizi zarif eder, kulluk ile tarif eder Tutalım ki kaçmasın, Reyyan denilen makam Devami...
    Hayat, melâikeye imanı ispat eder
    Hayat, melâikeye imanı ispat eder Hayat, melâikeye imanı ispat eder Günün Risale-i Nur dersi Devami...
    Peygamberlik delilleri ahireti ispat eder
    Peygamberlik delilleri ahireti ispat eder Peygamberlik delilleri ahireti ispat eder Risale-i Nur dersi Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    "Zerre mir?at olur, fakat mikyas olamaz." cümlesini izah eder misiniz, zerr
    "Zerre mir?at olur, fakat mikyas olamaz." cümlesini izah eder misiniz, zerr Devami...
    Bir parça ihlas bu dâvâyı ispat eder
    Bir parça ihlas bu dâvâyı ispat eder Günün Risale-i Nur dersi Devami...
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 265 + 17860

    Cevap: Her bir zerre, Cenab-ı Hakkı Zâtıyla ve Sıfâtıyla târif eder !

    Üçüncü nokta : Bu radyo makineciğinde ve mânevî kelimat çiçeklerine saksılık eden bu kapçıktaki bir avuç havanın gösterdikleri mucizât-ı kudretten bu hakikat anlaşılıyor ki, her bir zerre, Cenab-ı Hakkı zâtıyla ve sıfâtıyla târif eder ve ispat eder. Bütün kâinatı teftiş eden hükemalar ve ulemalar, büyük ve geniş delillerle Zat-ı Vâcibü'l-Vücudun vücudunu ve vahdetini ispat etmek için bütün kâinatı nazara alırlar, sonra mârifetullahı tam elde ediyorlar. Halbuki nasıl güneş çıktığı vakit bir zerrecik cam, aynı deniz yüzü gibi güneşi gösteriyor ve o güneşe işaret ediyor. Öyle de, bu bir avuç havadaki her bir zerre de, mezkûr hakikate binaen, aynen kâinat denizindeki cilve-i tevhidi, sıfât ve kemâliyle kendilerinde gösteriyorlar.
    İşte, Kur'ân-ı Hakîmin mânevî mucizesinin bir lem'ası olan Risale-i Nur bu hakikati izahatıyla ispat etmesi içindir ki müdakkik bir Nurcu, huzur-u daimî kazanmak ve mârifetullahı her vakit tahattur etmek için ve huzur-u daimî hâtırı için Lâ mevcude illâ Hû demeye mecbur olmuyor.

    Ve yine bir kısım ehl-i hakikatın dâimî huzuru bulmak için Lâ meşhûde illâ Hû dedikleri gibi, o Nurcu böyle demeye muhtaç olmuyor.
    Belki parlak hakikatının kudsî penceresi ona kâfi geliyor. Bu kudsî Arabî fıkranın kısacık bir izahı şudur ki:
    Evet, herkesin bu âlemde birer âlemi var, birer kâinatı var. Âdetâ zîşuurlar adedince birbiri içinde hadsiz kâinatlar, âlemler var. Herkesin hususî âleminin ve kâinatının ve dünyasının direği kendi hayatıdır.

    "Her bir şeyde, Onun bir olduğuna delâlet eden bir âyet vardır." İbnü'-Mu'tez'in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'ani'l-Azîm, 1:24.


    Emirdağ Lâhikası | Papalık Makamı Âlîsi | 308
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 265 + 17860

    Cevap: Her bir zerre, Cenab-ı Hakkı Zâtıyla ve Sıfâtıyla târif eder !

    Nasıl herkesin elinde bir aynası bulunsa ve bir büyük saraya mukabil tutsa, herkes bir nevi saraya, aynası içinde sahip olur. Öyle de, herkesin hususî bir dünyası var. Bir kısım ehl-i hakikat bu hususî dünyasını Lâ mevcude illâ Hû diye inkâr etmekle, terk-i mâsivâ sırrıyla Cenab-ı Hakka karşı huzur-u dâimî ve mârifet-i İlâhiye bulur. Ve bir kısım ehl-i hakikat da, yine dâimî mârifet ve huzuru bulmak için Lâ meşhûde illâ Hû deyip kendi hususî dünyasını nisyan hapsine sokar, fânilik perdesini üstüne çeker, huzuru bulmakla bütün ömrünü bir nevi ibadet hükmüne getirir.
    Şimdi, bu zamanda, Kur'ân'ın i'câz-ı mânevîsiyle tezahür eden sırrıyla, yani, zerrelerden yıldızlara kadar herşeyde bir pencere-i tevhid var ve doğrudan doğruya Zât-ı Vâhid-i Ehadi sıfâtıyla bildiren âyetleri, yani delâletleri ve işaretleri var.

    Emirdağ Lâhikası | Papalık Makamı Âlîsi | 309
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 265 + 17860

    Cevap: Her bir zerre, Cenab-ı Hakkı Zâtıyla ve Sıfâtıyla târif eder !

    ''Demek, bu dehşetli zaman daha ziyade bu hakikate muhtaçtır ki, Kur'ân-ı Hakîmin i'câzıyla bu hakikat tafsilâtıyla ihsan edilmiş, Nur Risaleleri de bu hakikata bir nâşir olmuşlar. ''

    Kardeşiniz
    Said Nursî

    Emirdağ Lâhikası | Papalık Makamı Âlîsi | 309
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •