Ankara'ya bu defa geldiğimin mühim bir sebebi, İslâmiyete ciddî taraftar Dahiliye Vekili Namık Gedik'i görmek ve İslâmiyetin kahramanı olan Adnan Beye ve Tevfik İleri gibi mühim zatlara bir hakikatı söylemektir ki:
Hem Demokrata ezan-ı Muhammedî gibi çok kuvvet vermek ve Risale-i Nur'un neşrine müsaadesi gibi çok taraftar olmak ve âlem-i İslâmı, hattâ bir kısım Hıristiyan devletlerini de memnun etmek için, Ayasofya'yı muzahrafattan temizleyip ibadet mahalli yapmaktır. Bu ise, bu mesele için otuz sene siyaseti terk ettiğim halde, bu nokta hatırı için Namık Gedik'i görmek istedim ve geldim. (Emirdağ L. Sh. 449)
Eskilerin lüzumsuz keyfî kanunları ve su-i istimalleri neticesinde, belki de tahrikleriyle zuhur eden Ticanî meselesini dindar Demokratlara yüklememek ve âlem-i İslâmın nazarında Demokratları düşürmemenin çare-i yegânesi kendimce böyle düşünüyorum:



Ezan-ı Muhammedînin (a.s.m.) neşriyle Demokratlar on derece kuvvet bulduğu gibi; Ayasofya'yı, beş yüz sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmek ve halen İslâmda çok hüsn-ü tesir yapan ve bu vatan ahalisine âlem-i İslâmın hüsn-ü teveccühünü kazandıran, yirmi sekiz sene mahkemelerin muzır cihetini bulamadıkları ve beş mahkeme de beraatine karar verdikleri Risale-i Nur'un resmen serbestîsini dindar Demokratlar ilân etmeli ve bu yaraya bir nevi merhem vurmalıdırlar. O vakit âlem-i İslâmın teveccühünü kazandıkları gibi, başkalarının zâlimane kabahatları onlara yüklenmez fikrindeyim. Dindar Demokratlar, hususan Adnan Menderes gibi zatların hatırları için, otuz beş seneden beri terk ettiğim siyasete bir iki saat baktım ve bunu yazdım. (Emirdağ L. Sh. 396)
Bediüzzaman Said Nursî
SÖZLÜK:
SU-İ İSTİMALLERİ: Yanlış yönlendirme
TAHRİK : Harekete geçirme; kışkırtma.
MÜZAHRAFÂT : Pislikler, süprüntüler.
TİCANÎ : Kuzey Afrikada, hicri 1200 tarihlerinde Ahmed Ticanî adında bir şahıs tarafından kurulan bir tarikattır.
ÇÂRE-İ YEGÂNE : Tek çıkar yol, tek çâre.
VAZİYET-İ KUDSİYE : Kusursuz ve eksiksiz mukaddes durum.
HÜSN-Ü TESİR : Güzel, iyi tesir.
HÜSN-Ü TEVECCÜH : Güzel alâka ve sevme, güzel bulma.
NEŞRİYLE : Yayılması ile.
MUZIR : Ziyan veren, zararlı, zarara sokan.
TEVECCÜH : Yönelme, sevgi, ilgi.
ZÂLÎMÂNE : Zâlimcesine.
KABAHAT : Kusur, çirkin iş, tekdir edilmeğe müstehak hareket.