[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
([Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.])

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

Fil Sûresi 4/4 (6 dakika 05 Saniye)
Uploaded on 28-08-2014 at 04:30 by [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] - YouTube

Şimdi,bu iki kelimeyi buluyoruz, cealehum, yani onlara yaptı veya birşeye dönüştürdü.
Ceale arapçada elinizde birşey olduğunda ve onu başka birşeye dönüştürdüğünüzde kullanılır.
Tahtayı alıp bir masaya dönüştürmeniz gibi, burada ceale kullanılır.
Yani Ceale'de birşeyi aldınız ve başka bir şeye çevirdiniz.Halaka ise yoktan birşeyi yaratmak.
Mesela Allah diyor ki: İşte böylece sizi mutedil(orta) bir ümmet kıldık.(Bakara,143)
Siz zaten ordasınız fakat O sizi dönüştürdü.
Yani Allah bu insanları dönüştürdü diyor.
Bu arada Ceale birisi önceden birşeyken daha sonra başka birşey olduğunda kullanılır.
Bu yüzden de önceden güçlü bir ordu varken, Allah onları neye dönüştürdü?Şimdi bulucaz.
"Fecealehum ke asfım", Allah fecealehum ve asfım demedi.
"Ke" teşbih için,benzerlik vermek için kullanılır.
Allah onları ... gibi yaptı, yani Allah onları neye çevirdiğini görebileceğiniz birşeyle kıyaslamak istiyor.
Bu da aynı zamanda önemli çünkü biz orada,ordunun önünde değiliz.Olanları görmedik veya videoda falan yok.
Fakat Allah kendi kelimeleriyle bir video sunuyor,o sahneleri kelimeleriyle önümüze koyuyor.
Siz onların nasıl göründüğünü bilmek istiyorsunuz,çünkü Ben sizden merak etmenizi istedim"Rabbin onlarla nasıl başa çıktı biliyor musunuz" diyerek.Nasıl göründüklerini bilmek istiyorsanız,söyleyeyim o zaman.
Onlar .... gibi(ke)ydiler ve sonra "asfım me'kul."
O zaman şimbi bu iki kelimeye bakalım.
Asf arapçada rüzgarlar için kullanılır.Esen ve yaprakları düşüren rüzgarlar için. Bilirsiniz sonbahardaki dökülen yaprakları yeri kaplarlar.
Ve rüzgar estiğinde onları havada uçuşurken görürsünüz,işte bu çeşit rüzgar Asf olarak adlandırılır.
Aasif tam anlamıyla yaprakları ve havadaki partikülleri estiren demek.
Bir ağacın asf'ı ise koparılmış,kırılmış ve solmuş bir ağacın yaprağı demek.
Asf aynı zamanda havada uçan rastgele çöplere de işaret ediyor.
Çünkü rüzgar estiğinde yerdeki bu çöpler de çıkarılıyor ve havada uçuşuyorlar.Asfın anlamı bu şekilde.
Allah diyor ki O onları asf gibi yaptı fakat bir de ekliyor,"ma'kul."
Ma'kul yenilmiş demek. Asfım makul ise Araplar tarafından şöyle kullanılıyor.Develeri,sığırları bilirsiniz ortalıkta dolaşırlar ve birşeyler çiğnerler.
Hayvan çiğnemek için ağzına iri bir parça alır ama bazıları ağzından dışarı düşer. İşte bu yerde kalan kısmı ise asfım makul olarak adlandırılır.
Yani Allah onların nasıl göründüğünü bilmek istiyor munuz diyor. Onlar hayvanların çiğneyip de ağızlarından çıkarıp attığı artıklar gibiydiler.
İşte onlar böyle görünüyorlardı,eğer onların nasıl fena yok edildiğini bilmek isterseniz.
Hayvan çenesiyle bütün gücünü onu çiğnemek için kullanır ve gerçekten ezer ve öğütür onu daha sonra ise
Yapışkan birşey ağzından dışarı çıkar. İşte Allah o orduları bu şekilde parçaladı.Bu bir anlamı.
Sonra ma'kul yalnızca yenilmiş anlamına değil yenilmesi gereken anlamına da geliyor.
Yani ma'kul, orada birşey var,onu yiyeceksin fakat o kendine yardım edemiyor,mesela bir hayvan olsa yenilecekken en azından kaçabilir.
Fakat saman,ot veya bir hayvanın önünde duran birşey olduğunda bunlar savunmasız, ve parçalanması gerekiyor.
Yani Allah onları düşmanları taraafından yenilmesi gereken ve başka bir seçeneği olmayan bir parça yiyeceğe benzetiyor.
Başka kaçışları yoktu.Bu yüzden asfım ma'kul kullanıldı.
Al-Shawkani tarafından yapılan açıklamada,Allah onların üzerine bu kuşları yükledi,onları eşsiz bir hedeflemeyle taşlayan,(kilden taşa dönüştürüldü).
Bu sebepten onlar tamamen ezilmiş,çiğnenmiş ve yok olmuş hale geldiler.
Allah onların bu dili onları tanımlamak ve alay etmek için kullanıyor.
Bu insanlar kendilerinin çok güçlü olduğunu düşündüler ve Allah onları en zayıf şeyle kıyasladı.
Ağaçta takılı duran bir yaprak bile değil koparılıp atılmış yaprak gibi.
Tamamen zayıf olmanın en büyük sembolü.
Hareket etmek için zorlama bile istemiyorlar rüzgarlar hareket ettiriyor.
Allah en güçlü orduyu olabilecek en zayıf görüntüye benzetti.
Allah bizlere bu kitabın derin ve açık bir anlayışını,ondan yararlanma marifetini versin.
Söylenmiş olan güzel şeyleri kalbimize soksun ve hatalı olan herhangi birşeyi de kalbimizden ve hafızamızdan kaldırsın.
Barakallahu ve lekum fil kuranil hakim. Ve nafiina ve iyyakum bil ayaati ve zikril hakim.Vesselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.

Etiketler:

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
([Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.])