[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
([Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.])

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

Fil Sûresi 3/4 (6 dakika 21 Saniye)
Uploaded on 28-08-2014 at 04:28 by [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] - YouTube

Ve ersele aleyhim tayran ebabil.
"Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi."
Tam tercümesi bu
Üzerlerine sürü sürü ebabil kuşları gönderdi.
Bu "kuşları" tanımlayan tarihsel yorum ise şöyle:
Abdülmuttalip Allah'a dua ediyorken birden sırtını döndü ve
Bir anda kuşları gördü, Yemen tarafından geliyorlardı.
İlginçtir ki ordu da Yemen tarmıafından geliyordu.
Abdulmuttalip diyor ki: Vallahi,bunlar çok garip kuşlar,ne Necd tarafından geliyorlar ne de Tahadim tarafından.
Ve her bir kuşun gagasında bir, iki pençesinde de ikişer tane daha çakıl taşı vardı.
Onun tanımlayışı bu şekilde.
Ebu Ubeyde ise "ebabil" kelimesini şöyle tanımlıyor: Çoklu gruplardan oluşan farklı türler.
Diğer bir deyişle tek bir türden oluşmuyordu.Birçok farklı kuş türü vardı.
İbn Nuhas ise(tarihteki büyük dilbilimcilerden,Arab-ul Kuran'ı yazdı) şöyle diyor.
Gerçek şu ki onlar çook çok geniş topluluklardan oluşan farklı kuş türleriydi.
Texas'ta çok fazla kuş görmedim ama bazen New York'tan Maryland'e seyahat ederken göç eden kuşları görebiliyorsunuz.
(near of the river)
Yarım saat boyunca onlardan yüzlerden binlerden oluşan kuş yığınlarını göreceksiniz. Sürekli bir akım halinde.
Ve diğer bi tarihi rivayete göre kuşlar her yönden geliyorlardı ve gökyüzünü kapatacak haldeydi,göremiyordunuz.
Subhanallah! Hayal etmesi inanılmaz zor bir sahne.
"Termihim bi hıcıratim min siccil"
Önceki ayette öğrendiğimiz, Allah sürü sürü kuşlar gönderiyordu. Ahzab suresinde ise inananları savunmak için Ahzab savaşında Allah inanmayanların üzerine rüzgarlar gönderdiği geçiyor.
"Allah üzerlerine rüzgarlar ve sizin göremeyeceğiniz ordular göndermişti.(33/9)
Meleklerden oluşan ordular vardı. Burada ise kuşlar.
Allah diyor ki: Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir.(Müddesir 31)
Yani Allah yarattığı herşeyi ordu olarak kullanabilir,bu rüzgar olur,melekler olur, kuşlar olur bu durumdaki gibi.
Bu ayette ayrıca ilginç bir kelime seçimi de var.
İlk kelime olan"termihim", "rama(kelimenin kökü)" fiilinin geniş zaman hali. Ancak bu geçmişte olmuş bir olay ve "termihim" kullanılmış.
Geçmişte olmuş bir olayı geniş zamanda kullanıyorsak bunun amacı sürekli ve sürekli olan birşeyden bahsetmek içindir.
Yani yalnızca bir kere fırlatmadılar,devamlı fırlatmayı sürdürdüler.
Çakıl taşları devamlı ve devamlı aşağı inmeye devam etti.
Eğer "rama" fiili kullanılsaydı bu yalnızca bir kere oldu anlamına gelirdi.Düştüler ve hepsi bu.
Fakat öyle görünüyor ki yağmur gibi inmeye devam etmişler ve bu da "termihim" fiiliyle geniş zamanda sağlanmıştır.
Sonra bu kelimenin kökeni yalnızca fırlatmak anlamına gelmiyor.Aynı zamanda bir mesafeden fırlatmak demek.
Bu kelimenin kullanışıyla öğrendiğimiz şeylerden biri demek ki kuşların taşları bıraktıkları yer çok yüksekteydi.
Ve bilirsiniz ki ne kadar yüksekten bırakırsanız o kadar sert yere düşer,yer çekimi ivmesine bağlı olarak.
Yani bu küçük çakıl taşları yere ulaştıklarında mermi gibi çarpıyorlardı.
Aynı zamanda arapçadaki bu "rama" fiili yalnızca fırlatmak anlamını değil özel bir hedefle fırlatmak anlamını da içeriyor.
Burada Allah(swt) öğretiyor ki her bir taş her bir suçluda hedeflendi ve nereye çarpması gerekiyorsa oraya çarpıyordu.
Yani,termihim kelimesiyle,bunlar Allah'ın gönderdiği yönlendirilmiş kurşunlardı.
Bu taşların nasıl çarptığına gelince,
taşlar kafa derilerinden içine giriyordu,bu önemli çünkü kafa kemiği kırılması en zor kemiktir.
Ve birinin kafasını dağıtmanın tek yolu onu kurşunlamak falandır.
Çakıl taşları kafa derilerinden girerdi ve arkasından çıkardı,içinden geçerek.
Ayetin tanıklarının tarif edişi böyle.
Son ayete geliyoruz, bu arada farkettiniz mi dil gerçekten çok çarpıcı. Keskin,güçlü ve hoş olmayan sahnelerle dolu.
Allah yalnızca onları yok ettiğini söylemedi.
Allah bize gerçekten açık detaylar veriyor onları nasıl yok ettiğine dair.
Niye önemli olduğunu biliyor musunuz?
Ayetin başındaki "keyfe" kelimesi yüzünden.
Allah yalnızca Biz onlara ne yaptık demedi. Nasıl yaptık dedi.
Nasıl sorusunu sorduğunuzda cevap detayla birlikte gelir.
Ne yaptın dediğinizde yalnızca Öğle yemeği yedim diyebilirsiniz. Ama nasıl dediğinizde,
detaylar veriyorsunuz ve tanımlıyorsunuz.Anlaşılır mı?
Yani bu suredeki grafiksel dil harika bir şekilde yerleştirilmiş yalnızca "keyfe" kelimesi yüzünden,
Ne yaptı demek yerine Rabbin nasıl baş etti, nasıl yok etti diyor.
Cevapsa surenin içinde geliyor.
(Devam etmek üzere)

Etiketler:

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
([Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.])