Türkiye yeni bir devlet olmadığı milleti dahi toplama milletmelerden oluşmuş bir millet değildir. Tarihi derin olduğu kadar sahib olduğu nitelikleri ve kemalatları dahi o kadar derin ve geniştir.

Türkiyenin özelliklede İslamiyetin gelişmesini ve yayılmasını istemeyen bazı komiteler geçmiş yıllarda tiyatroda oynattıkları oyunları bu devletin ve milletin bağışıklık kazanması üzerine farklı metod ve usuller ile kendilerini geliştirdiklerini yeni planlar ve oyunlar kurduklarını görmemek imkansızdır. Evet eski zamanda bu millet bir çok problemler ile bahaneler ile oyunlar ile kısırlaştırılmaya hatta köşeye sıkıştırılmaya baskı ve şiddet ve zulüm ile bu kirli komitelerin oyuncağı olmaya bazı zümrelerin kölesi ve uşağı olmaya zorlanmış ve elhamdulillah Türk milletinin hususan müminin ferasetinin yüksek zekası ile bu sorunlar az zararlar ile çözüme kavuşarak aşılmıştır.

Evet az zararlar ile çünkü Dünya tarihine insanlık tarihine bakalım bu kadar çok komplo ve oyunun ve kirli senaryoların yazıldığı ne bir millet vardır ne de başka bir devlet vardır. Devletler bu senaryolara mekanizmalarını güçlendirdikçe karşı atak farklı müdahaleler ile adımlarını atmakta olduğu bir gerçekliktir.

Tarihde Türk-Kürt, Alevi - Sunni ve diğer çatışmalar ile bu milleti ve devleti zelil ve perişan edemeyenler bugün günümüzde farklı argümanlar ile bu hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmaktalar.

Bu yazımızda Risale-i Nur perspektifinde bu argümanların neticesi olan eylem, isyan, anarşi ve istibdad gibi farklı konuları bir bütün olarak bakarak ehli vicdan ve ehli imanın bu senaryoda nede yer almamaları gerektiğini ifade etmeye çalışacağız.

Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa eserinde iman hakikatlerinin bir şubesi olan Ahirete İman meselesini Kur'anı Kerim ve Hadis-i Şerif ışığında izah ve isbat ederken en küçük daireden en geniş daireye kadar yani insanın kendi iç aleminden, aile hayatına, oturduğu şehrinden tut memleketine ve milletine kadar dairelere ayırarak en küçüğünden en büyüğüne kadar Ahirete İman dusturunun neticesi olan güzel ahlak kaidelerinin insan ve alakadar olduğu herbir mevcud ve zişuur için ne kadar gerektiğini izah ederken bu esasın ihmaline mukabil her bir dairenin, hanenin ve alemin o derecede aksi manalara hükmedeceğini ifade etmekte. Mesela:

Bilgi
Hem herbir şehir kendi ahalisine geniş bir hanedir. Eğer iman-ı âhiret o büyük aile efradında hükmetmezse; güzel ahlâkın esasları olan ihlas, samimiyet, fazilet, hamiyet, fedakârlık, rıza-yı İlahî, sevab-ı uhrevî yerine garaz, menfaat, sahtekârlık, hodgâmlık, tasannu, riya, rüşvet, aldatmak gibi haller meydan alır. Zahirî asayiş ve insaniyet altında, anarşistlik ve vahşet manaları hükmeder; o hayat-ı şehriye zehirlenir. Çocuklar haylazlığa, gençler sarhoşluğa, kavîler zulme, ihtiyarlar ağlamağa başlarlar.

Asa-yı Musa ( 45 )


Demek en büyük problemlerden biri Ahirete İman etmemekten ileri gelmekte. Çünkü şu mesele dahi kati ispat ediyor ki:

Bilgi
Buna kıyasen, memleket dahi bir hanedir ve vatan dahi bir millî ailenin hanesidir. Eğer iman-ı âhiret bu geniş hanelerde hükmetse, birden samimî hürmet ve ciddî merhamet ve rüşvetsiz muhabbet ve muavenet ve hilesiz hizmet ve muaşeret ve riyasız ihsan ve fazilet ve enaniyetsiz büyüklük ve meziyet o hayatta inkişafa başlarlar.

Çocuklara der: "Cennet var, haylazlığı bırak." Kur'an dersiyle temkin verir.

Gençlere der: "Cehennem var, sarhoşluğu bırak." Aklı başlarına getirir.

Zalime der: "Şiddetli azab var, tokat yiyeceksin." Adalete başını eğdirir.

İhtiyarlara der: "Senin elinden çıkmış bütün saadetlerinden çok yüksek ve daimî bir uhrevî saadet ve taze, bâki bir gençlik seni bekliyorlar. Onları kazanmağa çalış." Ağlamasını gülmeye çevirir.

Bunlara kıyasen cüz'î ve küllî herbir taifede hüsn-ü tesirini gösterir, ışıklandırır. Nev'-i beşerin hayat-ı içtimaiyesiyle alâkadar olan içtimaiyyun ve ahlâkiyyunların kulakları çınlasın!

İşte iman-ı âhiretin binler faidelerinden işaret ettiğimiz beş-altı nümunelerine sairleri kıyas edilse kat'î anlaşılır ki; iki cihanın ve iki hayatın medar-ı saadeti yalnız imandır.

Asa-yı Musa ( 45 )


Devam Edecek..
İbrahim Ethem