Şaban DÖĞEN / YENİ ASYA

"Benimle gelen perişan olmaz"


"Benimle gelen perişan olmaz. Benimle gelen arkadaş rûz-i Mahşer'de perişan olsa o benim sırtımın yükü olsun. Yeter ki bu daireye olan ahdini bozmasın." (1)

Bu ifadeler Üstadın, Bayram Yüksel Ağabeyin Cevşen'ine yazdığı
ifadeler. Bu sene Denizli Mevlidi'nden önce ziyaret ettiğimiz Afyon'da Hüseyin Yesur Ağabeyimiz de benzer ifadeleri Tahiri Mutlu Ağabeyden dinlediğini nakletmişti.

Bu satırların sahibi Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, âhirzamanın dinin, imanın, Kur'ân'ın tehlikeye düştüğü en dehşetli günlerinde Allah'ın dinine hizmeti gaye edinmiş, bu maksatla 6000 sayfalık Risâle-i Nur Külliyatını kaleme almış bir İslâm âlimi. Allah'ın inayet ve himayeti altında olan bir mücahid.

Allah, "Ey iman edenler! Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve size sebat verir." (2) "Bizim uğrumuzda cihad edenlere Biz yollarımızı gösteririz"(3) buyuruyor.

O halde Bediüzzaman Hazretlerinin de, talebelerinin de inayet, himaye ve nezaret altında olmaları kadar tabiî birşey olamaz. Değil mi ki Allah'ın dinine hizmet ediyorlar, onun için didinip çırpınıyorlar, elbetteki Allah yardımını da gönderecek, yollarını da gösterecektir. Ömrü boyunca nice
sıkıntılar çekmiş, zindandan zindana, sürgünden sürgüne yollanmış bu
Allah dostu hep ömür boyu talebelerine, dostlarına kanatlarını germiş,
onları himaye etmiştir. Mahkemelerde talebeleri suçlandığında, bütün
suçu (yok ya!) kendi üzerine aldığını, onların suçları olmadığını
ifade etmiş, meselâ Eskişehir Mahkemesi'nde şöyle müdafaada
bulunmuştu:

"Bu mevkuf olan civanmert ve muhterem Türk gençleri ve
ihtiyarları içinde öyleleri var ki, onların 1(bir) tanesini, kendi
milletimden 100(yüz) adama değiştirmem. İçinde öyleleri var ki, 10(on) sene bana zulüm eden memurlara, 5(beş) seneden beri onların hatırları için, o zalimlere bedduâyı bıraktım.
Ve onların içinde öyleleri var ki, alî seciyelerin en halis nümûnelerini o âlicenap Türk arkadaşlarda kemal-i hayret ve takdirle gördüm. Ve Türk milletinin sırr-ı tefevvukunu
onlarla anladım. Ben, vicdanımla, mevcud ve çok emarelerle temin
ederim ki; eğer bu masum mevkuflar adedince vücudlarım bulunsaydı
veyahut onların umûmuna gelen her nev'î meşakkatlerini alabilseydim,
kasem ederim ki, müftehirane, o kıymettar zatlara bedel çekmek
isterdim. Benim bunlara karşı bu hissim, onların kıymet-i zatiyeleri
içindir; yoksa şahsıma karşı faidesi dokunması değildir. Çünkü, bir
kısmını yeni görüyorum. Bir kısmı, belki o benden faide görmüş, ben
ondan zarar görmüşüm. Fakat binler zarar görsem, yine onların
kıymetini nazarımda tenzîl etmez."
(4)

Evet, Bediüzzaman her vesileyle talebelerine sahip çıkmış, her yerde
her zaman onların hukuklarını muhafaza etmiş, maddeten ve mânen hiçbir desteği esirgememiştir. Yukar
ıdaki ifadelerden onun ahirette de onlara desteğini, himmetini esirgemeyeceğini ifade etmektedir. Yeter ki
dâvâsına olan ahdini bozmamış olsun.

Böyle bir Üstada talebe olmak ne büyük bir mutluluk!

Dipnotlar:
1- Yılmaz Dinç, Dr. Mustafa Ramazanoğlu, s. 41.
2- Muhammed Sûresi: 7.
3- Ankebut Sûresi : 69.
4- Tarihçe-i Hayat, s. 203.