Hayatı daha yakından ve renkli olarak tanımak için dünyayı dolaşmaya çıkan meraklı bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir alimi ziyarete gitti.

Seyyah, büyük alimin, yaşadığı evde, bütün duvarların kitaplarla dolu olduğunu gördü. Çok şaşırdı tabii. Bir mana da veremedi. Öyleki kitaptan başka duvar görünmüyürdu.
Bu duygularla evin diğer bölümlerini de dikkatle gözden geçirdi. İyice şaşırdı. Yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan basit bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka hiçbir şey yoktu. Merakla:
"Neden hiç eşyanız yok?"


Eliyle olanları gösterdi alim;

"Var ya!.. Nasıl eşyamız yok?"

"Ne bileyim? Koltuklarınız, kanepeleriniz, büfeleriniz... Onlar nerede?"

Alim, gülümsedi belli belirsiz.

Bilge kişi, bu soruya karşılık olarak kendi bir soru sordu;
"Bak evladım, senin de fazla birşeyin yok... Yalnızca, sırtında taşıdığın küçük bir çantan var... Peki, senin eşyaların nerede?"
Genç, kendini savunurcasına cevapladı bu beklemediği soruyu:


"Ama görüyorsunuz... Ben yolcuyum..."

-Ünlü alim, hak verircesine başını salladı tebessüm ederek:
"Ben de öyle yavrum!.. Ben de öyle..."


alıntı