2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar Mesajlar
    6.597
    Blog Blog Girişleri
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1232 + 91788


    Benim Babam...



    Ardıç kokuludur babam. Tezek kokuludur. Onurludur. Kıt kanaat geçinir, geçindirir; ama asla el açmaz. İhtiyacını belli etmez. Her eksiği giderilmiş gibi davranır. Neden böyledir babam? Böyle terbiye görmüş, böyle öğrenmiştir. Ali okulu mezunudur. Okuma yazmayı askerde çözmüştür. Ama el yazısı benimkinden güzeldir.

    Babam, iyi kalbli babam.

    Alnında kırışmadık nokta kalmamış. Diken diken olmuş çehresinin her kırışığı; çizgisi bir çilenin, bir bitkinliğin, yorgunluğun izini taşır ama, sen onu dünyanın en zengin insanı bulursun. Öylesine cömerttir.

    Ardıç köküne yaslanıp ovayı yalpıyıp gelen bakışları asırlık çilenin tahlilidir. Elinde dâima bir çakı bulunur. Fidanları tımarlar, sebzelerin diplerine birer çöp dikiverir. Ağaçların fazla gelen dallarını temizler.

    Babam, çalışmaktan yorulmaz.

    Namazını ne pahasına olursa olsun, kılar. Namaz onun olmazsa olmazı. Bu şuuru okumuşlarımız bile gösteremiyor. "Nerden kazandı toprağın adamı bunu?" diyeceksiniz. "Atalarından tevarüs ettiği iman şuuru ve nasihat kültürü her zaman yazılı gelenekten güçlü olmuştur da ondan." derim.

    Babam, çalışmanın fiilî dua olduğunu asla unutmaz. Her varlığın bir dille yaratıldığını benden çok daha iyi kavrar. Ağaçlarla, koyunlarla, tarlalarla, çapayla, orakla, tırpanla, kötenle, kayısıyla, dut ağacıyla konuşur. Onların ne dediğini anlar. Acıkmışlarsa gübre, susamışlarsa su verir.

    Her yaprağın sesini, sözünü dinleyen, anlayan babam.

    Bölünmez bir huzur içinde yaşar tarlalarda. Ağaçlardan nasibine selâmet düşmüştür.

    Çardağa oturdu mu, gözleriyle kirazlarını, dutlarını, incirlerini, elmalarını, cevizlerini sever babam. Dinlenmek için namaz vakitlerini seçer babam.

    Çocukluğumun kahramanı, gençliğimin cahili, bugünümün ise her şeyi babam. Meğer babamın varlıkla bağı ne kadar da güçlüymüş, ne kadar çok dil biliyormuş; meğer babam ne büyükmüş ve ben ona ne kadar muhtaçmışım!

    Babasız geçen günlerime hayıflanmamın bir mânâsı yok. Geçen; geçti, gitti. Biz şimdiye bakalım.

    Her aradığımda neden camiye gitmiş oluyor babam?

    Babamın saati namaza göre. "Anne babam nasıl, ne yapıyor?" diye her sorduğumda:
    "Baban camiye gitti." "Baban camiden yeni geldi." "Baban camiye hazırlanıyor."
    İnsan camiyle ancak bu kadar hemhâl olur! Tatil günlerinde sılaya vardığımızda da, durum aynı. Sofra kurulur, tereyağlı bulgur pilavı buğu buğu kokar, naneli cacık iştahımızı açar. "Babam nerde?" "Camiden daha gelmedi." Bekleriz. Babam camiden gelir, elini yıkar, kurular; sofranın bir köşesine ilişir, ev sahibi değil de, eve yeni gelmiş utangaç bir misafir gibi âdeta. İnsan da dünyada hep misafir değil midir?!.. Pilav soğumuştur. Çocukların ağzı yanmaz. Çay gelir. Bir bardak. O da yarım. Çayı sevmez. Ona soğuk, içinde buzlar çalkanan ayran getirilir. Kocaman tasla.

    Babam işte. Her şeyi farklı.

    Toprak adamı. Tarlaya vardı mı, toprağa öyle bir bakışı vardır ki, onu anlamak, okumak biz mürekkep yalamışlar için zor. Kendisinin de, geldiği o toprağa döneceğinin farkındadır her an.
    Dertlerini, acılarını açmaz bize. Kendi kendine hesaplaşır hayatla, acıyla. İster ki, çocukları sadece huzurlu yaşasınlar. İnsanların derdine ortak olmak, derman olmak için çırpınır; ama asla lâf taşımaz.

    Bunca rüyadan, bunca hatıradan sonra babam tek ve yalnız, yolcu etti bizi tek tek. Kendi kaldı o uçsuz bucaksız ovalarda, bitmez tükenmez işin içinde. Bizden mutlu haberler bekleyerek vuruyor kazmasını ağaçların diplerine. İçin için gözyaşı döküyor gidişimize. Öğle yemeğini bir dutun gölgesinde yerken çakısını çıkarıp usulca kesiyor soğanını. Bir çoban mı olur, yoksa bir yolcu mu, veya bir işçi mi; ayırt etmeksizin ortak ediyor azığına. Babam ki asla tek başına yemez yemeğini. "Halil İbrahim sofrasıdır" demişler zamanında kulağına. O da onu kanun bellemiş, sofraya yalnız oturmamış bugüne kadar.

    Biz şehir ahâlîsi bir ceset gibi sürüklenirken şehirden şehre, semtten semte, mahalleden mahalleye, babam hayatın hâfızıdır şimdi tarlalarda. Biz uyurken, o ümitlerini ve insan sevgisini çoğaltıyor.

    Biz dine mesafeli dururken, babam dini bir yorgan gibi sardı kendine; Anadolu'nun bütün babaları gibi. Kainât sarayında uçurtma uçuran çocuk gibi mesut hayaller kurdu babam. Âdem Nebi (as) onun pîri oldu. Su, toprak ve dua; bu üç kelime onu özetler.

    Saman doldururken harara, ot biçerken ineğe, odun kırarken sobaya ve su verirken pamuğa, dünyanın en metin insanıdır o. Dünyaya hak ettiği kadar değer verir, ama buradaki varlığını ve imtihanını ciddiye alır, nasibini de unutmaz. Namaza dururken dünyayı terk ediyormuş gibidir. Onun her namazı son namazı gibidir. Uzun, sıhhatli, tadil-i erkâna uygundur.

    Ahşap merdivendir babama dünya. Bir gün çürür düşer. Onun dünyadaki aşkı Kâbe'dir. Ne gün gideceğini hesap edememenin acısıyla kıvranır durur. Helâlinden kazanıp da o yolun tozuna belenmeyi düşler.

    Kuşlardan önce başlar hayata babam. Kuşlarla çekilir evine. Güneş doğmaz onun üzerine. Her şafak ayaktadır, her gün güneşi merhabayla karşılar. Fatiha bir bahardır babama, sabahtır. Yasin gün ortası, V'el Asr ise akşamın işaretçisidir. Gün döndü mü ikindiye, çalışması hızlanır, yirmi dört saatini derleyip toparlar ikindi duasıyla günün hesabını sunar Varlığın Sahibi'ne.

    Aramızda bir şeyler hep yarım kalmıştır. Aramızda bir mesafe hep açık kalmıştır. Varlığına varlığımdan daha çok itimat ederim. Günün belli saatlerinde evde, belli saatlerinde tarlada, geri kalanında ise camidedir. Kendi evine asla sessizce girmez, ya birini çağırır veya öksürür ki, geldiği anlaşılsın, uygunsuz vaziyette görünmesin kimse. Kendi evine bile misafirlik hâliyle girer. Mahcup babam. Annemin evdeki ağırlığı karşısında hiç rahatsızlık duymadığı gibi, memnuniyetini de belli etmekten kaçınmaz. Kolay kolay kızmaz, her hâdiseye sesini çıkarmaz. Sorulursa fikrini beyan eder.

    Gün kızıla döndü mü oturur çardağa, abdestini tazeler, hocanın sesini bekler. Allahu ekber. Babam akşamın alacasında salâvatla yürür gülşefdeli yemenisini ayağına geçirip. Kutlu Nebi'nin (sas): "Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz." sözünü düstur edinmiştir. Güzel yaşayıp güzel ölmek ister. Rabb'inin huzuruna ak alınla çıkmak ister.




    Recep Şükrü GÜNGÖR...( SIZINTI )

    Benzer Konular
    Renkler dile gelse herbiri 'Güneş benim gibidir' veyahut 'Güneş benim' diyeceklerdir
    Renkler dile gelse herbiri 'Güneş benim gibidir' veyahut 'Güneş benim' diyeceklerdir Renkler dile gelse herbiri 'Güneş benim gibidir' veyahut 'Güneş benim' diyeceklerdir Günün Risale-i Nur dersi Devami...
    'Benim babam kalbimde, 'öldü' diyenler utansın'
    'Benim babam kalbimde, 'öldü' diyenler utansın' 'Benim babam kalbimde, 'öldü' diyenler utansın' Ermenek'teki maden faciasında ölen işçilerden Ali Haznedar'ın 6 yaşındaki kızı Sudenaz, adliyeye yakasında, "Benim babam kal
    Mursi'nin Kızı: O Adam Benim Babam Değil!
    Mursi'nin Kızı: O Adam Benim Babam Değil! Mısır'da 3 Temmuz'daki darbeyle görevinden uzaklaştırılan Muhammed Mursi'nin kızı Şeyma, duruşmalar sırasında kafes içinde mahkeme salonuna getirilen kişinin babası olmadığını iddia etti. Facebook hesabından bir açıklam
    "Hakikaten benim şevkim, benim tâkatimin pek fevkinde bir noktaya sevketti. Eğer
    "Hakikaten benim şevkim, benim tâkatimin pek fevkinde bir noktaya sevketti. Eğer Devami...
    babam yok benim teyze.
    babam yok benim teyze. BABAM YOK BENiM TEYZE Okulu öğretmene kızıp bıraktım. Doğru çizgi çekemiyordum. “Evde annen baban biraz çalıştırsın seni” dedi. Zaten ben hiç doğru çizgi çekemedim. Topa da falsolu vuramıyorum. Karın üstün
    Yazar : Risale Forum
    çocukken, ne önemi vardı yalnızlığın
    nasılsa oyuncaklarımız vardı oyunlarımız.
    bilmezdik beş para etmezlere; oyuncak olduğunu insanların.
    nasıl acıttığını bilmezdik ağlamanın
    ne kadar zalim olduğunu ağlatanların...
    çocuktuk sadece ve hep masumiyet kokardık....


  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar Mesajlar
    193
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 72 + 2070


    Cevap: Benim Babam...

    mevlam razi olsun...
    Yazar : Risale Forum
    Sevgi Medeniyetinin Sevda Pazarında Gönlümüzü Leyla'ya Değil,Kainatın Tek Sahibi Olan Mevla'ya Sunmanın Hesabındayız.Yere Göğe Sığmayan Sevgililer Sevgilisini Gönül Kabesinde Misafir Etmenin Telaşındayız...

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222