Riyâ, sözlük anlamı itibariyle, bir şeyi olduğunun tersine göstermek, gösteriş yapmak demektir. Dinî terim olarak ise, âhiret amellerini yaparak âhiret yolunda olduğunu göstererek, dünyâ arzûlarına kavuşmak, dünyâ kazancına dîni âlet etmek demektir. Ayrıca, yaptığı ibâdetleri başkalarına göstererek, insanların sevgisini kazanmaktır. Hadis-i şerifte;
(Dünyâda riyâ ile ibâdet edene, kıyâmet günü, ‘ey kötü insan! Bugün sana sevâb yoktur. Dünyâda kimler için ibâdet ettin ise, sevâblarını onlardan iste’ denir) buyuruldu.
Riyânın zıddına, aksine ise, İhlâs denir. İhlâs, dünyâ faydalarını, menfaâtlerini düşünmeyip ibâdetlerini yalnız Allahü teâlânın rızâsı için yapmak demektir. İhlâs sâhibi olan bir kimse, ibâdet yaparken başkalarına göstermeyi hiç düşünmez. Böyle bir kimsenin yaptığı ibâdetleri, başkalarının görmesi, bunun ihlâsına zarar vermez. Hadîs-i şerîfte;
(Allahü teâlâyı görür gibi ibâdet et! Sen görmüyor isen de, O, seni görmektedir) buyuruldu.
Başkalarının sevgisine ve methetmelerine kavuşmak için, dünyâ işleri ile, onlara iyilik yapmak da, riyâ olur. İbâdet ile olan riyâ bundan dahâ fenâdır. Allahü teâlânın rızâsını hiç düşünmeden yapılan riyâ ise, hepsinden dahâ fenâdır. Hadis-i şerifte;
(Sizde bulunmasından en çok korktuğum şey, şirk-i asgara yakalanmanızdır. Şirk-i asgar, riyâ demektir) buyuruldu.
DÜNYA MENFAATİ İÇİN...
İbâdet yaparak Allahü teâlâdan dünyâ menfaâtlerini istemek, riyâ olmaz. Yağmur duâsına çıkmak, istihâre yapmak böyledir. Ücret ile imâmlık, hatîblik, muallimlik yapmak, sıkıntıdan, hastalıktan ve fakîrlikten kurtulmak için âyet-i kerîmeler okumak da, böyledir denildi. Bunlarda hem ibâdet, hem de menfaât niyetleri bulunmaktadır. Ticâret maksadı ile hacca gitmek de böyledir. İbâdet niyeti hiç bulunmazsa riyâ olurlar. İbâdet niyeti çok olursa, sevâb hâsıl olur.
İbâdetlerini başkalarına göstermek; onlara öğretmek ve teşvîk etmek niyeti ile olursa, riyâ olmaz ve çok sevâb olur. Ramazân orucunu tutmakta riyâ olmaz. Allahü teâlânın rızâsı için namâza başlayıp, sonradan hâsıl olan riyânın zararı olmaz.
Riyâ ile yapılan farzlar sahîh olur, ibâdet borcu ödenmiş olur ise de, sevâbı olmaz. Et ihtiyâcını karşılamak niyeti ile, kurban kesmek câiz olmaz. Allahü teâlâ için ve bir insan için birlikte niyet ederek kurban kesmek câiz değildir. Allahü teâlânın rızâsı için olmayıp, yalnız hacdan, gazâdan gelen için ve gelen emîri, reîsi karşılamak için kesilen hayvan leş olur. Kesmesi ve yemesi harâm olur.
Riyâdan korkarak ibâdeti terk etmek câiz değildir. Allahü teâlânın rızâsı için namâza durup, namâzı bitirinceye kadar hep dünyâ işlerini düşünürse, namâzı sahîh olur.
Şöhrete sebep olacak şekilde giyinmek riyâ olur. Din adamlarının, temiz, kıymetli elbise giymeleri lâzımdır. Bunun için, imâmların, cuma ve bayram günleri zînetli elbise giymeleri sünnettir.
Şöhret için vaaz vermek, nasîhat etmek, kitâp yazmak riyâ olur. Münâkaşa etmek, başkalarından üstün görünmek ve övünmek için ilim öğrenmek yahut dünyâlık yani mal, mevki elde etmek için ilim öğrenmek de, riyâ olur. Riyâ harâmdır.


ALLAHÜ TEALANIN RIZASI...
Allahü teâlâ için olan ilim, Allahü teâlâdan korkmayı artırır ve kendi ayıplarını görmeye sebep olur. İlmini dünyâ kazancına, mala ve mevkiye kavuşmaya vâsıta eden din adamlarına, ulemâ-i sû yanî kötü din adamı denir.
Herkesin yanında sünnetlere uygun olarak, yalnız iken ise, edeblere uymayarak yapılan ibâdetler, riyâ olur. Hadîs-i şerîfte;
(Başkalarına gösteriş için namâzını güzel kılan, yalnız olduğu zamân böyle kılmayan, Allahü teâlâyı tahkîr etmiş olur) buyuruldu.
Netice olarak ibâdet, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için yapılır. Başkasının muhabbetine, sevgisine, ihsânına kavuşmak için yapılan ibâdet, ona tapınmak olur. Allahü teâlâya ihlâs ile ibâdet etmemiz emrolundu. Hadîs-i şerîfte;
(Allahü teâlânın birliğine îmân edenden, namâzı ve zekâtı ihlâs ile yapandan Allahü teâlâ râzı olur) buyuruldu.


Osman Ünlü - Gönül Pınarı (Türkiye)