1 sonuçtan 1 ile 1 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nereden Yer
    ANKARA
    Mesajlar Mesajlar
    2.584
    Blog Blog Girişleri
    109
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 584 + 43761


    Post Yâ Rabb, nimetlerini gönlümüze duyur!.

    Seneler var ki, Dâvud Aleyhisselâm’ın, "Yâ Rabb! Sana karşı nasıl gereğince şükredebilirim ki;

    gönlümdeki Sana şükretme hissi dahi şükrü gerektiren ayrı bir nimettir!" deyişi ve Hammâdûn’un

    Efendisi’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ey her varlığın diliyle kendisine şükredilen Allah'ım, biz

    Sana hakkıyla şükredemedik." yakarışı en çok sevdiğim ve tekrar ettiğim söz incilerinden ikisidir.

    Şükür ve hamd ufkunu gösteren bu ifadelerin muhtevasını gönlümde tam duymaktan hayli uzak

    olsam da, Rahman u Rahim’in nimetlerinin enginliği ve benim o nimetler karşısındaki za’fım, aczim

    ve liyakatsızlığım çoğu zaman, bir oksijen çadırı mahiyetindeki bu iki içdöküşün bağrına sığınmamı

    zaruri kılıyor.

    Maddî nimetler değil bahsini etmek istediğim.. aşa-ekmeğe, evlâd u ıyâle, içinde huzur bulunan

    yuvaya; varlığa, sıhhate ve afiyete şükrü anlatmak da değil muradım. Hattâ bir adım ötede ve

    her şeyin üstünde îmâna, irfana, rûhânî zevklere ve itmi’nâna şükretmek de değil kasdım. Asıl,

    nimetlerin birer nimet olduğunu bilebilme, Allah Teâlâ’nın ihsanlarının farkında olabilme, ülfet ve

    alışkanlık perdelerini yırtıp, ilâhî lûtufları görüp, hamd ve minnet hisleriyle dolabilme.. ve sonra

    bütün o nimetlere şükürle mukabelede bulunma ve nihayet şükredebildiği için de şükretme.. işte

    bu hazine ardına düşüp aradığım.

    Cenab-ı Hakk'ın insanlara olan fazl u keremi, lûtf u ihsanı, bazen o insanların liyakatlarına binaen,

    bazen de liyakat gözetilmeden verilir. Allah fazlından dilediğine dilediği kadar ihsan eder. O, bazı

    insanlara, ekstradan çok büyük lûtuflarda da bulunur. Sahabe-i Kiram Efendilerimiz böyle bir

    lûtfa mazhar olmuş; yektâ bir Nebi'ye, seçkin bir ümmet olarak gelmiş ve o Nebi'nin kendilerine

    emanet ettiği vazifeyi bihakkın yerine getirmiş, o mazhariyete şükürlerini eda ederek yeni

    lûtuflara kapılar aralamışlardır.

    Allah Teâlâ, bugüne kadar bize de pek çok lûtuf ve ihsan bahşetmiştir. Onca handikap ve buhrana,

    günümüzün zifiri dalâlet karanlıklarına rağmen, O’nun engin rahmet ve inayetiyle çok kısa

    zamanda mahmur vicdanlar uyarılmış, binler-yüzbinler imanı aksiyona dönüştürmüş ve bir yeni

    destan yazmaya durmuştur. Dünyanın dörtbir yanında kendine rağmen yaşayan, etrafına insanlık

    dersi veren, her haliyle Allah’ın şahidi aydın simalar, renk renk çiçekler olarak yeryüzünü bir

    gülistana çevirmişlerdir.

    Zannediyorum, şu satırları okuyan herkes kendini az dinlese, Hakk’a kul olma heyecanının hasıl

    ettiği bir çırpıntı duyacaktır gönlünde.. duygu, his ve düşüncelerinin kokusunu alabilse bir gül

    râyihası hissedecektir çevresinde. En azından iç geçirecek, gözyaşlarının davetçisi olarak

    dudaklarını az bükecek ve “Gül olamasam da güllere arkadaşlık (saksılık) etmiştim. Bu güzel koku

    oradan...” diyecektir.

    Evet, gül bahçesinde olmak, güllerle dostluk kurmak, -hem de bu devir de- gül yüzlü insanlar

    tanımak çok büyük bir nimettir; bu nimeti duymak, his ve idrak etmek, vicdanen ona mukabelede

    bulunmak ve O’nun Cenab-ı Hakk’dan olduğunu dile getirmek ise, hem o nimete karşı şükrün bir

    tür edasıdır, hem de bize sık sık Allah'ı hatırlatması bakımından bir zikirdir.

    Nerede ve hangi hal üzere olursak olalım, hiçbirimizin durumundan şikayet etmeye hakkı yoktur.

    İçinde bulunduğumuz lûtuf ve ihsan dairesi bütün olumsuzlukların üzerini örtmeye ve bütün

    eksikleri telâfi etmeye yetecek kadar geniştir, büyüktür. İhsan-ı ilâhî olarak önümüze çıkan nurlu

    yolu görmüş ve sefere koyulmuşsak hayatımızın her karesine ebediyet mührü vurma fırsatını

    yakalamışız demektir. Bu yolda hayat vardır, emniyet ve huzur vardır; bu yolun sonu da sonsuz

    saadete varmaktadır. O halde, bu nimeti farketmeme bir mahrumiyet, farkedip şükür duygusuyla

    dopdolu olmama bir nankörlük, yolun meşakkat ve sıkıntılarına takılıp kalmaksa bir aldanmışlıktır.

    Cenab-ı Hakk’ın nimetleri karşısında bize düşen; vehmî bütün güç, kuvvet ve ihsan kaynaklarını bir

    tarafa bırakarak her türlü lütûf ve nimetin Allah’tan geldiğini kabul ve itiraf etmek; bütün

    iyilikleri, güzellikleri kısmet eden ve baştan sona sebepleri hazırlayanın O olduğunu her fırsatta

    dile getirmek; gizli-açık bütün nimetleri, bu nimetlerden yararlanmayı Allah’tan bilip hayatı bu

    anlayışa göre yönlendirilmek; her uzuv ve her latifeyi yaratılış gayesi istikametinde kullanmak ve

    onlara mahsus kulluk vazifelerini yerine getirmek; yani, dil, kalb ve organların herbiriyle

    şükretmektir. Dilin şükrünü evrâd u ezkâr, kalbin şükrünü yakîn ve istikamet, cevârihin şükrünü de

    ibadet u tâat olarak yerine getirmektir.

    Bir ayet-i kerimenin meâli şöyledir:

    “Ve düşünün ki Rabbiniz şöyle i'lân buyurdu: Celâlim hakkı için, şükrederseniz elbette size (nimetlerimi) artırırım; fakat, eğer nankörlük ederseniz, haberiniz olsun ki azâbım çok şiddetlidir.” (İbrahim Suresi, 14/7)

    Miraç’la alakalı hadis-i şeriflerin birinde, Hz. Adem’in sağına bakınca tebessüm ettiği, sol

    tarafına dönünce de ağladığı rivayet edilir. İnsanlığın babası bu halinin sebebini anlatırken der ki,

    “Sağıma bakınca kulluğunun farkında çocuklarımı görüyor ve tebessüm ediyorum. Soluma bakınca

    da, Hak’dan uzak torunlarımın çirkin durumana şahit oluyor ve ağlıyorum.” İşte Hz. Adem’in,

    ekseriyetle yaramaz çocuklarını görüp ağladığı bir dönemde biz, hakiki insanlar, beşeriyetin yüzakı

    başyüce şahsiyetler tanıdık. Kadını-erkeğiyle, genci-yaşlısıyla fazilet abidelerini aramızda

    bulabileceğimiz salih bir dairede yaşama fırsatı yakaladık. Bu, şükrünü eda etmekten aciz

    kalacağımız pek büyük bir nimettir. Evet, bu nimeti görememe bir körlük; gücümüz yettiğince

    şükürle mukabelede bulunmama bir nankörlük; her güzelliğin Allah’a ait olduğunu, O’na karşı minnet

    ve şükran borcumuzu her fırsatta dile getirmeme de bir küfran-ı nimettir.

    Üzerimizde bulunan her şeyi Allah'tan bildiğimiz ve bunu hep hatırda tuttuğumuz takdirde -

    inşaallah- bir kısım vartalara düşmekten kurtulur ve emniyet içinde ötelerin sahillerine ulaşırız.

    Yoksa -hafizanallah- nimetleri göremez hale gelir, nankörlüğe düşeriz de, bu kötü hal Allah’ın

    lûtfettiği nimetlerin kesilmesine sebebiyet verir.

    Evet, Allah'ın ihsan buyurduğu nimetler, lütuflar sayılamayacak kadar çoktur; çoktur ama ülfet

    ve ünsiyet kucağında büyüyen, gelişen ve cismaniyetine takılıp kalan insanoğlu, bunların kadr ü

    kıymetini ancak elinden gittikten sonra anlar.

    Ya Rabb! Biz kendimizi değiştirmedikçe Sen bizi değiştirmez; biz nimetleri Senden bilip

    şükrettikçe Sen onları eksik etmezsin. Nimetlerini gönüllerimize duyur ya Rabbi. Bizi şükreden

    kullarından eyle.

    Osman Simsek

    Benzer Konular
    Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Günün Ayet-i Kerime meali... Devami...
    Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Günün Ayet-i Kerime meali... Devami...
    Gönlümüze Hicretini Bekliyoruz Efendim...
    Gönlümüze Hicretini Bekliyoruz Efendim... Sevgili..! Her gittiğim yerde, her dokunduğum toprakta kokunu duyarım. Her gece rüyamda seni görmeyi beklerim. Sevgili? Sensiz a
    Dünyada cennet nimetlerini yeme
    Dünyada cennet nimetlerini yeme Salihlerden bir kimse çok fakir olup dünyalık hiçbir şeye malik olmadığı için ailesi “bu hale nasıl sabredelim. Cenab-ı Hak’tan bir miktar dünyalık istesek olmaz mı?” diye, gece-gündüz efendisi ile müna
    Duyur : Vaizlik Yeterlik Belgesi Sınavı
    Duyur : Vaizlik Yeterlik Belgesi Sınavı T.C. BAŞBAKANLIK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Sayı : Konu: Vaizlik Yeterlik Belgesi Sınavı
    Yazar : Risale Forum
    Konu Livza tarafından (10-03-2013 Saat 21:09 ) değiştirilmiştir.

    Kalbini bir mescit yap. Orada, Allah’tan başka hiçbir şeye yer verme.

    Abdulkadir Geylani


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222