Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 1/2 12 SonSon
16 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Sabır ve Şükür

    Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’inde “İnsanlar imtihandan geçirilmeden sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar?”

    (Ankebut, 2)

    ayetiyle bizleri uyarıyor. İmtihanın şeklini ise, tıpkı geçmiş ümmetleri

    “bazen nimetlerle, bazen musibetlerle imtihana çektiği”

    (Araf, 168)


    gibi,

    “Sizi bir imtihan olarak iyilikle de kötülükle de deneyeceğiz.”

    (Enbiya, 35)

    buyurarak haber veriyor. Şu halde hepimiz
    dünya
    yolculuğumuzda az veya çok, nimetle de külfetle de karşılaşacağız.

    Bu yolculuğun sonunda felaha ulaşmamız, karşılaştığımız genişlik veya darlığın yürüyüşümüze engel olup olmamasıyla ilgili.

    Her halükârda dik durup
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] üzere yol almak ise ancak imanla, ama amel halinde tezahür eden kâmil bir imanla mümkün. İmanın hayat içindeki görünümüne, darlık zamanında ise “[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]”, bolluk zamanında ise “şükür” diyoruz.

    Benzer Konular
    Sabır, şükür, tevekkül, tefekkür stresi yok eder
    Sabır, şükür, tevekkül, tefekkür stresi yok eder Sabır, şükür, tevekkül, tefekkür stresi yok eder stres ve yanlış düşüncelerden nasıl korunacağımızı anlattı Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    Sabır ve Şükür
    Sabır ve Şükür Sabır ve Şükür Yüce dinimiz İslam’ın iki mühim esası olan sabır ve şükür Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde pek çok kez vurgulanmıştır. Sabır ve şükrün önemine işaret eden bazı ayet-i kerimeler şöyledir: &#
    Musibet Zamanı Sabır ve Şükür
    Musibet Zamanı Sabır ve Şükür Musibet Zamanı Sabır ve Şükür İbn Abbas (R.A)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü en önde cennete çağrılacak olanlar sevinçli ve sıkıntılı anl
    Müminin özel vasfı: Sabır ve şükür!
    Müminin özel vasfı: Sabır ve şükür! Sıkıntıların içindeki zahmetlere kilitlenip rahmetleri göremeyen bazı soru sahiplerine arz ediyorum bu konuyu. Bir adam, Efendimiz (sas) Hazretleri’ne gelerek şöyle sormuş: -Ya Resulallah, demiş, bana öyle bir şe
    herşeyi yapan yöneten O dur sabır ve şükür edelim...
    herşeyi yapan yöneten O dur sabır ve şükür edelim... Erzurum'un büyük velîsi İbrahim Hakkı (k.s.) hazretlerini çocukken İsmâil Fakîrullah (k.s.) hazretlerine teslim ederler. İyi bir terbiye alması için çocukluğunun mühim bir devresini Fakîrullah hazretlerinin yanında geçir
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sabır ve Şükür

    Ashabıyla sükut halinde otururlarken Rasul-i Ekrem s.a.v.’in mübarek simalarında bir tebessüm beliriverir bir defasında. Sahabenin soran bakışlarını fark edince şöyle buyurur Efendimiz:

    “Müminin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Üstelik bu başkasına değil, sadece mümine has bir durumdur. Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder; bu hayırdır. Hoşlanmadığı bir zarar gelse sabreder; bu da onun için hayır olur.”

    Sabır ve şükür, müminin şiarı olan iki haldir demek ki. Yahut yine bir hadis-i şerifte buyurulduğu gibi, “Sabır ve şükür, imanın iki yarısıdır.” İman edenlere özgü bu iki halin hem “hayır” diye nitelenmesi hem de Efendimiz s.a.v.’i tebessüm ettirecek kadar sevindirmesi, müminin bunlarla felah bulacağına, ebedî saadete erişeceğine işaret olmalıdır.

    Öyleyse sabır ve şükür mümini cennete vardıran iki kanat gibidir. Bu iki kanat, iman edenleri dünya hayatında da “aşağıların aşağısı”ndan kurtarıp yükseklerde tutarak, onların izzetini muhafazaya vesiledir.


    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sabır ve Şükür

    Peki, mümin sabır ve şükürle nasıl kanatlanacaktır?

    Bu mazhariyet neden sadece mümine özgüdür?

    Yükseklerde pervaz vurabilmek, cennete doğru uçabilmek için bu bir çift kanat nerede, nasıl çırpılacaktır?


    Dünya imtihan dünyası

    İman dil ile ikrardan, sadece bir söylemden ibaret değil. Kalp ile tasdik edilmesi ve bu tasdikin davranışlarımızı belirlemesi, hayatımıza yön vermesi gerekiyor. Hepimiz bir imtihandan geçiriliyoruz dünya hayatında. Bazen yoklukla, bazen varlıkla sınanıyoruz. Bugün varlık içinde yaşayanların yarın fakr u zaruret içine düşmeyeceğinin garantisi yok.

    Bolluk ve rahatlıkta şımarıp kulluğumuzu unutuyor, darlık ve sıkıntıda ümitsizliğe kapılıyorsak, biz müslümanız, iman edenlerdeniz demek bir anlam taşımıyor.

    Bu nedenle Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’inde

    “İnsanlar imtihandan geçirilmeden sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar?”

    (Ankebut, 2)

    ayetiyle bizleri uyarıyor. İmtihanın şeklini ise, tıpkı geçmiş ümmetleri

    “bazen nimetlerle, bazen musibetlerle imtihana çektiği”

    (Araf, 168) gibi,

    “Sizi bir imtihan olarak iyilikle de kötülükle de deneyeceğiz.”

    (Enbiya, 35) buyurarak haber veriyor.
    Şu halde hepimiz dünya yolculuğumuzda az veya çok, nimetle de külfetle de karşılaşacağız. Bu yolculuğun sonunda felaha ulaşmamız, karşılaştığımız genişlik veya darlığın yürüyüşümüze engel olup olmamasıyla ilgili. Her halükârda dik durup istikamet üzere yol almak ise ancak imanla, ama amel halinde tezahür eden kâmil bir imanla mümkün.

    İmanın hayat içindeki görünümüne, darlık zamanında ise “sabır”, bolluk zamanında ise “şükür” diyoruz. Bunun için hadis-i şeriflerde sabır ve şükrün sadece müminlere mahsus iki hal olduğu yahut sabır ile şükrün imanın varlığına delil teşkil ettiği ifade buyuruluyor.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sabır ve Şükür

    Önce iman

    Sabır ve şükür, tıpkı iki kanat gibi karşıt taraflarda mümine destek olduğu için zahiren farklı görünse de aslında birdir. İkisi de imanın, yani Allah’ın varlığını ve birliğini idrakin tezahürüdür.

    Çoğu zaman iç içedirler. Sabırda şükür, şükürde sabır vardır. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette olaylardan ibret alıp hakikati görebilme imkanı olarak sabır ve şükür birlikte anılır. Hz. Peygamber s.a.v., “Yemek yiyip şükreden, oruç tutup sabreden gibidir.” buyurmuştur.

    Hz. Ömer r.a.’ın da, “Sabır ile şükür iki binek olsa, hangisine binersem bineyim aldırmam; ikisi de aynı derecede makbulümdür.” dediği rivayet edilir. Gerçi Hz. Ömer r.a.’ın sözünde sabır veya şükrü gerektiren haller arasında fark görülmediği anlamı da vardır ve bu yaklaşım “Kahrın da hoş, lütfun da hoş” dedirten yüksek bir mertebeye nailiyetin işaretidir ama sonuçta o mertebe de imanın mükafatıdır.

    Sabır ve şükrün “bir”liği mademki ikisinin de “iman”dan kaynaklanması hasebiyledir, sabreden ve şükreden bir kul olabilmek için kâmil bir imanın varlığını zaruri kılar.

    Bu durum, sabır ve şükür hususunda acz gösterenlerden isek, öncelikle imanımızı sağlamlaştırmamız gerektiğini söyler bize. Böyle bir hakikati hep hatırda tutmak kaydıyla biz yine sabır ve şükrü ayrı ayrı ele almaya çalışalım.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Sabır ve Şükür

    Sabır nedir?

    Sabır, çoğu kimsenin zannettiği gibi bir eylemsizlik, tepkisizlik, edilgenlik yahut acizlik hali değildir. Bir direniştir, kararlılıktır, dik durma çabasıdır, sürekli bir mücahededir. Yiğitliği gerektirir.

    Maruz kalınan türlü zorluklara, şeytanın, dünyanın, nefsin yönlendirmelerine karşı dinin; dinin muhayyer bıraktığı durumlarda ise akl-ı selimin ölçülerini korumak için gösterilen gayrettir sabır.

    Bu gayret, karşılaşılan zorluğun niteliğine göre bazen kararlılık ve sebat, bazen tahammül yahut katlanma, bazen de sakınma veya kendini dizginleme şeklinde olur. Aynı sebepledir ki kaynaklarımızda sabır, “itaat ve ibadete sabır”, “musibete sabır”, “masiyete sabır” diye üç başlık altında anlatılır. Fakat bütün sabır çeşitlerinde ortak zemin, “şartlar ne olursa olsun, dinin ölçülerinde ısrar ve kulluk edebini muhafaza”dır.

    Kalbî bir eylem olan sabır, birtakım davranışlar halinde dışa vurulur ve bazen zahire yansıyan bu davranışlarla da tarif edilir. Feryat ve şikayetten kaçınmak, paniğe kapılmamak, tedirginlikten, acelecilikten, hırçınlık ve huysuzluktan uzak olmak, ümit ve cesaretini kaybetmemek, yumuşaklık ile, teenni ile sükûnetini korumak, istikametini bozmamak sabrın tezahürlerindendir.

    Bu davranışlar insanın iradesi dışında bir mecburiyetin, gönülsüz bir direnişin, sabırlı görünme çabasının eseri de olabilir. Buna “zoraki sabır” anlamına “tasabbur” denir. Sabra alıştırması sebebiyle reddedilmemekle birlikte, asıl sabır “sabr-ı cemil”, yani “güzel sabır” denilen gönüllü sabırdır. Sabr-ı cemil, kalbî bir tasdik ve itminanın eseri olduğundan sahibine huzursuzluk vermez.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    Sabr-ı cemil

    Güzel sabırda mümin için sayısız hayırlar vardır. O hayırlardan bir kısmı Kur’an-ı Kerim’de zikredilir. Mesela sabır “felaha ermenin şartı”dır (Âl-i İmran, 200). “Mağfiret, rahmet ve hidayet”e vesiledir (Bakara, 157). Sabredenlere “hesapsız mükafat”
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] edilmiştir (Zümer, 10). Ve Bakara suresinin 153. ayetinde buyurulduğu gibi “Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.”

    Öyle olduğu içindir ki sabır, Cenab-ı Hakk’ın yardımını celp eder. Zaferler ancak O’nun yardımıyla kazanılabildiği için de “Sabrın sonu zaferdir.” yahut “Sabrın sonu selamettir.” denilmiştir.
    Güzel sabır, müminin olgunluğuna da işarettir. Onu bu dünyada da aziz eyler. Sabırsızlık bir çeşit çocukluktur çünkü. Nitekim çoğu insan, çocukken elinden alınan basit bir oyuncaktan dolayı ağlayıp sızlayarak kıyametler kopardığını hatırlar da bunu çocukluğuna verip güler. Artık büyüyüp olgunlaştığını düşünmektedir.

    Fakat kendisi farkında olmasa dahi hâlâ oyuncağı elinden alındığında ağlayıp sızlamayı sürdürmektedir. Böylelerine “çocukluk” yaptığını fark ettirmeyen şey, elinden alınanların “oyuncak” olmadığına inanmasıdır. Büyümüşlerdir ama dünya hayatının “bir oyun ve eğlence” olduğunu, sonunda ahirete uyanacağımız bir rüya gördüklerini anlayamamışlardır.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    İbadet ve taatte sabır


    Allah’a kulluk etmekle, bu kulluğun ve bize verilen nimetlere şükrün gereği olarak birtakım ibadetleri, belirli vazifeleri yapmakla mükellefiz. Taat ve ibadetteki süreklilik ile bunların erkânına riayet sabır gerektirir. Halbuki nefsin tabiatında Allah’a kulluğumuzu unutturan benlik vardır, ibadetler karşısında tembelliği ve rahatlığı tercih vardır. Mesela insanı ya namazdan uzaklaştırır ya da namazı aceleyle, zorlanarak, adeta bir engeli bir an evvel “aradan çıkarmak” duygusuyla kıldırır.


    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.], hazza odaklıdır; açlığa ve susuzluğa, kalbi haz veren kötülüklerden koruyup oruç tutmaya yanaşmaz. Nefsin tabiatında cimrilik vardır; zekât vermemek, tasadduk etmemek, hacca gitmemek, cihattan kaçmak için bin türlü bahane üretir. Farz olan ilimleri öğrenmek ve öğrendikleriyle amel etmek, rızkını çalışarak helalinden aramak işine gelmez.
    İşte nefsin taat ve ibadetimizi engelleyen bu tasallutu karşısında sabır şarttır. Bunun için ibadetlerde niyetin sahih olmasına, gösterişten uzak durmaya, usul ve erkânına harfiyen riayete, acele etmemeye özen gösterilmeli, bu hususlarda ısrarcı olunmalıdır. İbadetleri edadan sonra da yapılan ameli boşa çıkaracak davranışlardan, mesela bu vesileyle kendini beğenmekten, övünmekten, yalan söylemekten, haksızlıktan… uzak durulmalıdır.

    Özellikle dinin emrettiklerini yapmak için gösterilecek sabırdaki [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] ve ısrar, bir müddet sonra Allah’ın yardımıyla o sabrı külfet olmaktan çıkarıp zevke dönüştürerek kolaylaştıracaktır. İbadetlerde sabır, sabrı kazanmanın, alışkanlık haline getirmenin en pratik yöntemidir aynı zamanda.

    Ancak sabredip hayır kazanacağım diye bir kimsenin kendi bedenine zarar verecek yahut aile fertlerinin meşru haklarını ihlal edecek derecede yemeyi, içmeyi bırakmasına, nafile ibadetleri çoğaltmasına cevaz yoktur.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    Musibetlere sabır

    Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de bizleri “biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan, ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğini” (Bakara, 155) haber veriyor. Bu ilahî kanun her an her yerde, afetler, kazalar, ölümler, hastalıklar, işlerin bozulması gibi musibetlerle hükmünü yürütüyor.

    Böyle durumlarda bağırıp çağırarak şikayetten, kendimizi kaybedecek kadar sarsılmaktan, ümitsizlikten kaçınmamız, sabr-ı cemil ile dayanmamız isteniyor bizden. Musibetler karşısındaki güzel sabır, vurgunun hissedildiği ilk andaki sabırdır. Daha sonra zaten çaresizlikle ve alışmak suretiyle sergilediğimiz sükûnet hali övülen bir sabır değildir.

    Musibetler karşısındaki sabr-ı cemilin belirtisi, kişinin ilk andan itibaren edep ve ciddiyetini muhafaza etmesi, halini diğer insanlara şikayet konusu yapmamasıdır. Özellikle yakınlarımızın ölümünden dolayı kalbimizin mahzun olması, sessizce gözyaşı dökmemiz şikayet veya sabırsızlık sayılmaz.

    Bağırıp çağırarak ağlamak, dövünmek, birilerini suçlamak, uğradığı musibet sebebiyle her zaman yaptığı meşru işi veya her zamanki kıyafetini giymeyi terk etmek şikayet sayılmıştır. Böyle davranışlar müslümanın vakarını zedelediği gibi, yaşanılan acıyı daha da artırır. Üstelik kişiyi ilahî takdire itiraza veya isyana sevk ederek daha kötü ve daha büyük bir musibete yol açma ihtimalini barındırır.

    Bu tehlikelerden korunmamız için musibetle karşılaşılan ilk anda ayaktaysak oturmamız, oturuyorsak uzanmamız, yaptığımız işi değiştirmemiz, mümkünse bir nebze uyumamız, abdest almamız veya namaza durmamız tavsiye edilmişse de sabr-ı cemil ile mukabelenin şartı, yaşananların hikmetini anlayabilecek bir kalbe sahip olmaktır, denilmiştir.

    Musibetlerdeki hikmetlerden biri, birçok hadis-i şerifte belirtildiği gibi, bunların günahlarımıza kefaret sayılmasıdır. İkincisi, bizim şer bildiğimizde hayır olabileceği ihtimalidir. Üçüncüsü de “Bir musibet bin nasihatten evlâdır” sözüyle anlatıldığı gibi sıkıntı ve mahrumiyetlerin bize ahireti, dünyanın faniliğini,[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] azabını hatırlatmasıdır.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    Sabır ne değildir?
    Fakat hem bunlar, hem sabrın övülmesi, musibetleri talep anlamına gelmemelidir. Aksine müslüman, canını, malını, şerefini korumakla mükelleftir. Sabır, musibet geldikten sonraki çaresizlik halinde olur. Yoksa sabrediyorum diye dikkatten, tedbirden, tedaviden, tehlikelere karşı kendimizi savunmaktan kaçınmak; uğranılan bir felaketten sonra meşru telafi imkanlarına başvurmamak asla caiz değildir.

    Öte yandan maruz kaldığımız musibetlerin bir kısmı insanlardan kaynaklanmış olabilir. Zalimlerin tasallutu altında kalabilir, iftiraya uğrayabilir, fitneye taraf olmaya zorlanabiliriz mesela. İffetimize, şerefimize, mukaddesatımıza saldırılarla karşılaşabiliriz.

    Bir kısım çevreler alenen günah işleyerek toplumu ifsat ediyor olabilir. Böyle durumlarda pasif kalmanın, kötülükleri sineye çekmenin sabırla alakası yoktur. Sabır, her halükârda Kur’an ve
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]’in hükümlerine uyma kararlılığıdır ve bu ahkâm, yerine göre karşı koymayı, müdahaleyi, risk almayı da emreder. Çünkü esas olan ahireti kazanmaktır. Bunun için cihatta olduğu gibi bazen dünyayı vermek gerekebilir.

    Dünyayı veya dünya hayatını elde tutmak uğruna şerre ve küfre rıza sabır değildir. Şerre rıza şer, küfre rıza küfürdür. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak hepimizin boynunun borcudur. Kötülüğe, küfre, şerre, gücümüz nispetinde elimizle veya dilimizle müdahale imanımızın gereğidir. Efendimiz s.a.v., bunları yapamıyorsak, hiç değilse kalben buğz etmemizi tavsiye buyurmuş, ama bunun zayıf bir imanın müdahalesi olduğunu da özellikle belirtmiştir.

    Allah Tealâ, “İzzet Allah’a, O’nun Rasulüne ve müminlere mahsustur.”

    (Münafikun, 8) buyuruyor.

    Zillete, tembelliğe, düşkünlüğe mahkûm eden bir katlanmanın sabır olamayacağı çok açık. Tabii bu arada kötülüklere müdahaleyi mutlaka hiddet göstermek gibi anlamamak; bu işin telaş etmeden, basiretle, nezaketli bir üslupla yapılmasının daha güzel olduğunu unutmamak da gerekir.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 530 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    Masiyete düşmemek için sabır

    Nefsin hevasına, dünyanın cazibesine, şeytanın hilelerine kanmadan, günaha ve haramlara yönelmemek için kişinin kendine hakim olması, sabrın en faziletlisidir. Sürekli bir mücahedeyi gerektirmesi, karşı tarafın çok güçlü olması sebebiyle de sabrın en zorudur.

    Rasul-i Ekrem s.a.v.’in “büyük cihat” diye nitelediği, büyüklerin “takva” saydığı ahlâkî bir tutumdur bu. Her türlü şehveti dizginlemek, öfkeyi yutabilmek, kötülüğe iyilikle mukabele etmek, bağışlamayı sevmek, cahil kimselerin kabalığını hoş görmek, kibir ve övülme yerine tevazuyu seçmek, tokgözlü ve kanaatkâr olmak, istikametini bozmamak bu sabırla mümkündür.

    Günahlara ve haramlara tahammülün, sonunda gelecek azaba tahammülden daha kolay olduğunu akledenlerin, her dem Allah’ı ve ahireti hatırlayanların harcıdır.

    Masiyete düşmemek için sabır, en çok bolluk ve [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] halinde lazımdır insana. Çünkü aç bir kimsenin yanında yiyecek varken gösterdiği iradî sabır, yanında yiyecek yokken gösterdiği mecburî sabırdan daha zordur. Varlık, rahatlık, konfor, insanı kolaylıkla sefahate sürükleyebildiği içindir ki, varlıkla imtihanın yoklukla imtihandan şiddetli olduğu söylenmiştir.

    Allah’tan isterken mal mülk, mevki makam değil, “hayırlısı” istenmelidir bu yüzden.

    Kur’an-ı Kerim’de mallarımıza, çocuklarımıza ve zevcelerimize, Allah’ın zikrinden alıkoyacak şekilde düşkün olmaktan sakınmamız, biraz da bu çerçevede emredilmiştir. Bu ayetlerin (Münafikun, 9) ve (Teğabun, 4)’te olduğu gibi müminlere hitaben gelmesi ise hepimizi düşündürmelidir.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


Sayfa 1/2 12 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222