Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 2/2 İlkİlk 12
16 sonuçtan 11 ile 16 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 531 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    Şükür nedir?

    Nimetle imtihan edildiğinde müminden beklenen şükürdür. Bir minnettarlığın ifadesi olan şükür, birçok ayet ve hadiste belirtildiği üzere, nimetlerin artırılmasına, doğru yola iletilmeye, cehennem azabından kurtulmaya vesiledir. Az veya çok, ikram edilen bir nimete, bir iyiliğe teşekkür, ahlâkî bir borç, bir nezaket kuralıdır bilindiği gibi.

    Öyleyse araya vesileler girse de gerçekte bütün hayır ve nimetleri bize ihsan eden Allah Tealâ’ya teşekkür, bir nezaket kuralı olmaktan öte kulluk vazifemizdir, kaçınılmaz bir mükellefiyettir. Hem bu kulluk vazifesini yerine getirmek hem de vesile olduğu hayırlardan istifade için, bütün şartlarına uymak suretiyle Allah’a çokça şükretmemiz gerekmektedir.

    Şükrün birinci şartı nimeti fark etmek, verilenin “nimet” olduğunu bilmektir. İkincisi, bize o nimeti vereni görmek, ikramından dolayı ona minnet, hürmet ve muhabbet duymaktır. Üçüncüsü de bahşedilen nimeti, o nimeti verenin rızası istikametinde kullanmaktır. Bu demektir ki şükür sadece sözle olmaz, ameli de gerektirir. Nitekim ibadetlerimizin hepsi, Allah’a karşı şükür vazifemizin, minnettarlığımızın amel halinde ifasıdır.

    Şunu da hatırlatalım ki ister sözle, ister ibadetle, ister başka hayır hasenatla ifade edilmiş olsun, şükür nimetin bedeli değildir. Çünkü bir insan hayatı boyunca şükretse, gece gündüz hiç durmadan namaz kılsa, herhangi bir organının, bir tek nimetin bedelini bile ödemiş olmaz. Kaldı ki Cenab-ı Hakk’ın, kullarının teşekkürüne ihtiyacı da yoktur. Şükür, Allah’ın azameti karşısında kulun aczini fark ve itiraf etmesi, haddini bilmesidir.

    Minnettarlığını göstermek suretiyle Allah katındaki derecesini yükseltme çabasıdır. Bu nedenle Kur’an’da (Neml, 40) Hz. Süleyman a.s.’a söyletildiği gibi, “Her kim şükrederse, kendi iyiliği için şükretmiş olur.”
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 531 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    Nimeti fark etmeyince

    Buna rağmen Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği gibi Allah’a “şükreden kullar pek azdır” (Sebe, 13), istediği her şeyden sayısız nimete nail olduğu halde “insan çok nankördür” (İbrahim, 34). Bu şükürsüzlük veya nankörlüğün sebeplerinden biri, nimeti fark edemeyişimizdir.

    “Nimet” deyince çoğumuzun aklına bu dünyada sonradan ele geçen ve herkeste olmayan imkanlar gelir. Yaradılıştan gelen, Allah’ın bize hiçbir dahlimiz olmadan bahşettiği imkan ve yeteneklerin de, belki herkese verilmesine aldanarak, birer nimet olduğunu unuturuz.

    Halbuki yaratılmış olmak nimettir, sağlık nimettir, zaman nimettir, aldığımız hava, içtiğimiz su nimettir, akıl nimettir, el, ayak, göz, kulak gibi uzuvlarımız, üstelik paha biçilemeyecek kadar kıymetli birer nimettir. Hasılı, insana ikram edilen nimetler Kur’an’ın ifadesiyle “saymakla bitirilemeyecek” kadar çok ve çeşitlidir.

    Bunların kıymeti ancak kaybedildikten sonra anlaşılıyorsa, ortada “nimeti bilmemek” gibi bir gaflet var demektir. Şükürsüzlüğün ilk sebebi işte bu gaflettir.

    Nimeti fark edememe gafleti bazen de yanlış tarafa bakmaktan dolayı ârız olur insana. Hadis-i Şerif’te “Dünyalık nimetler hususunda bizden daha aşağıda bulunanlara; ahiret işlerinde, ibadet, taat ve ahlâkta ise bizden daha yüksekte olanlara bakmamız” emredilmişken, bunun tersini yapmak hem şükürsüzlüğe yahut nankörlüğe, hem de kulluk vazifelerimizde gevşemeye yol açmaktadır. Gözünü daha iyi dünyalık imkanlar içinde yaşayanlara dikip onlara imrenenler sadece nankörlük etmiş olmakla kalmaz, haset, kıskançlık ve gönül darlığıyla dünyalarını zindana çevirirler.

    Arada bir de olsa hastaneleri, hapishaneleri, aşevlerini, çocuk yuvalarını, huzurevlerini ziyaret edip böyle bir gafletten kurtulmanın çaresine bakmalıdır.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 531 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    Kime şükretmeliyiz?

    Şükürsüzlüğün bir diğer sebebi, insanın nimeti vereni, nimetin asıl sahibini görememesidir. Bu yüzden çoğu kişi elde ettiği bir hasılayı kendinden, kendi gayretinden bilir. Elbette bir kısım nimet ve imkanlara ulaşmak için çalışmamız, gayret göstermemiz şarttır. Ama tevfik Allah’tandır. Yani başarıya, istenilen sonuca, arzulanan nimete ancak Allah’ın dilemesiyle ulaşılabilir.


    Bizim gayretimiz, Allah’ın takdir eylediği başarının sebeplerinden biri olabilir belki. Böyle olsa dahi sebepleri yaratan da, bir maksat uğrunda gayretimiz için isteği, iradeyi, sağlığı, enerjiyi, kısaca gerekli bütün imkanları veren de, ulaştığımız nimeti oraya koyan da Allah Tealâ’dır. Kul, işte bütün bunları hesaba katmadığı içindir ki “Ben çalıştım, ben kazandım!” diyerek Allah’a şükretme ihtiyacı duymaz, nankörlerden olur.


    Bazen de nimetle o nimeti veren Cenab-ı Hak arasına kulun kendisi ve çabası değil ama Allah’ın vesile kıldığı başka insanlar perde olur. Mesela birisi sizin bir müşkülünüzü çözmüş, size bir yardımda, bir iyilikte bulunmuştur. Ona minnettar kalır, teşekkür edersiniz.

    Bu güzel bir davranıştır, övülen bir tutumdur. Mutlaka insanlara teşekkür edilmelidir. Fakat size ulaşan bir iyilik, ikram, yardım için o insanları vesile kılan, o insanlara imkan veren Allah Tealâ’ya şükür de unutulmamalıdır.

    Zahiren kimden veya nasıl gelmiş olursa olsun her hayrın, her nimetin Allah’tan, Allah’ın yardımıyla ihsan edildiğini bilmek şükürdür. Ve kulun bu bilinçle şükredebilmesi de ayrıca şükrü gerektiren bir büyük nimettir.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  4. #14
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 531 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    Her nimet bir davettir
    Biz yukardan beri şükürsüzlüğün, nankörlüğün sebebi diye sayıp geliyoruz ama aslında bunlar birbirine bağlı. Nimeti fark etmeyince onu vereni de hatırlamıyorsunuz. Nimeti vereni gözetmemek, o nimetin niçin verildiğini düşünmeyi de engelliyor ve nihayet Allah’ın bahşettiği nimetleri O’nun rızası hilafına kullanıp nankörlüğün en kötüsüne düşebiliyor insan. Halbuki Cenab-ı Hakk’ın ihsan ettiği her nimet bizi hakka ve hayra davettir.

    O davete icabet şükürle olur. Bu anlamda şükür, kulun nail olduğu nimetleri Allah’ın istediği şekilde kullanıp O’na yönelmesi, bütün yeteneklerini, bütün imkanlarını Allah’ın rızasını kazanmak için seferber etmesidir. Dolayısıyla farzları yerine getirmek, ibadetleri aksatmamak, Sünnet’e uymak, haramlardan ve mekruhlardan kaçınmak, günahları terk etmek şükürdür. Yahut dil ile “Allah’a şükürler olsun” deyip, “Elhamdülillah” deyip günah işlemeye devam etmek, haramlardan sakınmamak şükür değildir.

    Kaynaklarımızda, şükrün dil ile ifadeden başka amel ile de yapılması gerektiğini anlatmak üzere, sahip olduğumuz bütün uzuv ve yeteneklerin, bütün imkanların şükrü tek tek sayılır bu yüzden.

    Mesela denir ki, dilin şükrü yalan, gıybet, iftira, mâlâyani sayılabilecek sözlerden sakınıp zikretmesidir. Gözün şükrü harama bakmamak, müslüman kardeşinin ayıbını görmemek, olaylara ibretle nazar eylemektir. İlmin şükrü bildiğiyle amel etmek, emr-i bi’l-maruf yapmaktır. Malın veya servetin şükrü zekâttır, sadakadır.

    Bu böyle uzar gider. Allah Tealâ’nın insana ikram ettiği sayısız nimetlerin en büyüğü, en kıymetlisi “iman”dır. Öyleyse en çok imanı muhafazaya özen göstermeli, en çok imanın şükrünü edaya çalışmalıdır insan.

    İman, ancak sabır ve şükürle muhafaza edilir, sabır ve şükürle canlı tutulur.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 531 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    En büyük nimet iman

    Kuşeyrî’nin “Risale”sinde geçer: Adamın biri, tasavvuf yolunun büyüklerinden Sehl b. Abdullah k.s. hazretlerine gelir, evine bir hırsız girdiğini, nesi var nesi yoksa alıp gittiğini anlatarak, bu durumda ne yapması gerektiğini sorar.

    Hazret, “Şükretmelisin!” buyurur. Adamın şaşırdığını görünce de şöyle der: “Evet, Allah Tealâ’ya şükretmelisin. Bunlar dünyevî musibetlerdir. Ya musibet malına değil de dinine gelse, şeytan kalbine girse, vesveseyle aklını karıştırıp imanını çalsaydı ne yapacaktın?”

    Cenab-ı Hakk’ın insana ihsan ettiği en büyük nimet imandır. Öyleyse en çok imanı muhafazaya itina gösterilmeli, iman nimeti için her zaman şükretmeliyiz. Bir müminin bu dünyada en fazla korkup sakınacağı musibet de, imanını, İslâm’ı yaşama şevkini kaybetmesidir.
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 531 + 29689


    Cevap: Sabır ve Şükür

    Taşın Öğrettiği Sabır


    Büyük Şafiî fakihi İbn Hacer el-Heytemî’nin asıl adı Ahmed b. Muhammed’dir. Onun “taşın oğlu” anlamına gelen “İbn Hacer” lakabıyla anılması bazı kaynaklarda şöyle bir olaya dayandırılır:

    Rivayete göre çok küçük yaşlarda iken ilim tahsiline başlayan İbn Hacer, dersleri anlamakta güçlük çekmekte, arkadaşlarından geri kalmaktadır. Bu durum onun öğrenme arzusunu giderek köreltir, kafasının kalın olduğuna hükmederek tarla işleriyle uğraşmak üzere köyüne dönmeye karar verir.

    Sıcak bir yaz günü yola koyulmuştur. İyice yorulduğu bir demde karşısına çıkan bir mağaranın serinliğinde dinlenmek ister. Sığındığı mağaranın tavanında belli belirsiz bir su sızmakta, bu sızıntı çıktığı noktada birikip dakikalar sonra artık tutunamayacak kadar büyüdüğünde küçük bir damla olarak yerdeki taşın üzerine düşmektedir. İbn Hacer’in gözü damlanın düştüğü taşa takılır.


    Taş oyulmuştur. Oysa taş sert, su damlası ipek kadar yumuşaktır. Buna rağmen bu zayıf gibi görünen damla kim bilir kaç senedir sürdürdüğü ısrarla, sebatla bu kadar sert bir taşı delmiştir. İbn Hacer kendi kendine “Benim kafam şu taştan daha sert değil ya!” der; “Üstelik ben şu bir damla sudan daha güçlüyüm”.

    Döner, ilim tahsiline sabırla devam edip yılmadan çalışarak büyük bir alim olur. Ve o gün bugün, onu hal dili ile ilme yönlendirenin bir taş olması sebebiyle İbn Hacer diye anılır.


    Semerkand Dergisi
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222