Milliyet Gazetesi yazarı Abbas Güçlü, bugünkü dershanelerin kapatılması ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Güçlü, “Dershaneleri sadece, sınavlara öğrenci hazırlayan kurumlar olarak görmek ise yanlışların en büyüğü olur. Çünkü dershaneler okulların sağlayamadığı sosyal ortamı sundukları için öğrencilerin tercih nedeni. Dershanelerin kapatılması yüz binlerce öğrenciyi sokağa iter” dedi. İşte Abbas Güçlü’nün bugünkü köşe yazısı.Dershane fırtınasıŞu günlerde hemen herkes şu soruların cevabını arıyor: Dershaneler niye kapatılmalı, niye kapatılmamalı? Kapatılabilirler mi? Kapatılamazlar mı? Kapatılırsa ne olur? Kapatılmazlarsa ne olur? Merak ediyorsanız aşağıdaki yazıyı okumalısınız...Dershaneler, son 40 yıldır Türkiye’nin gündeminden hiç düşmedi. 12 Eylül döneminde de kapatılmak istendiler 28 şubat sürecinde de. Sol iktidarlar da istedi sağ iktidarlar da. Kimi siyaseten sorguladı kimi pedagojik. Ama maalesef hiçbirisi, dershaneleri doğuran ve besleyen faktörleri araştırmadı. Daha da önemlisi, öğrenci niye okulu değil de dershaneyi tercihi ediyor sorusunun cevabını aramadı!.. Eğer bütün bunlar yapılmış olsaydı, dershaneler bugün yeniden Türkiye’nin en önemli gündem maddesi haline gelmezdi. Olayın siyasi boyutunu siyasetçiler yeterince tartışıyor ama asıl önemli olan pedagojik yönü.Ve ne yazık ki, neredeyse hiç kimse öğrenciye, öğretmene, veliye mikrofon uzatmıyor. Oysa, en çok etkilenen onlar!..Dersaneler kapanır mı? Kapanacaklarını hiç sanmıyoruz, bunu defalarca dile getirdik. Çünkü dershanelerin varoluş nedenleri ortadan kalkmadığı gibi daha da bağımlı hale gelmeleri için her şey yapılıyor. Yapanların en başında da MEB ve YÖK geliyor. Çünkü, sınavları ortadan kaldıracaklarına sürekli olarak yenilerini getiriyorlar...Peki, dershaneler kapatılmalı mı?Niye tercih ediliyorlar?İstense de kapatılamadıkları defalarca görüldü. Yine öyle olacak. Ama götürüsü, getirisi hep tartışılmaya devam edecek. Örneğin onca dershane dopingine rağmen, sınav sonuçları felaket ve fazladan tek öğrenci ne Anadolu liselerine girebiliyor ne de üniversiteye. Oysa o para ve emek, çok daha iyi realize edilebilir. Ama benim önerim, kapatma yerine meslek kursları haline dönüştürülmeleri ya da kredilendirilmeleri. En azından boşa kürek çekilmemiş olur...Dershaneleri sadece, sınavlara öğrenci hazırlayan kurumlar olarak görmek ise yanlışların en büyüğü olur. Çünkü dershaneler okulların sağlayamadığı sosyal ortamı sundukları için öğrencilerin tercih nedeni. Aynı kursun çok daha iyisini okulda verseniz bile yine öğrenci dershaneye gitmek isteyecektir...Ayrıca, dershaneler kapatılırsa yüz binlerce öğrenci sokağa itilmiş olur ki bu da sadece işsiz sayısını artırmaz, farklı noktalara kaymalarına da davetiye çıkartabilir.Kamuoyu baskısı ile kapatılmaları bir kez daha ertelenebilir. Peki bu iyi mi, kötü mü?Nasıl ki kapatılmaları, kapatanlara bir yarar sağlamayacaksa, yine bu şekilde devam etmeleri halinde dershanelere de, ülkeye de yeterince katsısı olmayacaktır.Keşke kırgınlıklar bir kenara bırakılıp, “Daha sağlıklı bir şekilde yola devam etmeleri nasıl sağlanır?” sorusuna cevap aranabilse!İşte o zaman kazanan, sadece dershaneler ya da kapatanlar değil, öğrenciler ve ülkemiz olur!..Bu konuda hâlâ geç kalınmış değil.Eğitime zarar veriyor!Sınavların eğitime verdiği zararı, hiç kimse vermiyor.Eğitimin temel amacı her yönüyle, iyi ve donanımlı insan yetiştirmek. Oysa sınavlarda tek amaç var. O da, yüksek puan. Eğer herhangi bir dersten ya da kazanılmış davranıştan, puan kazanamıyorsanız, bu öğrencinin umurunda değil.Hatta okula gitmesine bile gerek yok...Sınavlar yüzünden eğitim sistemi zıvanadan çıkmıştı. Ama bu kadarına da şahit olmamıştık:Geçen gün, lise son sınıfta okuyan bir tanıdığımın oğluna rastladım. Sakalları bayağı uzamıştı. ‘Okula bu şekilde gidebiliyor musun?’ diye sorduğumda aldığım cevap beni şoke etti. “Liseye yazıldım. Şimdi sadece dershaneye gidiyorum, üniversite sınavlarına hazırlanıyorum.” dedi. Bu çocuk Konya’nın en iyi Anadolu lisesinde okuyordu. Ancak son sınıfta üniversite sınavlarına daha rahat hazırlanabilmek için Açık liseye kaydını yaptırmış.Açık lisede okumak, öğrenciye iki konuda avantaj sağlıyor:1. Daha yüksek bir not ortalamasıyla mezun olma ihtimali oldukça yüksek.2. Üniversite sınavına hazırlanmak için daha fazla zamanı olacak.Birçok veli, henüz bu uygulamanın farkında değil. Ancak önümüzdeki yıl, Türkiye’deki tüm iyi liselerin (Fen, Anadolu liseleri) son sınıflarında öğrenci kalmayacağını düşünüyorum.İşte gelinen vahim nokta bu!..Eğitimi, sınavlara endeksli olmaktan kurtarmadığımız sürece, dershanelerin kapanması mümkün değil.Sınavlar kalkmadan dershaneler kalkmaz, dershaneler kalkmadan da eğitim kendi mecrasına girmez.Karşı olmak yetmiyor!Daha önceki YÖK başkanlarının da neredeyse tamamı dershanelere karşıydı. Onlara göre, dershaneler kapatılırsa, üniversiteye giriş çok daha sağlıklı noktaya gelecek ve bu tartışmalar son bulacaktı. Ama hep tam tersi oldu. Dershaneleri sürekli olarak ben de sorguluyorum. Özellikle eğitime ayrılan kaynak sıkıntısı had safhadayken, her yıl milyarlarca lira onlara akıyor.Ama ben yine de tümüyle kapatılmalarına karşıyım. Çünkü yarattıkları sinerjiyle eğitim sektörüne hareket kazandırıyorlar. Sistemin dışına itilerek değil içine alınarak çok daha akılcı bir şekilde onlardan yararlanılabilir. Örneğin öğrenci matematiği ille de gidip orada öğrenecekse öğrensin. Tıpkı okuldaki gibi kredilendirip karne notuna sayılabilir.Dershanelerin, artıları ve eksileri fazlasıyla var. Örneğin istihdam olanağı yaratıyorlar, başarı düzeyini yükseltiyorlar, eğitimden kazandıklarını eğitime yatırıp yeni öğretim kurumlarının açılmasına olanak sağlıyorlar.Peki eksileri neler? Umut tacirliği yapıyorlar. Hayal kırıklıkları yaratıyorlar. Okul içi eğitimi zaafa uğratıyorlar.Dershanelerin kapatılması ile üniversite önündeki yığılma azalır mı? Haksız rekabet önlenir mi? Evet demek çok zor. Kaldı ki özel dershaneler haksız rekabet ortamı mı yaratıyor yoksa mevcut olan haksızlığı mı ortadan kaldırıyor? Bu bile uzun uzadıya tartışma konusu olabilir. Çünkü her ikisinin de çok sıkı savunucuları var.Çözüm ne olur?Üniversite önündeki yığılmanın önümüzdeki yıllarda, 3,5 - 4 milyona çıkacağı belirtiliyor. İşte böylesi bir durumda, her ne kadar karşı çıkanları olsa da dershaneye giden öğrenci sayısı hızla artmaya devam edecek. Yasak koyarak üniversite önündeki yığılmayı eritmek, boş bir hayalin ötesine geçmez. Dershaneyi kapatırsınız. Bürolar kurulur. Onları da kapatırsanız özel dersler başlar.Bunun yolu akılcı çözümler üretmektir. Ama nedense hem MEB hem de YÖK, akılcı çözümler üretme konusunda çok kısır.Her şeyden önce öğrencileri üniversite önüne getirip yığmaktan vazgeçilmelidir. Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmeye hiç gerek yok. Bu konuda çok iyi işleyen fen liselerine giriş sistemi var. Bunu alıp üniversiteye girişte de uyarlasınız sorun büyük ölçüde çözülür.Örneğin Fen, Matematik ve Türkçe dersleri 5 üzerinden 4 olmayan öğrenci fen liselerine başvuramıyor. Dolayısıyla ne dershaneye gidiyor ne de fen liseleri hayali kuruyor. Ayrıca sokağa dökülüp, ben neden fen liselerine giremiyorum diye ağlayıp, sızlamıyor. Aynı kural, üniversiteler için de konulabilir. Üniversiteye başvurmak isteyen lise mezunlarından en az 3,5 - 4 ortalama istenebilir. Böylece hem okul içi eğitimin kalitesi yükselir hem de sınav kazanma şansı olmayan yüz binlerce öğrenci boş yere yıllarını heba etmez.Notu düşük olan da sonraki yıllarda dershaneye gitme yerine okulların açacağı kurslarda hazırlanarak not yükseltme sınavlarına girip okula girme şansı yakalayabilir. Yeter ki, bu konuda çözüm üretilmek istensin...Özetin özeti: O kadar çok sınav var ki biz sadece Anadolu liseleri ve üniversiteye girişi tartışıyoruz. Peki KPSS, ALES, TUS, YDS ve diğerleri ne olacak? KPSS’de müzik öğretmenine matematik sorusu sorar, LYS’de de meslek lisesi mezunlarına görmedikleri derslerden soru yöneltirseniz, bu açıklarını gidip nerede kapatacaklar? Dershaneleri kapatmak isteyenlerle, o sistemi besleyenlerin aynı kişiler olması sizce de tezat değil mi?..

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]