Yargıtay’ın ‘Balyoz darbe planı davası’nda aralarında birçok generalin de bulunduğu 237 sanığın mahkumiyetini onamasının yankıları sürerken Adalet Bakanı Sadullah Ergin’den yargıya övgü geldi.Ergin, “Bugün demokrasiye kastedenlere selam duran bir yargı değil, onları sorgulayan bir yargı var. Bu yargı saygıyı hak ediyor. Türkiye böyle bir yargılama yapmadan tam ve sürdürülebilir bir demokrasiyi inşa edemezdi.” dedi. Bakan Ergin, yeni anayasa konusunda ise umutsuz. AK Parti’nin imkânları zorladığını ancak seçimler sebebiyle yeni anayasayı hayata geçirmenin zor olduğunu söyledi.Bakan Ergin, 27 Nisan bil-dirisini ‘kırılma noktası’ olarak nitelerken, siyasetin asıl 2010 yılındaki tarihi referandumdan sonra özgürleştiğinin altını çiziyor: “AK Parti’nin milletin taleplerini amasız, fakatsız, lakinsiz karşılayabildiği evre 2010 referandumu sonrasıdır. AK Parti döneminde de siyasetin alanına müdahale girişimleri olmuştur ama AK Parti bunlara imkanları ölçüsünde engel olmaya çalışmış, karşı durmuştur, 2010’daki referandumdan sonra da hiç müsaade etmemiştir. Siyaset 2010’daki 26 maddelik anayasa değişikliğinden sonra önemli ölçüde özgürleşmiştir.” Zaman’ın gündeme ilişkin sorularını cevaplayan Adalet Bakanı Ergin’in açıklamaları özetle şöyle: 2014’te yeni anayasa yapmak zor: “Yeni anayasa konusunda süre oldukça daralmış durumda. Bütçe yasası Meclis’e gelmeden harekete geçilebilir ise bir ihtimal söz konusu olabilir. Aksi halde 2013 bittikten sonra 2014 yılında artık parlamentoyu çalıştırmak zorlaşacaktır. Şu anda anayasada kısmi bir değişiklik üzerinde şartlar zorlanıyor. Bunun için de çok fazla bir zamanımız yok. Çok seri hareket edilmesi ayrıca varılacak işbirliğinin Meclis’te sabote edilmemesi halinde olabilir.”HSYK konusundaki görüşümüzü Komis-yon’a ilettik: Komisyonun üzerinde uzlaşacağı maddeleri şimdiden kestirmek kolay değil. Bir de karşımızda şu anda 3 tane parti gözüküyor ama bazı partilerin içinde üç ayrı görüş olunca bu iş daha da zorlaşıyor. HSYK maddesiyle ilgili komisyonda önce uzlaştık denildi, daha sonra bu uzlaşmaya karşı çıkan üyeler oldu. Biz bakanlık olarak görüşlerimizi komisyon üyelerine iletmiştik, önümüzdeki süreci birlikte izleyeceğiz.Darbelerle yüzleşmek zorundaydık: “Artık 21. yüzyılda AB ile tam üyelik müzakereleri yürüten bir Türkiye’nin bu şekilde yoluna devam etmesi mümkün değildi. Demokrasimizin kesintiye uğratılması, siyasi partilerin kapatılması, her 8-10 yılda bir darbe ve muhtıralar ülkemize çok zarar verdi. Türkiye mutlaka bu yüzleşmeyi yapmak ve artık vesayetçi ve darbeci zihniyeti tamamen tasfiye etmek zorundaydı. Türkiye böyle bir yargılama yapmadan tam ve sürdürülebilir bir demokrasiyi inşa edemezdi.”Eskiden yargı darbeye sahip çıkardı: “Türkiye’deki müdahaleci anlayış bir tek asker bürokrasiye fatura edilemez. Geçmişte her 8-10 yılda böyle muhtıra ve darbe gibi müdahale yapılabilmesinin temel faktörü, yargının bu süreçlerde müdahaleci anlayışlara yardımcı olması, bu müdahale girişimlerini ibra etmesidir. Yargı gerçekten geçmişte görevini yapmış olsaydı bu tür müdahaleler tekerrür etmezdi. Darbeci zihniyeti var eden ve sürdürebilir kılan paydaşların içinde en önemli paydaş maalesef yargı olmuştur.”‘Yargı kuşatıldı’ feryatları asılsız: Bugünlerde şu ifade ediliyor, ‘yargı bitti, kuşatıldı’ gibi asılsız feryatlar yapılıyor. Kuşatılmış yargıyı görmek istiyorsanız darbelere, darbecilere selam duran ve darbeleri ibra eden dönemlere bakılması gerekir. Bugün demokrasiye kastedenlere selam duran bir yargı değil, onları sorgulayan bir yargı var. Bu yargı saygıyı hak ediyor. Bağımsız olmayan bir yargı zaten böyle bir yargılamayı yapamazdı.”27 Nisan bir kırılma noktasıydı: “Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında askerin, seçim sürecine müdahale edip bildiri yayınlamasını hiçbir demokraside göremezsiniz. Zaten Türk siyasetinde temel kırılma noktalarından bir tanesi 27 Nisan bildirisi olmuştur. Bu tür müdahalelere ilk defa siyaset kurumu karşı çıkarak bu anlayışı reddettiğini ve muhatap almadığını ilan etmiştir. Bu bir kırılma noktasıdır. AK Parti, milletin hukukunu koruyan dirayetli bir duruş sergilemiştir.”Darbe çalışmaları, AK Parti iktidara gelir gelmez başlamışBakan Sadullah Ergin, bilinen ve kamuoyuna açıklananların dışında toplumla paylaşılmayan müdahale girişimlerinin de olduğunu anlatıyor. Darbe planlarına ilişkin çarpıcı bir hatırasını şöyle anlatıyor: “AK Parti hükümeti kurulduktan bir ay sonra, 2002’de AK Partili bir milletvekili arkadaşım geldi. ‘2003 Mart’ında seçim olacağını’ söyledi bana. Şaşırdım ve ‘sen iyi misin’ diye sordum. ‘363 milletvekilimiz var, Borsa şaha kalkmış, piyasalar coşmuş, Türkiye’de her şey iyiye gidiyor, moraller yüksek ve Türkiye’nin hem siyasi hem de ekonomik istikrarına katkı sunan bir iklim var. Niye seçim olsun’ diye sordum. ‘Senin bilmediğin çok şey var’ diye cevap verdi bana. Anlaşılıyor ki 2003-2004 çalışmalarının psikolojik hazırlıkları hükümet kurulur kurulmaz başlamış. Bu psikolojik çalışmanın ne zaman başladığını göstermesi açısından ilginç bir örnektir.”İyi ki üç dönem kuralı varÜçüncü dönemi olduğu için yeniden milletvekili adayı olamayan Sadullah Ergin, bakanlık sonrasına ilişkin ipucu vermiyor, ancak “İyi ki üç dönem kuralı konulmuş.” diyor. Siyasette il başkanlığı, milletvekilliği, üç dönem grup başkan vekilliği yapan ve Mayıs 2009’dan bu yana kabine üyesi olan Ergin, Adalet Bakanlığı’nı ‘zor ve sancılı bir bakanlık’ olarak niteliyor. “Bakanlık yordu mu?” sorusu karşısında “Kolay olmadığını söylemeliyim.” demekle yetiniyor.

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]