Uyuşturucuyla mücadele eden güvenlik güçlerinin çabaları, cezaların yetersiz olması sebebiyle boşa çıkıyor.Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesine göre, “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 2313 sayılı kanunda ise ‘kenevir ekimi yapılmasının’ cezası 1 yıldan 7 yıla kadar hapis. Ancak mahkemelerin verdiği cezalar 2 yılın altında olduğundan sanıklar denetimli serbestlikten yararlanarak dışarı çıkıyor. Bunlara karşılık uyuşturucu madde satışına ise 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası veriliyor. Geçtiğimiz günlerde uyuşturucu bağımlılığından kurtulan bir çocuğun “Polis bizi yakalıyordu, içici olduğumuz için serbest kalıyorduk.” sözleri, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Ünlü oyunculara yönelik operasyonlarda da kullanıcılar serbest bırakıldı. Diyarbakır’da bu yıl düzenlenen operasyonlarda 48 milyon kök Hint keneviriyle birlikte yakalanan 60’tan fazla zehir taciri de ‘denetimli serbestlik’ sayesinde ceza almadan dışarı çıktı. Üstelik serbest kalan bu kişiler, aynı arazilerde tekrar uyuşturucu yetiştirmeye devam ediyor.Zaman’ın manşetten duyurduğu esrar tarlaları haberinin ardından Diyarbakır’da uyuşturucu ekimi yapılan tarlalara yönelik bölgede onlarca operasyon yapıldı. Arazilere yapılan başarılı operasyonlarda 48 milyon kök Hint keneviri ele geçirildi. 60’tan fazla kişi hakkında işlem yapıldı, ancak hiç kimse tutuklanmadı. Kenevir ekimiyle ilgili olarak 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkındaki Kanu’nun 23. maddesinde tanımlanan ‘Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapılmasının’ cezai karşılığı 1 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası olarak tanımlanıyor. Bu da uygulama 1 yılla sınırlı kalıyor. Mahkemelerin verdiği cezalar 2 yılın altında olduğundan sanıklar denetimli serbestlikten yararlanarak dışarı çıkıyor. Uluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçlar Araştırma Merkezi’nin (UTSAM) ‘Yasa Dışı Kenevir Ekimiyle Mücadele’ raporunda cezanın alt sınırının en az 3 yıla çıkarılmasının önleyici olacağı belirtiliyor. Aksi takdirde mevcut yargılama hukukunun bu yönünü esrar üreten ve kullanan kişiler kendi lehlerine kullanıyor ve elini kolunu sallayarak aynı suç alanlarına geri dönüyor. Yeni düzenlemeye göre işlediği suçtan dolayı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası alan kişilerin cezası erteleniyor. Bu da zehir tacirlerinin aynı gün serbest bırakılmasına sebep oluyor. Dışarı çıkan zehir tacirleri aynı şekilde hatta aynı arazide tekrar uyuşturucu ekimine devam ediyor.UTSAM konuyla ilgili farklı çalışmalar yaparak bir rapor yayınladı. ‘Yasa Dışı Kenevir Ekimiyle Mücadele’ başlığını taşıyan raporda etkin mücadelenin önündeki engelleri kaldırmaya yönelik öneriler de sıralanıyor. Buna göre bölgede kadastro çalışmalarının tamamlanmamış olmasından dolayı bazı arazilerin gerçek sahipleri bulunamıyor. Bu çalışmalar tamamlanarak arazilere tapu verildiğinde suçluların tespiti çok daha kolay olacak. Ayrıca bölgedeki kenevir ekimini takip etmek için uydu sisteminden de yararlanılabilir. Ancak teknik yeterlilikler sağlanmadığından henüz bu sistem de işlemiyor. Ayrıca en büyük problemlerden biri de imha işlemleri sırasında yaşanıyor. Bitki kalın olduğundan sökmek kolay olmuyor. Yakma işlemi de çevreye zarar verebiliyor veya kontrol açısından risk taşıyor. Bunun için de TÜBİTAK’ın yardımıyla imha işlemlerini daha rahat yapabilmek için çevreye zarar vermeyen özel bir ilaç üretilmesi gerekiyor.Uyuşturucunun kaynağını kesebilmek için ekim yapanlara ve kullananlara verilecek cezalar son derece önemli. Rapora göre uyuşturucu kullanımı, üretimi ve satımını meslek haline getirenlerin önlenebilmesi için cezaların çok daha etkin bir şekilde yükseltilmesi gerekiyor. Nesilleri mahveden uyuşturucu aynı zamanda kanlı terör örgütüne de büyük kazanç sağlıyor. Raporda daha ağır bir şekilde cezalandırma terör eylemlerinin de önünü alacağı belirtiliyor. Polis Akademisi Öğretim Üyesi Ali Şafak ise çiftçilerin alternatif bitkilere yönlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, “Arazilerin takibinin iyi yapılabilmesi için tarım ve ziraatle ilgili bakanlıkların da hassas olması gerekiyor.” diyor.Cezai yaptırımlar caydırıcı değilTurgut Özal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Akpınar, uyuşturucu kullanımı ve ekimiyle ilgili yasal düzenlemelerin zayıf olduğunu belirtti. “Bölgede uyuşturucu ekimi doğrudan PKK tarafından yapılmıyor ise de PKK kontrolünde yapılıyor.” diyen Akpınar, uyuşturucudan gelen paranın örgütün en önemli gelir kalemlerinden biri olduğunu söyledi. Hukuki yaptırımların sınırlı olduğunu ifade eden Akpınar şöyle devam etti: “Bunlar her zaman kendi arazilerinde yapmıyorlar, bazen Hazine arazilerini de kullanıyorlar. Meseleyi kaynağından halletmek istiyorsak üretiminin engellenmesi lazım. Caydırıcı tedbirlerle korkutmazsanız son kullanıcıya yaptırım uygulasanız da devam eder.” İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer ise TCK’nın 61. maddesinde belirtilen alt ve üst sınır arasında cezanın belirlenmesinin somut bir olayda hem etkin hem de adil bir cezanın verilmesini sağlamak için olduğunu anlattı. Yargıtay’ın cezanın belirlenmesindeki ölçütlere uyulmadan verilen kararları bozduğunu ifade eden Sözüer; Yargıtay, HSYK ve Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi gerektiğini aktardı.Ceza alt sınırı 3 yıl olmalıUluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçlar Araştırma Merkezi’nin (UTSAM) hazırladığı rapora göre, uyuşturucu kullanımı, üretimi ve satışını meslek haline getirenlerin önlenebilmesi için cezaların yükseltilmesi gerekiyor. Ceza alt sınırının en az 3 yıla çıkarılması gerektiği vurgulanıyor. Turgut Özal Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Mahmut Akpınar, yasal düzenlemelerin zayıf olduğunu belirtiyor.

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]