Yeni eğitim sistemini dinlemek üzere Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve bürokratlarıyla Adile Sultan Sarayı’nda akşam yemeğinde buluştuk.Eğitim editörleri ve muhabirleri Bakan Avcı ‘her sorunuzu arslanlar gibi cevaplamaya hazırız’ sözleriyle karşıladı. Avcı’nın gazete ve televizyonlardaki yayınlara atıfla ‘klişeler ve şehir efsanelerinden rahatsızım’ dediği konular konuşuldu ilk önce. Eğitim yaz-boz tahtasına döndü, yaklaşımıyla yazılanlardan rahatsızlığını anlattı Bakan Bey. Eğitimde motivasyonun önemini hatırlattı.İletişim profesörü olması hasebiyle ikili diyalogları kimseyi kırmadan yürütmeye gayret etti. Üslup tartışmaları bitti, sorulara geçildi. 3 saatlik yemekte onlarca soru yöneltildi: Sınav güvenliği nasıl sağlanacak, maliyeti ne olacak? Doğu, Güneydoğu’da çetin kış şartları altında kitapçıklar ulaştırılamadığında ne yapılacak? Kitapçıklar vaktinde ulaşabilecek mi? Telafi sınavları nasıl yapılacak? Soruların eşit zorlukta olması nasıl sağlanacak? ÖSYM’nin sınav tecrübesine karşı hâlâ hata yaptığı yerde, MEB milyonları sınava alacak ikişer günlük sınavları nasıl yapacak? Müfredat bütünlüğü nasıl sağlanacak? Sağlanamazsa öğrencilerin başarısı nasıl ölçülecek? Yeni sınav sistemi öğrenciyi mi öğretmeni mi ölçecek? Sınavın adı TEOG mu? Yeni SBS mi, ne olacak? Dershaneler 2013’te kaldırılacak mı?Alanında uzman isimlerin endişelerini ve eğitimdeki belirsizlikleri anlama adına sordukları bu soruların sadece bir kısmı cevap buldu, çoğu cevapsızdı. Gazetecilerin, “Öğrenci, veli, eğitimcilerin görüşü alındı diyorsunuz. Biz eğitim alanında yıllardır çalışan gazetecileri bazı şeyleri ve sistemin nasıl işleyeceğinin detaylarını biz bile yeni duyuyoruz. Köklü bir değişiklik böyle olmamalıydı.” tespitleri de yerindeydi. Bazı soruların cevapları şöyle sıralandı: EĞİTEK senede 125 sınav yapıyor, bu ÖSYM’nin 5 katı. Bu işin altından kalkarız. Devlet, terör var ya da kar yağacak diye Doğu’da sınavdan vazgeçmez. Sınav stresi azaltılacak, öğrenci zamana yayılmış şekilde kontrollü sınavlarda sınanacak.Dershaneler yönetmeliği değişecek, Meclis’te yasal düzenleme yapılacak. Bakan Avcı’nın ‘kolay soruları ben, zorları bürokratlarımız cevaplar, yanlışlar bürokratları götürür’ esprisi kayda girdi. Bir eğitim yazarının, “Yap-boz tahtası yazmayın’ diyorsunuz ama bu bürokratlar daha önce Ömer Bey’e, Hüseyin Bey’e başka şeyler söyledi, sizi başka bir şeye ikna etmişler. 10 yılda 5 bakan defalarca sistem değiştirildi..” sözleri salonda buz gibi hava estirdi. Ancak ‘neden bu kadar çok değişiklik yapıldığını’ saptayan bu eleştiri hiç de haksız değildi. Gazeteciler 4 yanlış bir doğruyu götürmesinin test sisteminin vazgeçilmezi olduğunu, değiştirmekte nasıl bir fayda bulduklarını anlamadıklarını, bunun başarı ölçmeyeceğini, tersine öğrenciyi atmasyona yönelteceğini hatırlattı. Yanlışlar doğruyu götürmez ve etkilemezse, 1,2 milyon öğrencinin başarısı yüzdelik dilimleri nasıl sıralanacaktı? Avcı zorlandığında bürokratlar konuları izaha çalıştı, ancak her cevap yeni soru, her soru yeni bir tartışmayı getirdi.Eğitim uzmanlarının bile kafa karışıklığı içinde kaldığı toplantıda en somut sonuç Nabi Hoca’nın uzmanlık alanında alındı: İletişim eksikliği. Tekrar buluşmalıyız dendi hem de sık sık. Evet yeni eğitim dönemi başlıyor. İlk etapta sadece 8. sınıflarını kapsayan yeni bir sınav sistemi getirildi, sonra güncellenecek sistem değişikliği 4 milyon öğrenciyi ve velisini ilgilendiriyor. Bakan Bey’in eğitim sistemini tarif ederken kullandığı iki benzetme aklımda kaldı. ‘160 kilometre hızla giden tırda retrifiye yapmak (yani motor değiştirmek) kadar zor bir iş yapıyoruz’; ‘Önce 8. sınıflarda müfredat denkliği sağlanacak, senkronizasyon sağlananınca ağır ağır katır yürüyüşü ile gidilecek, 6.7. sınıflarda sistem uygulanacak...’ Milyonların geleceğini ilgilendiren bu konuda hem bu kadar hızlı, hem bu kadar temkinli nasıl değişiklik yapılacak? Galiba yaşayıp göreceğiz...

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]