Taksim Gezi Parkı Yayalaştırma Projesine yönelik eylemler sürerken Avrupa'dan çok farklı bir ses yükseliyor. 10 Avrupa ülkesinin 40 ayrı kentinde Gezi Parkı eylemleri ile Türkiye'ye demokrasiye verilen zarara dikkat çekilecek.

Taksim-Gezi Parkı Yayalaştırma Projesine yönelik çevreci itirazlarla başlayan, ancak mevcut on yıllık istikrarı ve demokratik kazanımları hedef alan mahfillerce farklı bir mecraya aktarılıp Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni demokratik usullerin dışında cebren istifaya çağıran protestoları tasvip etmediklerini, düşünce ve fikirlerin şiddete dönüşmesine ilkesel olarak karşı durduklarını, gerçekleştirilen icraatlara yönelik itirazların Türkiye'nin kalkınmasına zarar vermeksizin ortaya konulmasına taraftar olduklarını kamuoyuna duyurmak üzere, Avrupalı Türkler 15.06.2013 Cumartesi günü Avrupa'nın aşağıda belirtilen noktalarında basın açıklaması yapacaklar.




Basın açıklaması yapılacak ülkeler ve kentler ise şöyle:


Hollanda, Almanya, İspanya, İngiltere, Fransa, Avusturya, Macaristan, İsveç, Polonya, İsviçre,
Ahlen, Amsterdam, Hollanda Bad Kreuznach, Barcelona, Berlin, Bremen, Dinslaken, Dortmund, Duisburg, Essen, Frankfurt, Gelsenkirchen, Gladbeck,Gronau, Hamburg, Hamm, Kassel, Köln, Krefeld, Londra, Lyon, Macaristan, Mainz, Mannheim, Marl, Münih, Paris, Rotterdam, Siegen, Stockholm, Strasbourg, Stuttgart, Ulm, Varşova, Viyana, Zürih.
Yarın yapılacak açıklama metni şöyle:
Gezi Parkı ile ilgili olarak yaşanan hadiseler kronolojik olarak ortaya konduktan sonra şu açıklamaya yer verildi:


Avrupalı Türklerin Demokrasi Manifestosu



Değerli basın mensupları, Saygıdeğer kamuoyu;
Burada ifade edilen gerçeklerden hareketle aşağıdaki görüşlerimizi paylaşmayı bir vazife
addediyoruz.
Türkiye bir demokrasidir. Demokrasilerde toplanma ve gösteri yapma hakkı vardır. Fakat
bu hukuk kaideleri içerisinde olmalıdır. Toplumsal barış ve huzuru bozan, hukuk düzenine
aykırı gösteriler bu hakkın suistimali demektir.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinden beklentimiz; gelinen aşamada önemli kazanımlarını
elde ettiğimiz demokrasimizin standartlarının yükseltilmesi ve buna paralel olarak son 10
yılda tesis edilmiş olan istikrarın muhafaza edilmesidir.
Demokrasiye ve istikrara kasteden, toplumsal huzuru bozan ve taleplerini şiddete
başvurarak dile getiren marjinal gruplara yönelik hiç bir surette müsamaha
gösterilmemelidir. Devlet olmanın gereği olarak kamu düzeninin tesis edilmesini son
derece önemli buluyoruz.
Bu anlamda büyüyen Türkiye'nin demokrasi ve istikrarının korunması, daha da ötede
demokrasinin ileri demokrasi standartlarına erişmesi, refahın artarak devam etmesinin
temel mantığı istikrarın korunmasıdır. Türkiye istikrarını korumalı, demokrasisini
güçlendirmeye devam etmelidir.
Demokrasinin temeli hükümetlerin halkın tercihiyle gelip gitmesidir. Sokakta yapılacak
taşkınlıklar ve kanuna karşı hareketlerle iktidarları değiştirme yöntemi elbette antidemokratiktir.
Milletin iradesi sandıkta tecelli eder. Ana muhalefet partisinin sokaktan
medet ummasını Avrupalı vatandaşlar olarak bizler anlamakta güçlük çekiyoruz. Ana
Muhalefet partisinin sokaktan medet umması bize Türkiye'de yaşanmış darbeler öncesini
hatırlatmıştır. Ancak bu millet artık demokrasinin kesintiye uğramasına müsaade
etmeyecektir.
Düşüncelerin ifade ediliş biçimi demokrasinin işleyişinde mümkündür, oysa görüyoruz ki
gezi parkı süreci demokrasinin kesintiye uğramasına davetiye çıkarmıştır. Biliyoruz ki
göstericilerin bir kısmı demokrasinin ve özgürlük alanının genişlemesinin yanındadır.
Ancak bu talepleri rehin alarak vandalizme alet edenler karşısında toplumun büyük bir
tepkisi vardır. Bu yüzden gösteriler bir an önce sona erdirilmeli ve diyalog zemini inşa
edilmelidir.
Biz Avrupalı vatandaşlar olarak Türkiye'de istikrarın ve demokrasinin yanındayız. AK
Parti iktidarının Türkiye'yi 10 yılda nerden nereye getirdiğini Türk halkı da, dünya da
bilmektedir. Türkiye küresel barışın ve küresel istikrarın adıdır.
Uluslararası camianın ikiyüzlülüğüne dikkat çekiyoruz. Yunanistan'da İspanyada
İngiltere'de İtalya'da olup bitenler karşısında susanların, Türkiye ile ilgili ortaya
koydukları tavır samimi değildir.
Medyanın bu süreçte göstermiş olduğu tavır dikkat çekicidir. Kamuoyunu belli bir yönde
manipüle etme kastıyla hareket ettiğine inanıyoruz. Türkiye'de var olan gerçekleri farklı
şekilde uluslararası camia ile paylaşarak Türkiye aleyhinde kamuoyu yaratılmasını kabul
etmemiz mümkün değildir.
Son on yılda Türklere karşı 300 bine yakın aşırı sağcılık merkezli suçlar işlenirken sukut
edenler, Stuttgart'da gözü kör olan öğretmeni görmek için gözlük bulamayanlar, G8
zirvesinde Londra sokaklarında süründürülenleri görmeyenlerin Türkiye ile ilgili yanlı
tutumlarını anlıyoruz.
Türk halkı demokrasi kültürü olan bir halktır. Kendi iradesine sahip çıkacaktır. Sokağa
değil sandığa itibar edecektir. Mübalağalı bir hükümet karşıtlığı ve şiddet asla halkın
onayını alamayacaktır.
Avrupa'da yaşayan Türkiyeli vatandaşlar olarak, Türkiye'de hükümeti bir kesimin şiddete
başvurarak baskı altına alma çabasının, yine iktidarın 11 yıl içinde genişlettiği ve dünya
standartlarına ulaştırdığı demokratik standartlar içinde alacağı önlemler ve yeni
anayasanın yapımı sürecine bütün partilerin aktif katılımı aracılığıyla karşılanacağını
biliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


Kaynak: Haber7