8 sonuçtan 1 ile 8 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 249 + 16439


    Hat Sanatında Yazı Çeşitleri

    HAT...

    Arapça ‘hatt’ mastarından türeyen ve yazı, çizgi, çığır, yol manalarına gelen ‘hat’ kelimesi, terim olarak “Arap yazısını estetik ölçülere bağlı kalıp, güzel bir şekilde yazma sanatı (hüsn-i hat)” olarak açıklanmış. Kaynaklarda genellikle “cismani aletlerle meydana getirilen ruhanî bir hendese” şeklinde tarif edilen hat sanatı, bu tarife uygun bir estetik anlayış çerçevesinde yüzyıllar boyunca gelişerek günümüze ulaşmıştır.

    Batıda hüsn-i hat (güzel yazı) karşılığında, calligraphy (kalligrafi) kelimesi kullanılmakta. Ansiklopediler, calligraphy sözcüğünü “güzel yazma, estetik kurallara bağlı kalarak ölçülü yazma sanatı” şeklinde tanımlamakta. Önce Araplar tarafından kullanıldığından Arap yazısı adıyla anılan hat, hicretten birkaç asır sonra Müslümanların ortak değeri haline gelmiş ve İslam hattı vasfını kazanmıştır. İslamiyet'ten önceki asırlara ait Arapça kitabeler üzerinde yapılan araştırmalar, Arap yazı sisteminin aslen Fenike yazısının, bağlanan ve bitişik Nabat yazısının devamı olduğunu ortaya koymuştur.

    Arap yazısı, Mekke ve Medine'de önceleri cezm adıyla anılmaya başladı. Medine'de medenî ismini alan yazı, zamanla iki üsluba ayrıldı. Dikey harfleri uzun ve sağdan sola meyilli olana mâîl, yatay harfleri fazlaca uzatılana meşk adı verildi. Hz. Ali'nin Kufe'yi merkez yapmasından sonra burada büyük bir gelişme gösterdi ve kufi adını kazandı. Bu tarihten sonra kufî sözü, genel bir anlam kazanarak İslamiyet'in doğuşundan Abbasiler devrine kadar Mekkî, Medenî gibi isimler alan yazıların yerine de kullanıldı.

    Kufi'nin kullanılması Abbasiler zamanında 150 yıl sürdü. Abbasilerin Bağdatlı meşhur veziri ve hattatı olan İbn Mukîe (ö, 940) sahip olduğu geometri bilgisi sayesinde yazının ana ölçülerini tespit eden bir sistem ortaya koymaya muvaffak oldu. Harflerin güzelliği için nokta, elif ve daireyi standart bir ölçü olarak kabul etti. Bu ölçüler dahilinde Muhakkak, Reyhânî, Sülüs, Nesih, Tevkî ve Rikâ adında altı çeşit yazının usûl ve kaidelerini ortaya koydu. Bunların tamamına da Aklâm-ı Sitte denildi. Bu altı çeşit yazı, bir asır sonra yine Bağdat'ta yetişen Arap asıllı Hattat Ali b. Hilal (ö.1032)'in eliyle inkişaf etti. Gelişme yolunda her geçen gün biraz daha ilerleyen yazı, 200 sene sonra Abbasî Halifesi Yakut El-Müsta'sımî'nin (ö. 1298) gayretiyle daha belirgin kaidelerle güzelleşti.

    Abbasiler’in,1258 yılında tarih sahnesinden silinmesinden sonra yazıda üstünlük Türk ve İranlı hattatların eline geçti. İranlı hattatlar Aklâm-ı Sitte’yi kendi anlayışlarına göre yazdılarsa da Yakut'un üslûbundan ayrılmadılar. Osmanlı Türkleri ise hat sanatında erişilmesi mümkün olmayan üstün bir ekol kurdular. 16. yüzyılda Osmanlı-Türk hattatlarının babası sayılan Şeyh Hamdullah, Aklâm-ı Sitte’ye o zamana kadar ulaşılamayan bir güzellik ve olgunluk getirdi. Şeyh Hamdullah (ö. 1520) devrinde Aklâm-ı Sitte’den sülüs ve nesih, Türk zevkine çok uygun geldiği için süratle yayıldı. Şeyh Hamdullah'dan sonra yetişenler onun gibi yazma gayretiyle hareket ettiklerinden hattatların başarısı ‘Şeyh gibi yazdı’ veya ‘Şeyh-i Sânî’ sözleriyle anılır oldu. Bu durum, 150 yılı aşkın bir süre devam etti.

    17. yüzyılın ikinci yarısında Hafız Osman (ö. 1698) Şeyh Hamdullah'ın üslubunu bir elemeye tabi tutarak kendine has bir hat üslubu ortaya koydu. Hafız Osman'ın hat sanatında açtığı çığır bütün haşmetiyle sürüp giderken bir asır sonra İsmail Zühdü (Ö. 1806) ve kardeşi Mustafa Rakım (ö. 1826), onun yazılarından ilham alarak kendi şivelerini oluşturdular. Mustafa Rakım, sülüs ve nesih yazılarında olduğu gibi celî sülüste değerek istif mükemmeliyetiyle bütün hat üsluplarının zirvesine çıktı ve Hafız Osman üslubunu sülüsten celîye aktarmayı başardı. Râkım’dan sonra gelen celî üstadı Sami Efendi (ö. 1912)'de İsmail Zühdü'nün sülüs harflerini celîye tatbik ederek Rakım yoluna yeni bir tarz kazandırdı.

    İstanbul, Türkler tarafından fethedildikten sonra hat sanatının ölümsüz merkezi olmuştur. Bütün İslam dünyasında tartışmasız kabul edilen bu gerçek, en güzel biçimde şu sözlerle ifadesini bulmuştur: “Kur'an-ı Kerim Hicaz'da nazil oldu, Mısır'da okundu, İstanbul'da yazıldı.”

    Bütün İslam âlemi hat sanatını öğrenebilmek için İstanbul'a koşmuştur. Ekol olmuş Türk hattatlarından bazıları şunlardır: Şeyh Hamdullah, Ahmet Karahisarî, Hafız Osman, Mustafa Rakım, Mahmut Celâleddin Efendi, Yesarî-zâde Mustafa İzzet Efendi.



    Aklâm-ı Sitte

    Aklâm-i Sitte; Sülüs-Nesih, Muhakkak-Reyhânî, Tevkî-Rik'a şeklinde birbirine tabi ikili gruplar halinde sıralanabilir. Bu üç gruptan Sülüs, Muhakkak, Tevkî ağız genişliği 2 mm.; Nesih, Reyhânî, Rik'a ise 1 mm. civarında olan kamış kalemle yazılır. Yazı karakteri itibariyle Muhakkak ile Reyhânî, Tevkî ile Rik'a birbirine çok benzeyen yaşları farklı iki kardeşi hatırlatır. Sülüs’le Nesih arasında ölçüleri dışında da belirgin şekil farklılıkları vardır.

    Benzer Konular
    Tataristan'da İslam Sanatında Peygamber Sözü sergisi açıldı
    Tataristan'da İslam Sanatında Peygamber Sözü sergisi açıldı Tataristan'da İslam Sanatında Peygamber Sözü sergisi açıldı Tataristan'ın başkenti Kazan'da açılan "İslam Sanatında Peygamber Sözü" sergisinde 17. yüzyıla ait bir Kur'
    Merakla başladı sanatında ustalaştı
    Merakla başladı sanatında ustalaştı Merakla başladı sanatında ustalaştı Bitlis'in Ahlat ilçesinde merakla başladığı el sanatları işini zamanla geliştiren Ali Aşkın Akürek, hem atölye açtı hem de yapmış olduğu ürün
    Kum Sanatında Mekke'nin Fethi
    Kum Sanatında Mekke'nin Fethi Kum Sanatı Ressamı Ramazan Yumrutepe, kuma verdiği şekiller ile Mekke'nin Fethi'ni görsel olarak anlatı. Anadolu Gençlik Derneği Beyoğlu ve Bağcılar şubeleri tarafından düzenlenen Mekke'nin Fethi programlarına katıl
    İslam sanatında geometrik desenler masaya yatırılacak
    İslam sanatında geometrik desenler masaya yatırılacak İslam sanatında geometrik desenler masaya yatırılacak Belediyesi, İstanbul Tasarım Merkezi Devami...
    Hat Sanatında Hilye-i Şerif
    Hat Sanatında Hilye-i Şerif HAT SANATINDA HİLYE-İ ŞERİF İslam inancı, putlaştırılabilecek kimselerin tasvirlerinden şiddetle kaçınmıştır. Bu sebeple, bir kaç asılsız minyatür dışında hiç kimse Rasûlullah'ın resmini çizmeye cesaret edememiştir. Hır
    Yazar : Risale Forum
    Konu pendüender tarafından (10-09-2012 Saat 10:15 ) değiştirilmiştir.
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 249 + 16439


    Cevap: Hat Sanatında Yazı Çeşitleri

    1. Muhakkak

    ‘Muntazam ve muhkem’ anlamına gelen bu yazının harfleri sülüse nispetle daha büyüktür. Yani dikey olanlarla ‘Sin, fe, kaf ve nun’ gibi çanaklı tabir edilen harflerin sola uzayan tarafları daha uzundur. Dönüş noktaları köşelicedir ve sülüsteki gibi derin değildir. Ayrıca, satır halinde yazılır ve giriftlikten uzaktır. Harfleri ve kelimeleri açıktır.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 249 + 16439


    Cevap: Hat Sanatında Yazı Çeşitleri

    2. Reyhânî

    Muhakkak'ın kurallarına bağlı olup onun küçük yazılan şeklidir. Bu iki yazı 16. yüzyıla kadar Sülüs ve Nesih ile birlikte her yerde, bilhassa Kur'an-ı Kerim'in yazılmasında kullanılmışken bu tarihten sonra herhalde fazla yer kaplamasından olacak ki bütün İslam ülkelerinde terkedilmiştir.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 249 + 16439


    Cevap: Hat Sanatında Yazı Çeşitleri

    3. Sülüs

    Muhakkak'a nispetle harfleri biraz küçüktür. Başka bir karakteri, çanaklı harflerinin de biraz kısa ve derin olmasıdır. Bu yazı genel olarak Muhakkak ve Reyhânî'ye göre yumuşak bir görünüme sahiptir. Bilhassa kitap unvanlarının, levhaların ve kıt'aların yazılmasında kullanılmıştır. Bugün de bütün İslam ülkelerinde geçerlidir.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 249 + 16439


    Cevap: Hat Sanatında Yazı Çeşitleri

    4. Nesih

    Sülüs'ün küçüğü olan bu yazının sözlük anlamı ‘ortadan kaldırmak, iptal etmek’tir. Kitapların yazılmasında diğer yazılardan daha fazla kullanıldığı, yani diğer yazıların hükmünü ortadan kaldırdığı için bu adla anıldığı kabul edilmektedir. Bugün de Sülüs ile birlikte bütün İslam ülkelerinde kullanılmaktadır.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 249 + 16439


    Cevap: Hat Sanatında Yazı Çeşitleri

    5. Tevkî

    Sülüs'ün kurallarına bağlı olup onun biraz küçük boyda olanıdır. En belirgin özelliği birleşmeyen harflerin de birbirine bağlanabilmesidir. Eskiden halife ve vezirlerin mektupları bu yazı ile yazılırdı. Tevkî, padişahların buyruklarının üzerine yazılan, çekilen nişanın da adıdır. Bu yazı genellikle vakıf işlerinde kullanılmıştır.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 249 + 16439


    Cevap: Hat Sanatında Yazı Çeşitleri

    6. Rikaa

    Tevkî'nin kurallarına bağlı olup onun Nesih gibi küçük yazdan şeklidir. Sözlükte ‘küçük sayfa ve mektup’ anlamına gelen Rikaa, vakıf işlerinden başka Kur'an-ı Kerim'in sonunda dua sayfasında; yani hattatın kendi adını andığı ve eserini yazdığı yeri, tarihini ve Allah'a duasını bildiren bir veya iki sayfalık yerinde çoklukla kullanılmıştır. Aklâm-ı Sitte'den ayrı üslûpta gelişen Ta'lik, Divanî, Celî Divanî, Rik'a da önemli yazı türleridir.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 249 + 16439


    Cevap: Hat Sanatında Yazı Çeşitleri

    Diğer yazı çeşitleri

    1. Ta'lik

    Tevkî hattının 14. asırda İran'da kazandığı değişiklikle ortaya çıkmış olup daha çok resmî yazışmalarda kullanılmıştır. Ta'lik ‘asma, asılma’ anlamına gelmektedir. Bu adı almasının sebebi harflerinin birbirine asılmış gibi bir manzara arz etmesinden ileri gelmektedir. Ta'lik yazı her şeyden önce harf şekillerinin oranlılığı ve çizgilerinin musikisi ile dikkati çeker. Ta'lik yazıda iki üslûp vardır. İran Ta'lik üslûbu ve Osmanlı Ta'lik üslûbu. Anadolu'da hattatlar 14. yüzyıla kadar İran üslûbunun etkisinde kaldı. Fakat Türk hattatları bu yazıda kendi görüş ve sanat anlayışlarını uygulamışlardır. Yesârî'nin öncülüğü ve oğlu Yesârîzade Mustafa İzzet'in gayreti ile yeni bir üslûp meydana geldi. Haşmetli Sülüs’ün yanında ince, kavisli, narin yapısı ve harekesiz yazılışıyla hoş ve şiir gibi görünüşe sahip olan bu Osmanlı Ta'lik hattının hürde (küçük) veya hafi (ince) denilen şekli edebi eserlerde ve divanlarda kullanılmış, fetvahanenin de resmi yazısı olmuştur.

    2. Divânî

    İran'da resmi yazışmalarda kullanılan Ta'lik hattı 15. yüzyılda Osmanlılara Akkoyunlular yoluyla gelmiş ve kısa zamanda büyük değişikliğe uğrayarak Dîvân-ı Hümâyun'daki resmi yazışmalar için kullanılmaya başlanmıştır. Bu sebeple Divanî adını almıştır. Harekesiz yazılan divanînin 16. asırda İstanbul'da doğan harekeli, süslü ve haşmetli şekline de Celî Divanî adı verilmiştir. Celî Divanî devletin üst seviyedeki yazışmalarında kullanılmıştır. Bu iki yazı da Türklerin icadıdır.


    3. Rik'a

    Osmanlı Türkleri'nin icadı olan Rik'a, Divanî hattındaki dikey harflerin boylarının biraz küçülmesi, sadeleşmesi, kavis ve meyillerinin azaltılmasıyla meydana gelmiştir. Sarayda doğan bu hat, günlük yazışmalarda ve mektuplarda kullanılmıştır. En eski örneklerine 18. asrın ilk yarısında rastlanan Rik'a 19. asırda Babıâli'de gelişmiş ve asıl hüviyetini orada bulmuştur. Babıâli'de Mümtaz Efendi (ö. 1871) tarafından yazıldığı ve üslûbu sonradan gelenler tarafından takip edildiği için Mümtaz Efendi Rik'ası veya Babıâli Rik'ası adıyla anılmıştır. Mehmet İzzet Efendi (ö.1903) tarafından geliştirilen ve sıkı kaidelere bağlı kalan bir çeşit Rik'a daha doğmuştur. İzzet Efendi Rik'ası denilen bu yazı daha sonra Arap aleminde Celî şekliyle revaç bulmuştur.

    Kaynak: Hattın Çelebisi Hasan Çelebi. Tarih ve Tabiat Vakfı (TATAV) Yayınları, 2003
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222