OSMANLIDA EĞİTİM VE ÖĞRETİM
“Eskiden bir kimsenin müderris veya kazasker olmak için gördüğü tahsil ve tecrübe ile bugünkü ilahiyatçılarımızın durumunu karşılaştırırsanız ,arada şimdikilerin aleyhine muazzam bir fark bulursunuz “ diyor sosyolog prof. Dr. Erol Güngör.
OKULA ŞENLİKLE BAŞLANIRDI
Osmanlı’da eğitim görecek ve eğitim görene yardımcı olacak (anne,baba,çevre vs.) kişilere pozitif enerji veren ve yüksek tabaka arasında “bed-i besmele”,halk arasında da “amin alayı” diye isimlendirilen törenler yapılırdı.
Öyle ki bu merasimler ekonomik durumu iyi olan aileler tarafından bir düğün kadar ciddiye alınırdı.”amin alayı” öncesinde evde hazırlıklar yapılır,varsa sandıklardan yeni giysiler çıkartılır veya çarşıya gidilerek satın alınırdı.yumuşak ve güzel bir minder doldurulur,sade veya imkanı olanlar tarafından mor kadife üzerine sarı sırma kılaptan(pamuk ipliğine sırma katılarak eğrilmiş iplik) işlemeli bir cüz kesesi çocuğun sağ omzundan sola doğru çapraz bir şekilde boynuna asılmak üzere hazırlanırdı.yine çocuk için bir elif ba cüzü temin edilirdi.bunlardan sarı soluk kağıtlara basılmış olanları bulunduğu gibi,çocuğu okumaya özendirmek için altın yaldızlı basılanları da olurdu.
Bazı ailelerde elif ba cüzlerin yaldızlanmış el yazmalarına da rastlanırdı ki bunlar iyi korunur ve nesilden nesile devredilirdi.
Okul için hazırlanan çocuğa nazarlıkta takılır ve nazara karşı bir önlem olarak tütsülenirdi.
Merasimden önce hocaya haber verilir ve uygun bir gün belirlenirdi.bu günün kandil günlerine ya da pazartesi ve Perşembe ye rastlamasına özen gösterilirdi.
Okulun ilahici takımı haberdar edilir veya başka okulların daha güzel sesli ilahici takımları tutulurdu.
Zihni açıklığın ve hayatın yeni safhasında başarılı olmasını sağlamak konusunda lütuflarını istemek için çocuk yeni kıyafetiyle ailesi tarafından evliya türbelerine,genellikle Eyüp Sultan’a götürülürdü.türbedarlara ‘nefes ettirilen,tespihten geçirtilen’ çocuk, bundan sonra da ailenin büyüklerine,yakın ve hatırlı dostlarına el öpmeye,dua almaya sevk edilir,nihayet tören günü gelir çatardı.
Tören günü çocuklar o gün için daha çok özen göstererek giyindikleri temiz kıyafetleriyle okulda toplanırlardı.
Önlerinde hocaları,kalfa ve bevvapları(okul kapıcısı) olduğu halde, ilahici başının yönetiminde ilahici takımı takip ederek ve işaret edilen yerlere “AMİN” diye bağırarak çocuğun evine gelirlerdi.
En önde hoca ve başının üzerinde rahleyi taşıyan bevvap görünür,rahlenin üzerinde çocuğun minderi ile cüz kesesi bulunurdu.
Bunların yanı sıra erkek misafirler,bir faytona bindirilmiş olan çocuk,peşi sırada bir ilahici başının yönetimindeki ilahici takımı ve diğerleri yürürdü.en arkadan ise kadınlar gelirdi.mahalleyi dolaşan alay tekrar eve dönerdi.burada da ilahiler okunur ve dualar yapıldıktan sonra alay sona ererdi.
İlk derste çocuğa elif ba cüzünün en başındaki dua kısmı ile birkaç harf ve çok kere sadece elif harfi okutulurdu.böylece ders sona erer,bundan sonra da “Ya Rabbi ,ilmimi ve anlayışımı arttır” manasına gelen “Rabbi zidni ilmen ve fehmen” veya “Ya Rabbi, işimi kolaylaştır,güçleştirme” manasına gelen “Rabbi yessir vela tuaasir “ duası tekrar ettirilirdi.
Duayı takiben çocuk hocasının ve misafirlerin ellerini öper,bu esnada hafız öğrenciler tarafından Kur’an okunur ve dua edilerek merasim sona ererdi.
Bundan sonra kurulmuş olan safların başına geçilerek yemek ve lokma yenirdi.en sonunda törene katılan bütün çocuklara birer,ilahicilere ikişer,ilahici başına üçer kuruş;hoca kalfa ve bevvaba münasip miktarlarda para ile gömleklik ve cübbelik kumaş verilirdi.
Bu merasimleri takiben çocuk,aile içinde olduğu gibi toplumda da yeni bir statü kazanıyor ve bebek muamelesi görmekten kurtuluyordu.bu bakımdan merasim ,hayatın yeni bir safhasına geçişi de tescil özelliğindeydi.
Böyle faydaları olan bir törenin günümüzde de düşünülmesi gerekir.gerçi okulların açıldığı ilk hafta ilköğretim haftası olarak kutlanmaktadır,fakat yapılan törenler çok sönük geçmekte birkaç basit konuşma ve şiirden ibaret olmaktadır.bir şenlik veya düğün havası oluşturamamaktadır.Osmanlı’daki “AMİN ALAYI” töreninin günümüz şartlarına göre uyarlanması için çaba gösterilmeli ,buna bağlı olarak da öğrenci,öğretmen,veli ve çevrenin de okumanın ve öğrenmenin havasına girmeleri temin edilmelidir.


Kaynak:Osmanlı’yı cihan devleti yapan 150 sır-ALİ KARAÇAM