Yıldırım Bayezid devrinde 1389-1402 ilk Osmanlı Darüşşifasının binası yanında bir organizasyona kavuşturulduğu anlaşılan Osmanlı medreselerinin II.Murad devrinde inkışaf ettiği anlaşılır. Fatihin kurduğu ilmiye teşkilatına örnek olarak tetimme medreselerinin de bu devirde ortaya çıktığı söylenir. Nitekim II.Murad ın Edirne de tesis ettiği halebiye medresesinde bir tetimme kısmının olduğu görülür.

Osmanlı medreselerinin asıl tekamülü Fatih devrinde vukuubuldu. Fatih İstanbulun fethine müteakip önce Süleymaniye çevresinde ve ardından Zeyrekte eğitimi başlattı. Ardından kendi adıyla anılan semtte Sahnı Seman denen 8 medreseyi tesis edip veziriazam Mahmut Paşa, Molla HÜsrev ve Ali Kuşçu gibi alimlerin sayesinde ilmiye teşkilatını geniş ölçüde yeniden tanzim etmiş ve Karamani Mehmet Paşanın hazırlattığı kanunnamesinde, ilmiye mensuplarının devlet memurları arasındaki rütbesini ve istihdam sahaalrını belirtti. Gerek kanunname gerekse Katip Çelebinin ifadelerine göre Fatih in kurduğu medreseler sistemi aşağıdan yukarı şöyle sıralanır:

20 Haşiye i Tecrit
30 Miftah
40 Kırklı
50 Hariç
50 Dahil
60 Altmışlı Medreseler

En alt seviyede kelamla ilgili Haşiyei Tecrit adlı kitabın okutulduğu Tecrit medreseleri vardır. Bunun müderrislerine günlük 20-25 akçe ödendiği için bu medreseler 20 li diye de anılırlardı.

İkinci sırada belagata dair Miftah adlı eserin okutulduğu miftah medreseleri bulunmakta ve bunların müderrislerine 30-35 akçe verilmekteydi

Miftah medreselerinden sonra, müderrislerine günlük 40 akçe yevmiye verilen Kırklı medreseleri gelirdi.

Kırklıdan sonra müderrsilerine 50 akçe yevmiye verilen Hariç medreseleri gelirdi. Hariç medreseleri umumiyetle Osmanlıdan önceki devlet yöneticileri yani hükümdarlar, onların oğulları veya devlet erkanı tarafından yaptırılmışlardı. Osmanlı döneminde devlet adamları tarafından yaptırılanlarda bu kategoride sayılmışlardı.

Hariçten sonra müderrislerinin yine 50 akçe yevmiye aldığı Dahli medreseleri gelirdi. Bunlar padişahlar, şehzadeler, valide sultanlar ve padişah kızları tarafından yaptırılmışlardı. 16. yüzyıldan itibaren devlet adamları tarafından yaptırılan pek çok medresede Dahli statüsü kazanacaktır. Hariçle Dahil in arasındaki fark itibari idi. Ulema gözünde Dahil daha itibarlıydı. Ayrıca bu medreseler ilmiye teşkilatı içinde eğitim yolunun sonunu belirtiyorlardı. Zira buradan çok önemli kadılıklara geçilmekteydi.

1470 yılında bu medrese hiyerarşisinin başına Sahnı Seman medreseleri geçti. Bunların müderrislerine de 50 akçe yevmiye verilmesi bunların Dahil olarak telakki edildiğini gösterir.

Fatih medreselerinin üstünde yer alan ve fethin sembolü olması hasebiyle istisnai yeri olan tek medrese ise 60 lı itibar olan Aya Sofya Camii bünyesindeki medreseydi.

Eldeki mevcut bilgilerden hareket ederek her bir medresede ne kadar oda olduğunu, kaçar kişi kaldığını tespit etmek mümkündür. 18. yüzyıl sonlarında istanbul medreselerinde gerçekleştirilen tespitlere göre herbir medresede ortalama 11 hücre olduğu ve 16 leyli(geceli) talebe olduğu anlaşılır. Diğer yönden tek bir odalı medrese olduğu gibi, tek bir öğrencili medreseye de rastlanır. 103 kişilik tek bir medrese de mevcuttur.

Genel olarak Osmanlı medreseleri %80 oranda 10-19 öğrenci kapasitelidir. Fatih in yaptırdığı Sahnı Seman medreselerinin de her birinin 19 odası vardı. 8 müderristen herbirinin birer odası ve 50 akçe yevmiyesi vardı. Muidlerinde birer odası vardı. Her medresenin 15 odasına 2 şer akçe ve imaretten ekmek ve çorba verilmek üzere birer danişment(öğrenci) konuldu. Geri kalan odalarda ferraş denen süpürgecilere tahsis olundu. Muidler hem talebelerin asayişiyle alakadar hem de müderrisin okuttuğu dersin iadesi yani müzakeresiyle meşgul olurdu. Muidler danişmentlerin en liyakatlilerinden seçilirlerdi.

Sahnı seman medreselerinin arka taraflarında yüksek tahsile danişment yetiştirmek üzere "tetimme" veya "musıla i sahn" ismiyle küçük 8 medrese daha yapıldı. Bu tetimme medreseleri derece itibarıyla orta tahsil medreseleri veya sahna hazırlık sınıfları demekti. Tetimme medreselerinin talebelerine "softa" denirdi. Herbir odaya 3 softa talebe konuldu.

Bu odalardan her birine ihtiyaclarına harcanmak üzere veya mum parası olmak üzere aydan aya 5 er akçe ayrılmış yemekleri de imarete dahil edilmişti. Buradaki öğrenciler derslerini daha çok sahndaki danişmentlerden görürdü.

Osmanlı medreselerinde tatil günleri 15. yüzyılın ilk yarısına kadar Salı ve Cuma günleri olmak üzere iki gündü. Molla Şemseddin Fenari bu günlere pazartesiyi de ekledi. O zaman talabelere okutulan kitabların başında Molla Taftazaninin kitapları geliyordu. Bu kitapları temin etmek kolay değildi. Kitapları rahatça istinsah edebilmeleri bakımıdnan, talebelere kolaylık olsun diye Molla Fenari pazartesi günü de ders yapmazdı. Bu günlerin dışında kandiller ve bayram günleriyle Ramazan ayı da talebeler için tatil oluyordu.


Marmara Üniversitesi FEF Tarih Bölümü Osmanlıda Eğitim ve Bilim dersi Ders Notları