Tarihin yorumu 3 Haziran 1889—1925
İttihat–Terakki kuruldu;
Terakkiperver kapatıldı

Hürriyet ve meşrûtiyetin bir an evvel ilân edilmesi için çalışan Jön Türkler'in komitacı yönü ağır basan grubu, 3 Haziran 1889'da gizli bir teşkilâtlanmayla İttihat ve Terakki Cemiyetini kurduğunu açıkladı.

Yurt içinde gizlice, yurt dışında ise alenî faaliyetlerde bulunan bu cemiyetin içinde, çeşitli fikir, menşe' ve inanç grupları vardı: Türkler, Kürtler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Dönmeler, Arnavutlar, vesaire...

Bu cemiyetin mensupları, 1902'de ve bilhassa Meşrûtiyetin ilân edildiği 1908'de ciddî bir ayrışma yaşadı. Ayrılanlar farklı yönlere giderken, kalanlar tam bir dikta sistemi ile komita faaliyetinin kucağına düştü.

On yıl müddetle Osmanlı ülkesini "şiddetli istibdat" yöntemiyle idare eden İttihatçıların idareci kadrosu, I. Cihan Harbindeki mağlubiyetten sonra yurdu terk ederken, onların bakiyesi olan ikinci kademedekiler ise, bir müddet kendilerini kamufle ederek Cumhuriyet idaresinin kilit noktalarına yerleşti.
Bu kadro işbaşına geldikten ve ülkenin yönetimini ele geçirdikten sonra, öyle bir rejim kurdular ki, eski İttihatçılara rahmet okuttular.

Öyle ki, eski dâvâ arkadaşları ve Millî Mücadelenin kahramanları olan Kâzım Karabekir, Refet Bele, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Dr. Adnan Adıvar gibi mühim şahsiyetlerin vücudunu bile ortadan kaldırmak istediler.

Halk Partisinde birleşen bozuk İttihatçıların bakiyesi, kendilerine muhalif olan ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını (TCF) kuran kadroya karşı 1925'te harekete geçti ve çok vahşî bir yöntemle onları diskalifiye etmeye çalıştı.
Önce, henüz bir yılını bile doldurmayan partilerini (TCF'yi) kapattılar. (3 Haziran 1925) Ardından, TCF mensuplarını kanlı Şeyh Said hadisesiyle irtibatlandırarak, onların şeref ve haysiyetlerini kırmaya çalıştılar.

Bu da yetmedi, Karabekir ve arkadaşlarını bir yıl sonra vukua gelen muhayyel "İzmir Sûikastı"yla irtibatlandırarak onları İstiklâl Mahkemesi mârifetiyle idam etmek istediler. Nitekim, bazıları idam edilirken, ipten dönenler ise çeşitli cezalara çarptırıldı.

Halkçılara inkılâp eden İttihatçılar, 1950'ye kadar süren çeyrek asır müddetle, herhangi bir muhalif harekete hayat hakkı dahi tanımadılar.

M. Latif SALİHOĞLU
03.06.2009
Yeniasya