İslam Birliği Neden Acildir?

İslam Dünyası'nı bir araya getiren güçlü bir birlik sağlandığında, bugün yaşanan sorunların benzerleriyle ya hiç karşılaşılmayacak ya da karşılaşılan tüm sorunlar tahmin edilenden çok daha kısa süre içinde çözüme kavuşturulacaktır.

Bugün Dünya Müslümanlarının ihtiyacı olan en önemli ve acil konu, güçlü ve aktif bir İslam Birliğinin sağlanmasıdır. Bu birlik, günümüzde yaşanan pek çok sorunu köklü olarak ortadan kaldıracaktır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından bu yana, dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslüman’ın kalbinde yaşayan bir hedef olan İslam Birliğinin gerek Müslüman ülkelerinin ekonomik refahı, huzuru ve güvenliği; gerekse dünya barışının sağlanması, yeryüzünde din ahlakının yayılarak, terör, katliam, açlık, ahlaksızlık, dejenerasyon gibi olumsuzlukların son bulması için acilen kurulması gerekmektedir.



İslam Dünyası İçin Birliğin Önemi

İslam dünyasının geleceğinin, dünya barışını ve güvenliğini doğrudan ilgilendirdiği, günümüzde pek çok düşünür tarafından ifade edilmektedir. İslam dünyası; yaklaşık 1,2 milyarlık nüfusu (Müslümanlar dünya nüfusunun yaklaşık 1/4'ünü oluşturmaktadır), sahip olduğu yeraltı zenginlikleri, coğrafyasının stratejik önemi ile büyük bir güçtür. Kafkasya'dan Tanzanya'ya, Fas'tan Fiji'ye kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayılmış olan İslam dünyası, tarihin büyük medeniyetlerinin doğup geliştiği bir havzada yer almaktadır. Bölgenin sahip olduğu jeopolitik, jeokültürel ve jeoekonomik özellikler, bu coğrafyayı bugün de uluslararası ilişkilerin ve dünya siyasetinin önemli bir yerine yerleştirmiştir.

Dünya ticaret yollarının önemli kesişme ve geçit bölgelerinin bu coğrafya içinde yer alıyor olması da önemli unsurlardandır. Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan, Akdeniz'i ve Basra Körfezi'ni Hint Okyanusu'na bağlayan boğaz ve kanalların ve Hint Okyanusu'ndaki ana geçit noktalarının Müslümanların kontrolünde olduğu düşünüldüğünde, İslam dünyasının küresel dengeler açısından taşıdığı önem daha iyi anlaşılacaktır. Buna bir de petrol, doğal gaz gibi stratejik yeraltı kaynakları açısından dünyanın en zengin topraklarının İslam coğrafyasında bulunduğu gerçeği eklendiğinde, tablo daha da netleşmektedir. Bu özelliklerin hepsi İslam dünyası için birer stratejik imkandır ve bu imkanların iyi değerlendirilmesi, Müslümanların dünya siyasetindeki etkinliklerinin artması anlamına gelmektedir.

Olası bir İslam Birliği, Müslümanlara tüm bu imkanlardan en fazla istifade etme olanağı tanıyacağı gibi uluslararası ortamlarda da Müslümanların söz sahibi olmalarını sağlayacaktır.

İslam Birliği Acildir Çünkü;

İslam adına birtakım hatalı hükümler vererek, terörizmi meşrulaştırmaya çalışan kişi ve örgütler engellenecektir. Bunların ortaya koydukları - ve tüm dünya Müslümanlarını zan altında bırakan - hatalı dini yorumların geçersiz olduğu ortaya konacak, Müslüman kitlelerin bu konuda bir kafa karışıklığına sürüklenmesi engellenecektir.

İslam ülkeleri arasındaki anlaşmazlıklar kolaylıkla çözülebilecek, gerilim ve çatışmalar hakça ve adaletli bir biçimde sonuçlandırılacaktır.

İslam dünyasının herhangi bir bölgesindeki Müslüman bir ülke ile Müslüman olmayan bir ülke arasındaki gerilimler çok daha etkin bir biçimde çözülecektir. İslam Dünyası’nın bu gerilimlerde ortak hareket etmesi, Müslümanlara karşı saldırgan politikalar izleyen güçleri caydıracak, böylece yalnızca "Rabbimiz Allah'tır" (Hac Suresi, 49) dedikleri için zulme maruz kalan mazlum Müslümanlara yardım eli uzatılmış olacaktır.

Müslüman ülkeler arasındaki işbirliği ve dayanışma artacağı için, İslam dünyasındaki fakirlik, açlık, cehalet gibi sorunlar da ivedilikle çözülecektir. Bugün İslam Dünyası’nın bazı köşelerinde Müslümanlar açlık çekmekte, bazı Müslüman ülkeler ise çok yüksek bir refah seviyesinde yaşamaktadır. Zengin Müslümanların imkanlarını yoksul kardeşleriyle paylaşmaları ve bu yolla etkili kalkındırma politikalarının izlenmesiyle çok büyük bir sosyal adalet sağlanacaktır.

İslam Birliği, bugün dünyanın dört bir yanında devam etmekte olan İslam karşıtı propagandanın veya İslam hakkındaki yanlış anlamaların da önüne geçecek, dünya insanlarına gerçek İslam'ın faziletlerini ve yüksek ahlakını tanıtacak, böylece pek çok insanın daha kalbinin İslam'a ısınmasına ve hidayet bulmasına vesile olabilecektir.

İslam Birliği, Müslüman ülkelerin; Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Rusya, Uzakdoğu ülkeleri gibi global güçlerle ve NATO, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütlerle olan diyaloğunu geliştirecek, sorunlarını çözecek, bu devletler ve kuruluşlarla ekonomik ve kültürel işbirliklerini artırarak dünyaya barış ve hoşgörü yerleşmesine büyük katkı sağlayacaktır.



Dünyanın Aydınlık Geleceği Çok Yakın

Günümüzde yaşanan gelişmeler, İslam dünyasını çok büyük ve önemli değişimlerin beklediğini açıkça göstermektedir. Şu anda içinde bulunulan durum, ilk bakışta pek çok olumsuzluk içeriyor gibi görünebilir. Oysa olumsuzluk gibi görünen bu gelişmelerin her biri aslında kutlu bir dönemin habercisidir. Savaşlar, yokluklar, kıtlıklar, dünyanın farklı köşelerinde Müslümanların ezilip zulüm görmesi gibi olaylar, büyük çoğunluğu Peygamberimiz (sav) tarafından 1400 yıl öncesinden haber verilen ahir zaman alametleridir. Bu alametlerin gerçekleşiyor olması, yine Peygamber Efendimiz (sav)'in müjdelediği İslam ahlakının dünya hakimiyetinin de yakınlaştığına işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.) Dolayısıyla içinde bulunulan durum, Müslümanların ye'se ve ümitsizliğe düşmelerine değil, tam tersine şevk ve heyecanlarının artmasına aracı olmalıdır. Ayrıca iman edenler, Allah'ın rahmetinden asla ümit kesmemeleri gerektiğinin de bilinciyle hareket etmelidirler. Allah, bir Kuran ayetinde şöyle buyurmuştur:

"... ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." (Yusuf Suresi, 87)

Ayrıca Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi hazretleri de İslam dünyasının aydınlık geleceğini, 1911 senesinde Şam'daki Cami-i Emevi'de verdiği ünlü hutbesinde şu sözleriyle bildirmiştir:

"Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâm’dır."(Hutbe-i Şamiye, s. 90)

Bediüzzaman'ın bunu söylediği devirde, büyük Osmanlı İmparatorluğu yıkılmak üzereydi. Yıkıldığında, içinden onlarca farklı devlet çıktı ve bunların büyük bölümü Batılı güçlerin sömürgeleri haline geldiler. Osmanlı yönetimi altında asırlarca huzur ve barış bulmuş olan Ortadoğu, Siyonizm’in bölgeye girmesiyle tam bir kaos ve çatışma diyarı haline geldi. Aralarında hiçbir zaman anlaşamayan ve giderek farklı siyasi kamplara ayrılan İslam ülkeleri, bu durumun acı sonuçlarını 20. yüzyılda yaşadılar. Kısacası Bediüzzaman, Müslümanların siyasi, ekonomik ve kültürel sorunlarının birlik yokluğundan kaynaklandığını görmüş ve gelişen olaylar da onu doğrulamıştı. Ancak Bediüzzaman, Müslümanların içine düştükleri durumun bir "fetret devri" olduğunu ve yakında biteceğini de belirtmekteydi. İmanın ona kazandırdığı basiretle, tüm Müslümanlara müjde vermişti:

"Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılabatı içinde en yüksek gür seda, İslam’ın sedası olacaktır..." (Sunuhat, Yeni Asya Yayınları Mart 1996, s. 62)

Tüm Müslümanları müjdelemek isteriz ki, Üstad'ın haber verdiği o istikbal artık çok yaklaşmıştır. Bugün hem İslam dünyasının "en gür sedası" olma yolundadır; hem de onun en büyük vazife olarak gösterdiği "ittihad-ı İslam", yani İslam Birliği, yaklaşmaktadır. Kuran ayetlerinde ve Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde yer alan bilgiler, önümüzdeki dönemin, Allah'ın izniyle, dünya Müslümanları için çok aydınlık olacağını müjdelemektedir. İslam Birliği'nin kurulmasıyla bu müjdeli dönemin başlangıcı hızlanacak; yalnızca Müslümanların değil, tüm toplumların bolluk ve refah içinde yaşayacakları yepyeni bir dönem başlayacaktır. Bu aydınlık geleceğin bir an önce tesis edilmesi için, İslam ahlakının özünde olan ittifakın, birlik ve kardeşlik ruhunun pekiştirilmesi son derece önemlidir. Kuran ahlakının gereği olan dayanışma ve kardeşlik için yapılması gereken, Yüce Rabbimizin bizlere bildirdiği "Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. (Al-i İmran Suresi, 103) emrini hiçbir zaman unutmamak ve bu birlikteliğin önündeki suni engellleri kaldırarak bir an önce güçlü ve aktif bir İslam Birliği kurma faaliyetlerine başlamaktır.