Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emre Günbey, horlamanın, bazen boşanmalara kadar giden sosyal sorunlara yol açabilen bir sağlık problemi olduğunu söyledi.Horlama konusunda önemli açıklamalar yapan Yrd. Doç. Dr. Emre Günbey, çok masum gibi görülebilen horlamanın çok ciddi, hayatı tehdit edebilecek sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini vurguladı. Horlamanın genellikle horlayanlardan çok insanların eşleri veya uyku partnerlerini rahatsız ettiğini dile getiren Yrd. Doç. Dr. Emre Günbey, "Horlama, bazen boşanmaya kadar giden sosyal sorunlara yol açabilen bir sağlık problemi. İnsanlar çoğu defa tek başlarına uyuduklarında farkında olmadıkları bu problemle öğrenci yurdu, askerlik, seyahatler gibi durumlarda başkalarıyla aynı odayı paylaşmak zorunda kaldıkları zaman yüzleşmek zorunda kalırlar ve çoğu zaman kendi rızaları ile değil eşleri, arkadaşları hatta bazen komşuları tarafından bize getirilirler. İnsanlar eskiden bunu daha çok inkar etme eğilimindeydi. Ancak artık kameralı cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla birçok kez eşleri kameraya çekerek nasıl horladıklarını eşlerine ve biz doktorlara izlettiriyorlar ve hem horlayan hem de bizim bir şüphemiz kalmıyor" dedi.Horlamanın burundan başlayan ve soluk borusuna kadar devam eden üst solunum yollarında meydana gelen daralmalara bağlı, soluk alma sırasında dokulardaki titreşimlerin oluşturduğu sesten meydana geldiğini hatırlatan Emre Günbey, "Horlama şikayeti ile başvuran hastada öncelikle bunun sadece sosyal problemlere yol açan bir şikayet mi yoksa ciddi bir sağlık problemi mi olduğunun belirlenmesi gerekir. Horlama ile beraber uyku sırasında nefesin 10 saniyeden fazla durduğu ve nefessizlik anlamına gelen 'apne' adı verilen hadiselerin oluşması ve kandaki oksijen seviyesinin düşmesi tıkayıcı uyku 'apne' sendromu dediğimiz hayatı tehdit eden ciddi bir hastalığa işaret eder. Birçok hasta sadece horlama sırasında çıkan sesin problem olduğunu düşünürken aslında çok daha ciddi bir problemle karşı karşıya kaldığının farkında değil. Tıkayıcı uyku apne sendromunun günümüzde tansiyon, kalp hastalıkları, depresyon başta olmak üzere birçok hastalığa hatta uykuda ani ölümlere neden olabildiği gösterilmiştir. Uyku apnesi bulunmaksızın sadece horlama olmasına basit horlama adını veriyoruz. Uyku apnesi ve basit horlamanın tedavileri birbirinden farklıdır. Bunun dışında beyinden, akciğerden veya psikolojik nedenlerden kaynaklanan farklı grup uyku bozuklukları da horlamaya eşlik edebilir. Şişmanlık, boyun çevresinin kalın olması, ilaçlar, sigara ve alkol, tiroit bozuklukları gibi birtakım hormonal nedenler, bademcik büyümesi, yumuşak damak sarkması gibi ağız içindeki problemler, çenenin geride olması ve düzensiz hayat bu duruma neden olabilmektedir" diye konuştu.Uyku apnesinin eşlik etmediği horlama tedavisine yönelik ilaç veya ameliyat tedavilerinden önce insanların hayat tarzı ve alışkanlıklarında birtakım değişiklikler yapması gerektiğini belirten Günbey, "Horlayan insanlar sportif bir yaşam biçimini seçmeli, sakinleştirici ilaçlar ve uyku getirici özelliği olan alerji ilaçları uykudan önce almamalı, uykuda sırtüstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmelidir. Bunun için pijamanın sırt kısmına bir cep dikip içine bildiğimiz yeşil renkli tenis toplarından koymak sırt üstü yatmayı engellemekte ve bu kadar basit bir şey bazen zorlu bir ameliyattan daha fazla fayda sağlayabilmektedir. Uyku saatine 3 saat kala ağır yemekler ve alkol alınmamalı, her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya, yatak odalarında televizyon, bilgisayar gibi cihazlar bulundurmamaya özen gösterilmelidir" şeklinde konuştu.HORLAYANLAR KENDİNE BU 10 SORUYU SORSUNHorlamanın bir hastalık olduğunu hastanın kabul etmesiyle, çözüme yönelik atılacak ilk adım olduğunu ifade eden Emre Günbey, "Horlamanın uyku apnesi dediğimiz hayatı tehdit eden ciddi bir hastalığın belirtisi olup olmadığının kesin teşhisi hastaların bir gece uyku laboratuvarında yatmalarını gerektiren uyku testi ile konulmaktadır. Horlayan insanlar bunun ciddi bir sağlık sorunu olup olmadığı ile ilgili fikir sahibi olmak için basitçe şu 10 soruyu kendilerine sorsunlar: Bu 10 sorudan üç veya daha fazlasına 'evet' yanıtı veriyorlarsa uyku testi yaptırmalarını öneriyorum.* Uyandığında kendini yorgun hissetme* Sabahları baş ağrısı ile uyanma* Uykuda terlemeler ve aniden nefessiz kalıp uyanmalar* Gündüz uykululuk hali* Oturduğu yerde uyuya kalma* Sık dalgınlık ve bir işe konsantre olamama* Sakarlık* Sık iş ve trafik kazaları* Güç kaybı* Obezite (kilonun boyun karesine bölünerek hesaplandığı vücut kitle indeksinin 30'un üzerinde olması), boyun çevresinin erkeklerde 43 cm'in, kadınlarda 38 cm'in üzerinde olması" açıklamasında bulundu.(İHA)

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]