‘Kadınların Ev İçi Şiddetten Korunması’ başlıklı Avrupa Birliği projesi kapsamında sosyal hizmet uzmanı, psikolog, hâkim, savcı, avukattan oluşan heyet, mart ve nisan ayında iki kez Hollanda’ya gitti.Lahey’de aile içi şiddet vakalarında uygulanan sistemi inceleyen heyet, Hollanda’da başarı sağlanan Türkiye’de ise aksayan veya eksik kalan önemli noktaları tespit etti. Heyetin raporlarına göre, Türkiye’de kurumlar arasında işbirliği ve koordinasyon sorunu yaşanıyor. Şiddete uğrayanlar başvuru sırasında çok sayıda kurumla muhatap oluyor. Karar vericiye gelinceye kadar sıkıntısını birçok makama anlatmak zorunda kalan mağdur, yaşadığı travmanın etkisinden kurtulamıyor.Türkiye’de aile içi şiddetle ilgili veri tabanı oluşturulmaması, şiddet vakalarının analizini ve doğru müdahale yöntemini bulmayı zorlaştırıyor. Ülkemizde geçen yıl 6 ay evden uzaklaştırma cezası alan erkeklerin sayısı 30 bine ulaşırken, bu uzun tedbir süresi failin öfkesini dindirmek yerine artırıyor, Aile bütünlüğü çoğu zaman bozuluyor. Hollanda’da ise amaç ceza vermek değil; tekrarı engellemek, tedavi etmek. Bu ülkede Adalet Bakanlığı, yerel yönetimler ve Sağlık Bakanlığı koordinasyon içinde çalışıyor. Hazırlanan veri tabanı, şiddetin türleri, sebepleri, yoğunluğu ve dağılımı gibi konularda bilgi edinmeyi kolaylaştırıyor.Heyette yer alan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı sosyal hizmet uzmanı Aynur Serbes, hazırladığı raporda, Hollanda’da aile içi şiddet konusunda görevli tüm birimlerin iletişim ve koordinasyon içerisinde çalıştığını kaydediyor. Serbes, koruyucu hizmetler ve müdahale sürecinde tüm birimlerin görevlerini bildiğini, ilgili birimin alanına müdahale edilmediğini ve birbirlerine gerekli aşamalarda bilgi verdiklerini vurguluyor. Serbes, şu önemli tespitte bulunuyor: “Ülkemizde şiddet konusunda doğrudan çalışmakla yükümlü öncelikle kolluk, sağlık ve eğitim kurumlarının işbirliği henüz sağlanamamıştır. Bu kurumların, şiddeti önleme ve şiddet uygulandıktan sonra müdahale etme sürecinde görev tanımlarına ihtiyaç duyulmaktadır.”Hollanda’da aile içi şiddet vakalarının her zaman polis aracılığıyla hakime yönlendirildiğini belirten Serbes, “Ülkemizde aile içi şiddet mağduru kişiler doğrudan mülki amirlere, kolluk kuvvetlerine, şiddet önleme ve izleme merkezlerine, Aile ve Sosyal Politikalar il müdürlüklerine ve adli mercilere başvuruda bulunabilmektedir. Bu durum tek kapıdan yapılmadığı için mağdura sunulacak hizmette aksamalara, gecikmelere ve mağdurun yaşadıklarını sürekli tekrar etmesine neden olmaktadır.” ifadelerini kullanıyor.Lahey’deki incelemeye katılan Ankara 4. Aile Mahkemesi Psikoloğu Filiz Güler de hakim, savcı, polis, sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve doktorların çalıştıkları kurumun dışında kalan aile içi şiddetle ilgili hizmetlerin nasıl sürdürüldüğü hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını belirtiyor. Farklı kurumlar arasında eşgüdümlü çalışmanın sağlanmasında zorluklar yaşandığını vurguluyor.ŞİDDETE TANIK OLAN ÇOCUKLARA TERAPİ UYGULANIYORHeyette yer alan sosyal çalışmacı Derya Erdoğan ve psikolog Esra Tanes’in ortak raporuna göre, Hollanda’da oluşturulan veri tabanı sistemi; şiddetin türleri, nedenleri, yoğunluğu ve dağılımı konularında bilgi edinmeyi kolaylaştırıyor. Veri toplama ve toplanan verilere göre müdahale programları geliştirmelerinde etkili oluyor. Toplanan veriler, araştırmalara da kaynaklık ediyor.Erdoğan ve Tayes’in raporuna göre, Hollanda’da şiddeti uygulayan ve mağdur olanların tedavi ve rehabilite edilmesi ön planda tutuluyor. Evden uzaklaştırma süresi 10-28 gün. Ülkemizde ise daha çok mağdurun barınma ve korunma ihtiyaçlarına yönelik hizmet veriliyor. Ancak rehabilitasyon ve tedavi edici hizmetler yeterince yer almıyor. Türkiye’deki 6 ay evden uzaklaştırma süresi gereğinden uzun. Bu durum şiddet failinin öfkesini daha da artıyor ve aile ilişkilerini zayıflatıyor. Raporlara göre, Türkiye’de aile içi şiddet olaylarında tüm aileyi kapsayan bir yaklaşım sergilenemiyor. Genelde kadın koruma altına alınırken, erkek uzun süre evden uzaklaştırılıyor. Çocuklar ise tanık oldukları şiddetin travmasını ömür boyu taşıyor. Hollanda’da ise aile bireyleri mağdur, şiddet uygulayan ve şiddete tanık olan şeklinde ayrı ayrı ele alınıyor. Öncelik aile içi şiddete uğrayan ve şiddet uygulayanın rehabilitasyonu. Çocuklar ise şiddete uğrasın veya uğramasın tanık oldukları şiddetin etkisinden kurtulmaları için terapiye alınıyor.

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]