'Patron için' çalışanın enerjisi çabuk biter!..
16 Ekim 2010 Cumartesi 07:36
Yeni bir hastalık çıktı çağımızda; stres...Depresyon ve stres sinir sisteminin feveranıdır. Onu davet de edemeyiz, onu ihraç da edemeyiz. Yalnız şu var ki, Allah çekemeyeceğimiz yükü bize yüklemez. Dert vermişse o derdi çekme gücü bizde var demektir.Bu hastalık herkeste görülebilir amma işsizlerde daha çok görülür. Mesela ben 50 yıldır evliyim; benim hanım depresyon nedir bilmez. Çünkü asla boş durmaz.
Dindarlarda bu hastalık pek görülmüyor. Çünkü tevekkül ve Allah'a güven, bunalımı yeniyor. Allah için çalışan insanın şevk ve gayreti artar. Patron için çalışan insanın enerjisi ise çabuk biter. Burada asıl mesele şu: Kim için çalışıyoruz?
Bir İngiliz, Almanlara esir düşüyor. Almanlar, esir kampında İngilizleri çalıştırıyor. Çalışma şekli şöyle: Varillere su doldurmak.
Bir esir şöyle diyor: "Kampta çalışmak bana zor gelmiyordu. Fakat baktım ki su doldurduğum varilin dibi yok, döktüğüm su akıp gidiyor. Bin varili doldurmaya razıydım. Boşuna çalışmak beni yıktı!"
Çalışmakta gaye varsa, o insana zevk verir. Gaye yoksa insanı berbat eder. Mesela ben patron için çalışan bir adam olsaydım işe gitmezdim. Yaşlanmışım, yorgunum, niye işe gideyim? Hafta içi bir konferans verdim. Bir buçuk saat konuşmuşum. Para için olsa gitmezdim. Konferanstan çıktım eve geldim, yazı yazdım... Kızım dedi ki: "Baba yorulmadın mı?" Allah rızası için çalışıyorum. Bu da bana şevk veriyor. Çalıştıkça rahatlarım. Akşam yatarım, "ah bir sabah olsa" derim... Gecenin bir yarısı uyanıyorum, hanım diyor ki: "Yat yat, saat daha üç."
"Ya hanım yatamıyorum." diyorum, sabah olsa da işe gitsem...
Doktor bana dedi ki: "Hastasın, yaşlısın, evde dinlen!" Ben reddettim o hayatı. Doktora dedim ki, "Doktor bey benim içim yanıyor!.."
Mesela rahatlamak için yoga yapanlar var. Müslüman'ın ibadetleri yogaya gerek bırakmaz. İş hayatı, eş hayatı, çevre insana menfi veya müspet yönde tesir eder. Mesela namaz, depresyonu ya azaltır yahut siler atar. "Allah'ım, bütün büyüklükleri yaratan Sensin, Sana teslim oldum, başımı toprağa kadar eğdim. Ben senin acz-i mutlak fakrı mutlak sırrına ermiş bir kulunum." deyip secdeye gitmek ruhu memnun etmektir. Dış dünyada cereyan eden olaylar artık o şahsı kolay kolay huzursuz edemez. Bediüzzaman buyurmuş ki: "Sultan-ı Kâinat birdir. Her şeyin anahtarı O'nun yanında, her şeyin dizgini O'nun elindedir. Her şey O'nun emriyle hâlledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."
Bu meselelerden uzak olmasına rağmen Cahit Sıtkı diyor ki,
Bütün sevgileri attım içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben
El verir ki bir gün bana derinden
Ta derinden bir gün bana gel desin...
Böyle bir insanın yogaya ne ihtiyacı olabilir?
İnsanın istekleri ne kadar çoksa derdi de o kadar çok olur. İstekler bitti mi dert de biter. Demişler ki, bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Ben de diyorum ki, bana derdini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
Hekimoğlu İsmail