Erdoğan Esenkal
Kalite, öncelikle insanın düşüncesinde oluşması, belirginleşmesi ve olgunlaşması gereken bir kavramdır. Birey, eğitim, gözlem ve araştırma yolu ile bilgisini artırarak belirli bir kalite bilincine ulaşır. Kalite bilgisi, kişinin davranışlarına yansımazsa, tutum ve tavırlarında kalite sergileyemezse, o bilginin kendisine bir faydası olmaz. Önemli olan bilgiyi kullanabilmek, değerlendirebilmektir.
Bazen, bilgiyi davranışlara dönüştürmekte yeterli değildir. Kişi, davranış tarzını özümsemiş, benimsemiş, kişiliği ile bütünleştirmiş olmalıdır.
Davranışlarda dürüstlük, samimiyet, olgunluk ve erdem, kalitenin sürekliliği için şarttır. Yapaylık, muhatapları üzerinde ters tepki yapar ve kişi hakkında negatif bir imaj oluşturur. Zaten yapaylık varsa, kaliteden de söz edilemez.
Kalite, bir hayat felsefesidir, bir yaşam tarzıdır. İnsanlardaki kalite bilinci ve davranışı, doğuştan kazanılan genetik bir olgu değildir. Hayatın içinde şekillenir, zenginleşir ve gelişir. Doğuştan varolan, istidat, karakter ve kişisel özelliklerden kaynaklanmaz. İnsanın, isteği, kabiliyeti, gayreti ve çabası ile öğrenilip, uygulanabilir. Hiçbir insan doğuştan ahlaksız, erdemsiz, kötü ve kalitesiz olamaz.
İyilik-kötülük, kalite-kalitesizlik, güzel ahlak-kötü ahlak, zaman içerisinde insandaki niyet, düşünce, arayış, talep ve yöneliş ile şekillenir. Maddi güç, zenginlik, rütbe, makam ve tahsilde, kaliteli insan olmayı garanti etmez. Çevremizde nice bu imkanlara ulaşmış, ancak kaliteli davranışlardan yoksun insanlarla karşılaşırız.
Eğer insan cidden, büyük bir niyet ve arzu ile meyleder, gayret gösterirse; hiçbir şart, olumsuzluk, çevre ve pozisyon, onun kaliteli, saygın bir kişilik kazanmasına, mutlu ve seviyeli bir hayat sürmesine engel olamaz.
Kalite, bir yaşam tarzı olduğu için, ortamdan ortama değişim göstermez. Kaliteyi kendisine hayat felsefesi olarak benimsemiş ve özümsemiş kişi, bu davranış tarzını; şahsında, ailesinde, mahallesinde, iş yerinde, sokakta, toplum içerisinde sergilemeye devam eder.
Kaliteli ürün ve hizmet, ancak ve ancak kaliteli, bilgili, vicdan sahibi ve kalbi sevgi dolu insanlarla üretilebilir. Bu bakımdandır ki, biz işveren ve yöneticiler, kâr, teknoloji, kapital, finans, fon, bina, arsa, kredi vb. gibi imkan ve kaynaklardan önce; çalışanımıza, ekibimize, insanımıza önem vermeli, özen göstermeliyiz.
Her şeyden önce insanımızın değerini bilmeli, takdir etmeyi öğrenmeli, onu maddi – özellikle ve öncelikle de – manevi bakımdan tatmin edebilmeliyiz.