Elif ile Şerif amcalarının bahçesinde elma topluyorlardı.
Elif :

-“Sapları ne kadar ince değil mi?”
-“Evet” dedi Şerif. “Adeta kibrit çöpü gibi !”
Elmalar kıpkırmızı misket elmasıydı. Amasya elması diye bilinen elma.
Dallar tartmıyordu. Kırılmasın diye Necmettin amca altlarına ağaçlar dayamıştı.

Kış boyu kupkuru yapraksız çiçeksiz meyvesiz olan elma ağaçları yeşil bayramlık elbiseleriyle adeta bizlere dalları olan yüzlerce elleriyle kırmızı elmalar sunuyorlardı.
Elif devam etti:
-“ Şerif, sana bir sorum var .”
-“Sor abla cevap veremezsem yardım edersin…”

-“Bir kapı eşiği altında boşluk var. Mutfaktan oturduğumuz odaya kapı eşiğinden iki elma yuvarlanarak geldi. Birisinin sapı bir ipe bağlanmış ipin diğer ucu ise görünmüyor. Diğer elmanın sapında ip falan yok, yani ipsiz! Sence acaba hangi elma bize birisi tarafından gönderildiğini gösteriyor ?”

Şerif biraz düşündü.
-“Buldum buldum” dedi. “Elbette sapına ip takılan elma.Çünkü birisi sapına ip bağlamış ve bizlere göndermiş değil mi !”
-“Evet Şerif ”dedi ablası. “İşte elmaların o incecik sapları da adeta birer kısa ip gibi biri elmaları ipe takmış dala bağlamış bize gönderiyor.Dallar da adeta az kalın ipler…”

Rezzak –Rızık veren- Allah bizlere gönderiyor o güzelim elmaları…tüm meyveleri tüm nimetleri…”