Sayfa 1/2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Sohbet-i Canan Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendinin dilimize kazandırdığı bir terkiptir. Aşağıda ki yazılarda görüleceği üzere, içinde büyük anlamları ihtiva eden çekirdek bir kavram…

    Sohbet-i Canan, üzerine bir fiili dua olan tefekkür suyu döktükçe, yüksek mana meyvelerine bizlere ikram eden harika bir terkip…

    Aşağıda bu tefekkür duasının kabulü olan mülahazaları bulacaksınız.

    Konunun girişinde Hocaefendinin bir-iki sohbet tarifini vermek istiyoruz.

    Prizma' daki tarifine göre sohbet bir manada, “Duygu ve düşüncelerini karşılıklı müzâkere ederek bu duygu ve düşüncelerde derinleşmeyi hedef alan insanların kurdukları arkadaşlıktır.”

    Kalbin Zümrüt Tepeleri 'nde sohbet, “Cenab-ı Hakk'a yönlendiren yararlı konuşmalarda bulunma, söz ve düşünce ile başkalarının ufkunu açma, bir insanın kendisine karşı duyulan hüsn-ü zannı, gönülleri sonsuza yönlendirmede bir kredi gibi kullanma ve hep hayırhahlık mülâhazasıyla oturup-kalkmadır.” şeklinde tanımlanmıştır.

    Emin Erdogan

    Benzer Konular
    Sonsuz Nur ile Sohbet-i Cânan
    Sonsuz Nur ile Sohbet-i Cânan Soru: 1) "Sohbet-i Cânan" sözü aramızda maruf hale geldi; fakat, bu tabir -daha ziyade- her fırsatta Zât-ı Ulûhiyet'ten bahsetme ve bu sayede O'nun marifet ve muhabbetinde derinleşme şeklinde anlaşıldı. Zât-
    Fatiha Üzerine Mülâhazalar
    Fatiha Üzerine Mülâhazalar Kur'ân'a Fâtiha ile başlanır. Namaza Fâtiha ile girilir. Her hayırlı iş bu pırlanta anahtarla açılır ve açılan kapılar arkasındaki karanlıklar da bu ışık kaynağı ile aydınlanır. Bu itibarla ona her şeyin başı ve esası
    M.Fethullah Gülen - Sohbet-i Cânan
    M.Fethullah Gülen - Sohbet-i Cânan 84419/ "Sohbet-i Cânan" sözü aramızda maruf hale geldi; fakat, bu tabir -daha ziyade- her fırsatta Zât-ı Ulûhiyet'ten bahsetme ve bu sayede O'nun marifet ve muhabbetinde derinleşme şeklinde anlaşıldı. Zât-
    Bir kur’an meali üzerine mülahazalar
    Bir kur’an meali üzerine mülahazalar Kur’an... Allah Kelamı... İlahi nur... İnsanlığın güneşten daha fazla muhtaç olduğu ezeli nur...
    Aile üzerine Prof.Dr. İbrahim Canan ile bir Röportaj :
    Aile üzerine Prof.Dr. İbrahim Canan ile bir Röportaj : Hocam izin verirseniz, günümüz aile meselelerine, bir eş ve aile reisi olarak Peygamberimizin (asm) örnekliği çerçevesinde yaklaşalım is
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Cevap: Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Bütün mevcudat lisani haliyle “Sohbet-i Canan” yapar.

    Kısaca Sohbet-i Canan’ın tanımını yapmak gerekirse, “Sevgili hakkında konuşmak” demektir.

    Biraz daha açarsak, her sözü sevgiliye getirmektir. Mecnuna demişler ki; “Gel seninle sohbet edelim..” Başlamışlar söze; güllerden, çiçeklerden dem vurmuşlar; Mecnun hayret içinde kalmış, “Bunlara ne oluyor ki, Leyla varken başka şeyden bahsediyorlar.”

    Aslında şu yaşadığımız dünyada insan hariç bütün mahlûkat Mecnun olmuş, Leylasından/Allah’tan bahsediyor.

    Şu ayete kulak verelim.

    (İSRÂ suresi 44. ayet) (Resmi:17/İniş:50/Alfabetik:46)
    تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدَهِ وَلَـكِن لاَّ تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا
    “Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halimdir, çok bağışlayandır İSRA 17/44. ”

    Aslında bu ayet şu hadisi de anlamamızı kolaylaştırıyor.

    'İki kelime vardır. Söylemesi çok kolaydır. Terâzîde çok ağır gelirler. Allahü teâlâ, bu iki kelimeyi çok sever. "Sübhânallahi ve bi-hamdihi sübhânallahil-azîm"


    “Sübhânallahi ve bi-hamdihi” ifadesi “öygü ile tesbih” anlamına geliyor.

    Böyle olunca bu sözü söyleyen bütün bir kainatın söylediği sözü söylüyor ve söylediği sözde kainat ağırlığınca terazide ağır basıyor.

    Kısaca kainatın gündemi Sohbet-i Canan. Onların övgüyle tesbihi, onların dilinde sevgili üzerine konuşmaktır.
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Cevap: Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Sohbet-i Canan Kainatın Gündemidir

    Hani derler yani “gündemi takip ediyorum”. Aslında hiçbir gün, hiçbir an kâinattaki mevcudatın gündeminden düşmeyen bir şey var o da “Allah” yani Canan/Sevgili.

    Sohbet-i Canan, sözü Allah’a getirip, kâinatın gündemini yani gerçek gündemi yakalamaktır.

    Buradan baktığımızda, dünyamızda her gün değişen gündemler var, bir de hiç değişmeyen gündem var.

    Sonuç olarak denebilir ki: Sohbet-i Canan Kuran eşliğinde kainat kitabının okunup, tefsir edildiği, Canan/Allah cc hakkında marifet ve muhabbetin ziyadeleştiği sohbetlerdir.

    Sohbet-i Canan terkibindeki kelimelerin kök anlamları üzerine birkaç tahlil

    Önce sohbet kelimesine bakalım. Sohbet Arapça S-H-B kökünden gelir. Birine yakınlık duyup, onunla beraber olmak, samimi olup arkadaşlık ve dostluk kurmak anlamına gelir.

    Bu anlamı biraz açarsak şunları deriz.

    Türkçemizde “kalemin sahibi benim, ben iki çocuk sahibiyim” derken aynı kökten türeyen kelimeleri kullanırız.

    Allah Resulü Hz. Muhammed’i (sas) dünya gözüyle görenlere de yine bu kökten gelen Sahabe kelimesi (çoğulu Ashab) isim oluyor. Arkadaş anlamına gelir.

    Bu bilgiden sonra “sohbet” kelimesi için genel bir değerlendirme yapabiliriz.

    Sohbet: sonucu, arkadaşlık, dostluk, bağlılık ve sahiplenmeye vesile olan ilişkilerin bütünüdür.

    Mesela üç çocuk sahibiyim dendiğinde, çocuklarıma bağlıyım. Bu evin sahibi benim dendiğinde ona sahip olmak için bedel ödedim. Bu işyerinin sahibiyim dendiğinde bu, burası için emek harcadım…

    Bu anlamlardan yola çıkarsak, sohbet meclisleri insanların birbirlerin bağlanmasına vesile olan ortamlardır. Bu ortamlarda bağlandığımız kişilere arkadaş diyoruz.

    Sahabe efendilerimiz, peygamber efendimizin (sas) sohbet arkadaşlarıydı ve bu sohbetler sonucu bağlılık o kadar kuvvetliydi ki, Ashab-ı Kiram “fedake ebi ve ümmi” (anam-babam sana feda olsun) diyecek kadar seviyorlardı.

    Kısaca sohbet: insanlar arası tanışmaların olduğu, bu tanışmaların kaynaşmaya dönüştüğü bu kaynaşmalar sonucunda kuvvetli arkadaşlık bağlarının kurulmasıdır.

    Sohbeti böyle tanımladıktan sonra “canan” kelimesine bakalım.

    Bu kelimenin kökü Arapca “c-n-n” kökünden gelir. Varlığı bilinen ama gözle görülmeyen şeylere denir. Çok sık ağaçlardan dolayı yukarıdan bakıldığında zemini görünmeyen yere cennet, ana rahmindeki bebeğe cenin, gözle görülmeyen akıldan yoksun kişiye mecnun, görünmeyen manevi varlıklara da cin denmiş.

    Can ve canan da bu kökten geliyorlar. Can malum içimizde ama görünmüyor.

    Canan sevgili demek, sevgi görünmediği için, sevginin muhatabına canan denmiş.

    Canan candan daha çok sevilir, canan için can feda edilir.

    Halk arasında “önce can sonra canan” denmesi de cananın korunması için canın canlı kalması gerektiğinden.

    Bu tespitlerden sonra canan; uğrunda can verilecek kadar sevilendir.

    Bu genel değerlendirmelerden sonra Sohbet-i Canan için aşağıdaki tanımları yapabiliriz.

    Sohbet-i Canan: Sevgili (canan) hakkında konuşma.
    Sohbet-i Canan: Sevgiliye (canana) bağlılığın gereği olarak bir araya gelinen ortamlar.
    Sohbet-i Canan: Bana hayatı, ömrü, vakti veren sevgili için en değerli zamanı ayırıp Onun hakkında konuşma ortamı.

    Bu tanımlardan sonra diyebiliriz ki, Sohbet-i Canan Sevgili ile konuşmak, sevgili hakkında konuşmak için bir araya gelme anlarının genel adıdır.

    Dua bu konuşmanın özel olanı, sohbet ise genel olanıdır.
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Cevap: Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Sohbet-i Canan için bir araya gelmek insan olmanın gereğidir

    Eğer bir insan Allah tarafından yaratıldığına, sahip olduğu şeyleri, Allah’ın kendine verdiği imkânlarla (akıl, ruh, nefes, kalp vs.) elde ettiğine inanıyorsa, bu insan için sohbet-i canan bir zarurettir. Akıl, mantık, kalp, vicdan, ahlak, insanlık bunu gerektirir.

    Neden?

    İnsanın sevdikleri, Allah’ın ona verdikleridir. Eğer bir insan, sağlığı, çocuğu, işi, okulu, eşi, evi kısaca hayatın geneli üzerine çeşitli vesilelerle konuşuyorsa, bunları konuşmak için sohbet vakitleri buluyorsa, bütün bu sevdiklerini kendine veren Sevgili/Canan (Allah) hakkında sohbet etmemesi düşünülebilir mi?

    Verdikleri hakkında uzun uzun sohbet edeceksin, maç sohbeti olacak, geyik sohbeti olacak, çay sohbeti olacak iş sohbeti olacak, ama bütün bu sohbetlerin yapıldığı ev olan dünyayı yaratan Allah hakkında sohbet olmayacak!

    Böyle bir şeyi hangi sevgili kabul eder.

    Allah’ı çok sevdiğini söyleyeceksin, ondan daha az sevdiklerin hakkında sohbet etmeye vakit bulacaksın, ama Onu tanıma ve tanıtma sohbetlerine vakit bulamayacaksın.

    Bu neye benzer biliyor musunuz?

    Bir işçinize her ay tıkır tıkır maaş vereceksiniz, o işçiniz iş yerinde iş için konuşmaya zaman bulamayacak, onun dışında şeyler konuşacak…

    Şöyle bir işçiye ne dersiniz? Hala maaşını vermeye devam eder misiniz?

    Bir nefes kaç maaş eder?

    Ya bir ayda alınan toplam 69120 adet nefes ne kadar maaş eder?

    Şimdi 5000 lira maaş alan bir insanın işine vakit ayıracak, iş yerine gelen müşterilere vakit ayıracak, ama bu insan kendisine 500000 milyar maaş veren, üstelik peşin veren, üstelik verdiğinden daha çoğunu ebedi olarak vermeyi vaad eden Rabbine karşı vakit ayırmayacak?

    Bu duruma kendini Müslüman olarak tanımlayan, hangi akıl, hangi vicdan, hangi izan izin verebilir?

    Allah’ı her şeyden fazla sevdiğini söyleyenin, sevgilisinin tanıtıldığı, sevgiliye ait özelliklerden bahsedildiği bir sohbete gitmemesi nasıl izah edilir?

    Elini vicdanına koyan, vahyin sesine kulak veren her Müslüman Ya Allah’ı (sevgiliyi/cananı) tanıtmak için sohbet organize eder, ya da tanımak için sohbete gider.
    Yazar : Risale Forum

  5. #5
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Cevap: Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Sohbet-i canan elektirik üreten barajdır

    Sohbet-i Canan; bir Müslüman’ın, Müslüman olmanın gereği olarak, çevresindeki hadiselere karşı, “ben ne yapabilirim” sorusuna bulduğu cevaptır.

    Bu cevabı biraz açalım. Her insan, insan olmanın gereği olarak şu soruyu sormalı değil mi? “Ben insanlara nasıl faydalı olabilirim?”

    Aslında bu cevap bütün kainatın fıtraten sorduğu ve cevabını uygulamalı olarak verdiği bir cevap…

    Kainatı kitabını konuşturursak adeta; arı sormuş, ben insanlara nasıl faydalı olabilirim, cevabını da bal yaparak veriyor

    Güneş, inek, ipek böceği, elma ağacı hep bu soruların cevabını veriyorlar.

    Etrafımızdaki her şey fayda veriyor. Ve dikkat edin, hiç biri bencil değil, en faydalı şeyinden kendi faydalanmayı düşünmeden bizlere veriyor.

    Bütün bu vermelerin merkezinde alıcı olan insana bu vermelerle verilen bir ders var: Ders şu “Ey insan bütün mevcudat sana hizmet ediyor, sende insanlığa hizmet et! Verdiğimiz her şeyi, iyiliğe dönüştürüp insanlığa veresin diye sana veriyoruz.”

    Sohbet-i Canan meclisleri damlaların bir araya geldiği mini barajlardır.

    Her fert bir yağmur damlası gibidir. Kâinat kitabı bütün heyetiyle insana ders verdiği gibi, yağmur damlaları da insana ders verir.

    İsterseniz, cansızlar damlaları konuşturalım.

    Bir damla, insanlığı fayda vermek istiyor. Elektrik olup insanlığı aydınlatmak istiyor. Ama tek başına bunu yapamıyor. Diğer damlalarla bir araya geliyor. Birikinti olup birikiyorlar, nehir denen taksiye binip, baraj denen yere (sohbete) gidiyorlar.

    Orada kendileri gibi damlalarla bir araya gelip, tek başlarına yapamayacakları birçok işi yapıyorlar.

    Evlere gidip aydınlatıyorlar. İnsanın en temel ihtiyacı olan suyu onun ayağına götürüyorlar, yine insanlığın temiz kalması sağlıyorlar. Toprağa hayat verip, toprağın insana hizmet sunmasında çok önemli bir rol oynuyorlar.

    Böylece tek başına kalsa buhar olacak olan damla, diğer damlarla bir araya gelip organize olduğunda, intisap sırrıyla, tek başına yapamayacağı birçok şeyi yapar.

    Böylece damla, insana ders veriyor. Kendini küçük görme, kendin gibi küçüklerle bir araya geldiğinde büyük işler yaparsın dersini veriyorlar.

    Bu dersi alan insan, damlaların (fertlerin) bir araya geldiği sohbetlerin dünyayı aydınlatacak ışıklara kaynak olduğu görüyor.

    Bu durumda sohbete katılmak, baraja katılmak, sohbet katılmamakta damla olup buharlaşmayı beklemek değil mi?
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Cevap: Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Sohbet-i Canan aktif iyilerin iyilik ürettikleri fabrikalardır…

    Bir misal verelim. İçinde sizin ve en sevdiğimiz insanların olduğu evi yakan bir adam, yaktıktan sonra kaçıyor. Yakana aktif kötü diyoruz. Bir de yanan evi seyreden binlerce insan var. Yangın devam ederken, onlar kendi aralarında onlarca çözüm üretiyorlar. Fakat seyretmeye devam ediyorlar.

    Bu arada yangın hala devam ediyor siz yanan evin içindesiniz, şimdi soralım: seyreden pasif iyiler mi daha kötü, yakıp kaçan aktif iyi mi daha kötü?

    …?

    Bu sorunun cevabını içeride yanmak üzere olan bir insandan aldığımızda, vereceği cevap pasif iyiler aktif kötüden daha kötüdür.

    Kötü yapmak kadar, kötüye seyretmek de kötü değil midir? Kötüyü seyretmek, yeni yapılacak kötülüklere davetiye değil midir?

    Sohbet taraf olmaktır. Sohbet karınca kadar sermayesi olsa da aktif iyilerin yanında taraf olmaktır.

    Hani herkes bilir, Nemrut’un Hz. İbrahim’i ateşe atması karşısında, karınca en geniş kabı olan ağzına suyu almış ve ateşin üzerine gitmiş, demişler ki ateşi söndüremezsin, demiş ki, tarafım belli olsun.

    Yani nasıl olsa söndüremem diyerek pasif iyi olmak yerine, ne yapabilirim der ve elinden gelenleri yaparak aktif iyi olur.

    Etrafımıza bakalım bütün yeşil bitkiler aktif iyi, havadan karbondioksiti/zehirli gazı alıp, havaya oksijen veriyorlar. Bunu yaparken de, iyilere kötü havada kötülüğü kurutup iyiliği yayma dersi veriyorlar.

    Kısaca Sohbet-i Canan aktif iyilerin iyilik üretmek için kurdukları fabrikadır. Oraya ham giren mamul çıkar, mamul giren kâmil çıkar.

    Sohbet-i Canan ben merkezli değil, “BİZ” ve “O” merkezli yaşamayı tercih edenlerin meclisidir

    Bütün çekirdekleri kendileri için yaşarken, en değerli şeylerini başkaları ile paylaşırlar.

    Bencil insanlar vardır, ama bencil inek, bencil arı, bencil tavuk, bencil elma ağacı yoktur.

    Bu ve benzeri vericilere/aktif iyilere baktığımızda, vermek için büyürler. Vermek için vardırlar. Büyük olma şartının en değerli şeylerini vermekten geçtiğini öğretirler.

    Sütünü içen inek, balını yiyen arı, yumurtasını omlet yapan tavuk, elmasını yiyen ağaç yoktur…

    Kainat kitabının harf, kelime ve cümleleri insana şu dersi verir.

    “Büyümek istiyorsan, paylaşacaksın, büyümek istiyorsan kendin gibi olanlarla bir araya gelecek, en değerli şeylerini insanlığın hizmetine sunacaksın.”

    Sohbet-i Canan meclisleri “biz” insanlık için nasıl bal üretiriz, nasıl süt veririz, nasıl meyve yetiştiririz” diyen insanların meclisidir.

    Sohbet-i Canan Meclisi “Biz nasıl yapsak O’nu razı ederiz” sorusuna cevap aranan yerlerdir.
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Cevap: Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Sohbet-i Canan bir fiili duadır

    Şu temennileri duyarız, “Yâ Müslümanlar bir araya gelse, Alem-i İslam’ın dertlerini konuşsalar, eksikleri varsa onlar üzerine kafa yorsalar, hatta ellerinden de bir şeyler geliyorsa onu yapsalar”

    İşte Sohbet-i Canan bu temennilerin hayata geçtiği ortamların adıdır.

    Ortamın ortak “hal dili” şudur, “Ya Rabbi başka değil senin rızan için biraya geldik. Sen bize canı veren canansın, ne olur seni tanımayı, seni tanıtmayı bizlere nasip eyle, huzuruna geldiğimizde, ne kadar eksiğimiz varsa, onları burada görmeyi, telafi etmeyi, huzuruna razı olacağın bir keyfiyette gelmeyi bizlere nasip eyle”

    Bu fili dua etrafında bir araya gelen insanlar hem kendileri değerleniyor, hem de kendi değerleri ile insanlığı değerli hale getiriyorlar.
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Cevap: Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Sohbet ve Hizmet / Alma ve Verme / Dolma ve Boşalma

    Hocaefendi Kalbin Zümrüt Tepelerinde tasavvuf ehlini konuşturduğu bir yerde şöyle diyor: “hakikate ulaştıran iki önemli yol vardır; bunlar­dan biri sohbet, diğeri de hizmettir.” Sohbet ve hizmet biri diğerinden ayrılmaz, biri olmadan diğeri olmaz bütüne ait iki parçadır.

    Sohbet dolma, hizmet boşalmadır. Sohbet Alma, hizmet vermedir.

    Kainat kitabına baktığımızda her şeyin bir şey (fayda) verdiğini görüyoruz.

    Yine birçok şeye baktığımızda, fayda verecek şeylerin fayda vermeden önce, fayda verecek olgunluğa gelmeleri gerekiyor. Çekirdek elmayı toprağa düştüğü gün, inek sütü doğduğu gün vermiyor. Bir gelişme ve olgunlaşma sürecinden geçmesi gerekiyor.

    Bir doktor da öyle, bir öğretmen de öyle, bunlar insanlara fayda vermeden önce, adeta sohbete gidercesine bu işin okuluna gidiyorlar.

    Bu yönüyle baktığımızda sohbet-i canan meclisleri: insanlığa hizmet vermek isteyen insanların olması, pişmesi, ham yanların törpülenmesi, kendini geliştirmesi, alıcı olmanın yanında verici olabilecek hale geldiği yerler oluyor.

    Sohbet Canan bilmenin hakkını veren insanların meclisidir

    Bir şeyin getireceği faydayı ve zararı bilen bir insanın bilmeyenlerden bir farkı olmalı.

    Bazen sohbet-i canan meclisine davet edilen insanlardan şu ifadeleri duyarız. “Ben oraya çok gittim, orada anlatılanları biliyorum vs.”

    Bunu diyen insanlara sormak lazım, siz mutfağınızda yangın olduğunu bilseniz, bu bilgiye rağmen salonda hala çay içebilir misiniz?

    Sevdiklerinizin başına gelecek zararları önceden bildiğiniz halde, onları uyarmadaki zahmetten dolayı bu uyarı işine boş ver diyebilir misiniz?

    Akıl, izan ve vicdan sahibi hiçbir “bilen” insan bunlara karşı duyarsız kalamaz.

    İmanda zayıflığın, ahlaksızlığın, toplumsal dejenerasyonun bir insana dünyada ve ahirette vereceği zararları bilen bir insanın bu duruma kayıtsız kalması düşünülemez.
    Yazar : Risale Forum

  9. #9
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Cevap: Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Sohbet-i Canan hakkında Kuran’da ayet var mı?

    Sohbet-i Canana Sevgili hakkında sevgiyi, bağlılığı arttırmak, sevgiliyi tanımak ve tanıtmak için yapılan sohbetler anlamını verdiğimizde, Kuran ayetlerinin tamamı sevgili/canan hakkındadır.

    Kuran baştan başa sohbet konusudur. Kuran bütün sohbetlerin müfredatıdır. Her sure birkaç sohbet konusu olacak kadar geniş manaları ihtiva eder.

    Biraz daha dar daireden meseleye bakarsak, Kuranda içinde “Allah’ı zikredin” anlamında her ayeti, birer zikir (Allah’ı anma, esmasını anlama, hatırlama, hatırlatma) meclisi olan sohbetlere hamledebiliriz.

    Konuyu kapalı bırakmamak için bir iki ayetin sohbet-i canana bakan boyutuna anlatmaya çalışalım.

    Sohbette insibağ vardır. Öyleyse Allah’ın cc sevdiği renk hangisi?

    (BAKARA suresi 138. ayet) (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)
    صِبْغَةَ اللّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُ عَابِدونَ

    “Allâh'ın boyası (ile boyan). Allâh'ın boyasından daha güzel boyası olan kimdir? Biz ancak O'na kulluk ederiz.Bakara 2/138”

    Aslında bu ayet Kuran’ın nüzulü esnasında ve geçmişte Hıristiyanlar arasında yaygın olan, bir çocuğun vaftiz edilmek üzere sarımtırak renkte bir suya batırılması, ardından “işte şimdi gerçek Hıristiyan oldu” denmesine de atıfta bulunuyor.

    Adeta diyor ki, suni yapay, sentetik boyalarla verilen insan tercihli renklerin insana bir şey kazandırmaz, eğer insan Allah’ın razı olduğu renkle boyanırsa, gerçek rengini ancak o zaman alır.

    Kuran’ın bu ayetini Üstad Bediüzzaman’ın yirmiyedinci sözde bahsettiği “Sohbette insibağ (boyanma) vardır” hakikatı ile birlikte ele alalım.
    Yazar : Risale Forum

  10. #10
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1598 + 125960


    Cevap: Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar

    Her sohbet bir kalıptır

    Aslında sadece sohbet bir kalıp değildir. Hayatın kendisi bir kalıptır. Üzerinde çevresinin etkisi olmayan insan yoktur.

    Her kültür sıbga/boyadır. Her insan içinde doğduğu kültürün rengini alır.

    Her üniversite öğrencisi okuduğu alanın rengini alır. Tıp okuyan tıbben rengini, fizik okuyan fiziğin rengini, resim okuyan resmin rengini alır.

    Sohbette insibağ/boyanma var ifadesi bir yönüyle böyle anlaşılabilir.

    Sohbeti bir kab, bir kalıp gibi düşündüğümüzde oraya gelen insan kabın/kalıbın şeklini alır.

    Sohbete her önce gelen insan, sohbetin kendine verdiği rengi üzerinde taşır.

    Güzel ahlak, onun yansıması olan aldatmama, yardımlaşma, menfaatsiz dostluk kurma vs. hep sohbetle gelen insibağın/boyanın değişik tonlarda yansımasıdır.

    Halk arasında atasözleri vardır. “Üzüm üzüme baka baka kararır, körle yatan şaşı kalkar, insan arkadaşının dini üzerindir (hadis)” gibi sözler, insan davranışlarının hem menfi hem müspet yönde bulaşıcı olduğunu gösteriyor.
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 1/2 12 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222