2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar Mesajlar
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 53 + 772


    Arrow Tahiri Mutlu Ağabey {Onları Niye Anlayamadık}

    TAHİRİ MUTLU AĞABEY

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Bediüzzaman Hazretlerinin Nurlu Talebesi
    M. Tahiri MUTLU
    1900 yılında Isparta'nın Atabey kazasında doğdu. Bediüzzaman'ın yakın talebelerindendir. l943'de Denizli, l948'de Afyon hapislerinde Bediüzzaman'la birlikte bulundu. 1977'de vefat etti.
    Atabeyli Mehmet Tahirî Mutlu... ..
    İşte güller beldesinin gülü Tahirî Mutlu..
    Meleklerin gül demetleriyle karşıladıkları bir evliya...
    Ama kendisi velayetini bilmeyen bir bahtiyar veli...


    Selâm olsun sana Tahirî Ağabey!
    Defterdeki yoklamada bizi "yok" hanesine yazmayasın..
    Elinde yılların yıprattığı bir dua kitabı vardı. Burada isim isim insanları sıralamıştı. Hep dua ederdi, yalvarır yakarırdı geceleri, seherleri...
    Sarsılmayan sadakat, aldanmayan zekâ sahibi Tahirî....
    Kendisi bir tevazû abidesi sanki....


    Melekler gibi tertemiz, lekesiz bir mü'mindi. Ak saçını İslâmiyet’e hizmette ağartmıştı. Nur gibi parlayan bir nâsiye ve bembeyaz bir sakal... Kendisiyle ilgili, kendisini yücelten hatıraları pek hatırlamıyordu bile...


    Üstad'ın onun için "Sarsılmayan sadakati, aldanmayan zekâsıyla" diye onu tarif tavsif ediyordu.



    Bir Veliy-i Azîm
    Afyon Hapishanesindeki Nur talebeleri arasındaki bazı üzücü olaylardan dolayı, el açıp yalvaran Bediüzzaman:
    "Ya Rabbi! Yok mu bir talebem? diye Cenab-ı Hakka iltica ettiğim zaman birden bana Tahirî gösterildi" diyor ve anlatmaya devam ediyordu.
    "Tahirî, o zaman seni bir veliy-i azîm, bir kutup tahayyül ettim. Sonra baktım ki, sen istihdam olunuyorsun."

    Burada Bediüzzaman, Tahirî Mutlu'ya soruyor :
    -Tahirî, istihdam olduğuna mı razısın, yoksa benim zannımda [veliy-i azîm] olmasını mı istersin?
    Tahirî Mutlu, Üstad'ının sualine şöyle cevap veriyor :
    - İstihdam edilmemi isterim, Üstad'ım...
    Üstad cevaben
    -Maşaallah!...
    dedikten sonra, yan taraftaki talebelerine dönüp, Tahiri MUTLU ağabeyin duyamayacağı şekilde alçak sesle,
    -Gerçi velidir , diyor.



    Tahirî Mutlu Ağabey'e

    Sen ki, Nur bahçesinin nadide gülüsün.
    Aziz ruhuna Nurdan haleler bürünsün,
    Fecirlerden makberine Nurlar dökülsün,
    Fecirler ki, ne kadar zinde ve mutlu,
    Sen mutlusun, biz mutluyuz, İslâm mutlu...
    M.Ziya Akça

    İhtiyarların En Genci, Tahiri Mutlu

    Her büyük oluşum küçük bir çekirdekle başlamıştır. Nebiler Sultanı Hz. Muhammed (s.a.s) on dört asırdan beri dünyaya huzur ve mutluluk kaynağı olan İslamiyet'i anlatmaya başladığında, etrafında üç dört kişi vardı.

    O'ndan asırlar sonra Kur'an'ı asrın idrakine söyletmek üzere işe koyulan Bediüzzaman Hazretleri'nin de çevresinde nice isimsiz kahramanlar vardır. Bunların arasında hayatının son döneminde Isparta'da Üstad'ın yakınında bulunan ve 'erkan-ı sitte' diye adlandırdığı altı kişi ise farklı bir yere sahiptir. Bu altı kişi, Hafız Ali, Büyük Ruhlu Küçük Ali, Kuleönü’lü Hafız Mustafa, Hüsrev, Rüştü ve Atabeyli Tahiri idi.

    Bu altı kişi arasında kulluğu ve takvasıyla bilinen Tahiri Mutlu, 1900 yılında Isparta'nın Atabey kazasında dünyaya gelir. Çocukluğu ve gençliği dini hassasiyeti son derece yüksek bir aile ortamında geçer. İlk eğitimini helal ve harama karşı oldukça hassas olan anne ve babasından alır. Atabey kazası aynı zamanda Selçuklulardan beri devam eden bir ilim ve irfan geleneğinin merkezidir. Böyle bir atmosferde yetişen Tahiri Mutlu o günkü şartlarda toplum ortalamasının üstünde bir kültür ve bilgi birikimine sahip olur.



    Askerliği İstiklal Savaşı yıllarına rastlar. 1920-1924 yılları arasında demir yollarında askerlik yapan Tahiri Mutlu'ya gazilik beratı ve madalyası verilerek maaş bağlanır. Ancak o, vatan hizmetine karşı bir bedel almayı izzetine yediremediğinden maaşı kabul etmez.

    Tahiri Mutlu, ilk defa 1931 yılında, Atabey'deki yakınları aracılığıyla Risale-i Nurlarla tanışır. Risaleleri tanıdıktan sonra Hafız Zühdü'nün oğlu, aynı zamanda yeğeni olan Eşref'le birlikte Bediüzzaman'ı ziyarete giderler. Barla'da gerçekleşen bu ziyarette Tahiri Mutlu, Bediüzzaman'dan çok etkilenir.

    Tahiri Mutlu, celalle cemali, haşmetle ünsiyeti aynı anda yaşayan bir Allah dostu idi. Gür kaşları altında kesin hatlarla çevrelenmiş yüz ifadesini ilk görenler, onu tanıdıkça kanaatlerinde yanıldıklarını ve aslında melek bir sima ile ipeklerden yumuşak bir kalp sahibiyle karşı karşıya olduklarını anlarlardı.

    O, kulluğu içinde bir sultandı. Bütün kâinatın kulluğunu kendi kulluğu içine alabilen, "Güneş lambam, yıldızlar kandillerim, yeryüzü mescidim…" diyebilen bir sultan...

    Bu sultanın hayatı boyunca sığındığı en muhkem kalesi ise 'takva' idi. Her anı ve duruşu Allah'ı hatırlatan bir mana eriydi. İnci gibi yazılarıyla Nurların neşrine büyük desteği olan Küçük Lütfi'nin hayırlı bir halefi olarak Nur dairesine girmişti. Üstad'ın ifadesiyle, "ihtiyarların genci" idi.

    Üstad ondan dolayı Atabey kazasını kendi doğduğu köy olan Nurs'la arkadaş ve bütün manevi kazançlarına ortak ilan etmişti. Tahiri ağabeyin ve aile efradının Üstad'ın hastalıklarına bile ortak olduklarını öğrenmek, fedakârlığın ölçüsünü anlamaya yetiyor.

    Tahiri Mutlu, Bediüzzaman'ın son yıllarında yanında bulunup hizmet tarzını yakından görüp bilen dört beş kişiden biridir. Üstad'ın hizmet için vekil olarak bırakıp, "Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını tam bilerek yapabilecek." dediği kişilerden biri.

    Tahiri ağabey Denizli ve Afyon zindanlarında Üstad'la birlikte çile çekmişti. Nurların gerek teksir makineleriyle gerekse matbaalarda neşrinde büyük maddi fedakârlığı da bulunan Tahiri Mutlu için Bediüzzaman Hazretleri şunları söyler: "Tahiri'nin öyle bir derecesi var ki, manevi sahadaki derecelerinden birini görse dünyayı terk eder. Tahiri, dolu bir testidir, artık su almaz. Ya Rabbi, bu manevi varlığını kendisine bildirme! Ahirette Ümmet-i Muhammed'e faydası olacak."

    O, Nur yolunda, Nur'un izinde sadakat ve fedakârlık örneği olarak temiz ve nezih bir hayat yaşadı ve ismi gibi "tahir" olarak sevenlerinin ve sevdiklerinin yanına göç etti. Bugün Nur kervanındaki arkadaşlarının bazılarıyla Eyüp Sultan Hazretleri'ne komşu olarak ebediyetleri temaşa etmekte ve geride kalan hizmetkârlara manen destek olmaya devam etmektedir.
    (Süleyman Sargın)

    F.Gülen: Onları anlamadılar

    "Üstad'ın ilk talebeleri mana âleminin birer sultanıydılar; ama dünya onları tanıyamadı. Onların, mahviyet, tevazu ve hacâletle mühürlenen tabiatları başkalarını aldattı.

    İnsanlardan bazıları gururlarına; kimileri hasetlerine ve bir kısmı da bencilliklerine yenildiler ve ne Hulusi Efendi'yi, ne Tahiri Mutlu'yu, ne Sadullah Nutku'yu ne de Mehmet Feyzi'yi tanıyabildiler. Oysa, onlar bir dirilişin ilk mimarları ve Hazreti Mîmâr-ı Azam'ın vefalı temsilcileriydiler.. Hasan Feyzi'ye, Hafız Ali'ye, Hoca Sabri'ye, Tahiri Mutlu'ya ve Hüsrev Efendi'ye sonraki nesillerin de ihtiyacı vardı. Dünya Ahmet Fevzi'yi, Atıf Efendi'yi ve Asım Bey'i mutlaka bilmeliydi. (..)

    Kitaplar ilk defa baskıya gireceği dönemde Üstad, sağa-sola hem de 50-100 lira gibi küçük bir para bulmak için adam gönderiyor. Tahiri Mutlu -makamı cennet olsun- bunu duyuyor ve koşa koşa köyüne gidiyor. Köy meydanında bütün mülkünün satılık olduğunu ilan ediyor, arazisinin bir kısmını haraç-mezat satıyor.. satıyor ve parayı sevine sevine getirip Üstad'ına teslim ediyor. Sadece o mu? Elbette hayır. Hulusi Efendi, Hüsrev Efendi, Mustafa Gül.. ve diğerleri hep aynı duygu ve düşünceyi paylaşırlar. Demek ki onlar, öyle samimi ve öyle bir safvet içinde idiler ki, bunu hayatlarının gayesi biliyor ve o uğurda hırz-ı can ediyorlardı.

    Gün geliyor bu safvet, onları ilklerle buluşturuyor. Biri, gecenin geç saatlerinde teksir makinesinin kolunu çevirirken, "Hasbî Rabbî cellallah, mâfî kalbî gayrullah, Nur Muhammed sallâllah." diyor. Tam o esnada birden kapı açılıyor ve içeriye Raşit Halifeler giriyor, "Devam edin, bizler sizinle beraberiz." diyorlar.

    Evet, Onlar çok gerilerde durdular, çok küçük göründüler, hep mahviyet içinde oldular.. el-âlem de yalnızca o görünüşe ve o duruşa baktı, onları sadece zahire göre değerlendirdi. Onların her birisi ihtimal bir kutbiyeti, bir gavsiyeti temsil ediyorlardı ama nâdanlar bunu anlayamadılar."



    -----------
    Muzaffer Deligöz

    Not: Gerçekten tanıyamamışız gözlerim yaşara yaşara okudum ve sebeple sizlerle de bu yazıyı paylaşmak istedim...

    Benzer Konular
    Tahiri Mutlu Ağabey ve Risale-i Nur'lar
    Tahiri Mutlu Ağabey ve Risale-i Nur'lar Hekimoğlu İsmail'in ?Tahiri Mutlu Ağabey ve Risale-i Nur?lar? başlıklı yazısında ?Tahiri Ağabey'in de manevi atmosferi dışına taşmış, kim yaklaşsa hoşuna gidiyordu?? ifadelerine yer vermiş. Hekimoğlu İsmail?in yazısı:
    Tahiri Mutlu Ağabey'in 37 yıllık videosu
    Tahiri Mutlu Ağabey'in 37 yıllık videosu Tahiri Mutlu Ağabey'in 37 yıllık videosu Nisan 1977 tarihinde vefat eden Tahiri Mutlu?yu rahmetle anıyoruz. Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    Tahiri Mutlu Ağabey'in 37 yıllık videosu
    Tahiri Mutlu Ağabey'in 37 yıllık videosu Tahiri Mutlu Ağabey'in 37 yıllık videosu Nisan 1977 tarihinde vefat eden Tahiri Mutlu?yu rahmetle anıyoruz. Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    Tahiri Mutlu Ağabey ve Hatıralar
    Tahiri Mutlu Ağabey ve Hatıralar 1900 yılında Isparta'nın Atabey kazasında doğdu. Bediüzzaman'ın yakın talebelerindendir. l943'de Denizli, l948'de Afyon hapislerinde Bediüzzaman'la birlikte bulundu. 1977'de vefat etti. 479 Güller b
    Tahirî Mutlu Ağabey'e
    Tahirî Mutlu Ağabey'e Tahirî Mutlu Ağabey'e "Sen ki, Nur bahçesinin nadide gülüsün. "Aziz ruhuna Nurdan haleler bürünsün, "Fecirlerden makberine Nurlar dökülsün, "Fecirler ki, ne kadar zinde ve m
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Diyar-ı Nur
    Mesajlar Mesajlar
    156
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 70 + 2200


    Cevap: Tahiri Mutlu Ağabey {Onları Niye Anlayamadık}

    Rabbim (CC) şefaatını erenlerden eylesin...

    Saffı evvel ağabeylerimizin izinden ayırmasın...
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222