Risale-i Nur manevi bir tamircidir

Üstad Beddiüzzaman'ın hizmetine girip 10 yıl hizmet eden ve Üstadımız tarafından MUTLAK VEKİL VE VARİS TAYİN EDİLEN Hüsnü Bayramoğlu ağabey konuştu
[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

15 yaşındayken Üstad Beddiüzzaman'ın hizmetine girip O'na on yıl hizmet eden Hüsnü Bayramoğlu ağabey, Risale-i Nur'un, bu asra bakan, değişik tahribatları tamir eden manevi bir tamirci olduğunu ifade etti.

Nur talebeleri içinde halen hayatta olanlardan Hüsnü Bayramoğlu, babasının Kastamonu'da Üstad'ı ziyaret ederek kendilerinden bahsettiğini, Üstad'ın da kardeşi Yılmaz'la beraber ailece kendilerini nurlara hizmet için kabul ettiğini ifade etti.

[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]Bayramoğlu, "Üstad bizleri manevi evlat, evimizi de medrese kabul etmesinden sonra risaleleri yazmak için çabalamaya başladık. Hatta Üstad'ın konuşması beni o kadar etkilemişti ki, okuldan sonra sokakta oynayan çocukların yüzde doksanı ile beraber risaleleri yazmak için gerekli bilgileri öğrendim ve Risaleleri yazmaya başladım" dedi.

"Devletin baskı yapması bizi çalışmaya daha fazla teşvik ediyordu"

O dönemin zorluklarına değinen Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyimiz:
"Şimdiki gibi imkân yoktu,
gaz lambasının altında yazmaya çalışıyorduk.
Halkın yüzde sekseni yokluk içinde idi.
Risaleleri matbaada basmak yasaktı.
Risaleler yakalanma riskinden dolayı ayrı nüshalar halinde elle yazılıyordu.
Risaleleri yazanlar yakalanıyor ve zindanlara atılıyordu onlara zulüm yapılıyordu.

Ama devletin baskı yapması bizi daha fazla teşvik ediyordu çalışmaya…

Bu arada ben üç defa Üstad'ı ziyarete gittim.
Babam beni 15 yaşında Üstad'a hizmet için verdiğinde Üstad, 'bu daha çok küçük' dedi. Çünkü Üstad'a hizmet etmek kolay değildi.
Üstad'ı çok defa zehirlediler, o yüzden yiyeceklerine çok dikkat etmek gerekirdi.
Üstad beni kabul etti ve vefatına kadar yanında kaldım" ifadelerini kullandı.

"Risale-i Nur bu asra bakan, değişik tahribatları tamir eden manevi bir tamircidir"

Üstad Beddiüzzaman'ın bütün insanların felaketten kurtulması için, imanının kurtulması için her şeyini feda ettiğini belirten Bayramoğlu, "O zaman imansızlık cereyanına karşı bir cihad vardı, cihad sadece silahla yapılmaz, o zamanki cihad Allah'ı inkar edenlere karşı yapılıyordu. Çünkü iman anahtar gibidir, nasıl bir evin anahtarı varsa kabir için de bir anahtar lazım." dedi.

Risale-i Nur'un gün geçtikçe yenilendiğini dile getiren Bayramoğlu, "Risale-i Nur bu asra bakan, değişik tahribatları tamir eden manevi bir tamircidir. İmanı olmayanlar her şeyi yapabilir. Bunun için Risale-i Nur en iyi ilaçtır, her derde devadır. Yani amaç imandır. Üstad iman temelini yıllar önce atmıştı. Üstad'ın attığı bu temel, bakın dünyayı istila etti. Her yerde İslami dershaneler kurulmuş. Bakın birçok gruplar var, ben onlardan bahsetmiyorum. Ben İslami dershanelerden bahsediyorum. Bu dershanelerde Kur'an okutulur, Resulullah'ın hayatı okutulur, Allah'ın yolu anlatılır ve tatbik edilir. İşte diğerleri gibi bizim cazla mazla işimiz olmaz" diye konuştu.

Üstad'ın İhvan-ı Müslimin'le ilgili bir hatırası

Mısır'da yapılan Cemal Abdunnasır darbesinde İhvanı Müslimin Cemaatine yapılanlarla ilgili Üstad'ın bir hatırasını paylaşan Bayramoğlu, "Bir sabah Üstad dedi ki, bende acayip bir hastalık var. Zehirlenme zaten vardı ama dedi ki, ruhumda çok büyük bir sıkıntı ve hastalık var. Çabuk bakın, alemi İslam'a taarruz mu var?' dedi. Gittik tüm gazetelere baktık böyle bir şeye rastlamadık. Ama Üstad, hayır dedi kesin bir şey var' dedi. Ben bunun üzerine tekrar çarşıya gittim gazeteye bir daha baktım. Ve öğrendik ki, Mısır'da Abdunnasır darbe yapmış ve İhvanı Müslimin'den birçok kişiyi şehid etmiş (Seyyid Kutup ve arkadaşlarını kastediyor). Üstad, 'İşte benim hastalığım ve sıkıntım bunun içindi' dedi." şeklinde konuştu.