Sayfa 1/3 123 SonSon
26 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Mesajlar Mesajlar
    1.927
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 149 + 1670


    Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor. Ne dersiniz?


    Üstad hazretleri , Risaleler hakkında; “Risale-i Nur hakaik-i imaniyeye taalluk eden meselelerde kâfidir, başka eserlere ihtiyaç bırakmaz.” der. Başka yerlerde de bu ifadeyi “haslar için” diye tahsis eder. Üstadın zamanında hizmetle ve telifatla alakadar olanların çok az olması itibariyle, bu umumi ve yüce hizmet onların mesailerine terettüb ettiğinden başka şeylerle iştigal etmeleri hizmete sekte vuracağından, o zamanki Nur talebelerinin tümü Risalelerle meşgul olmuş, başka şeylerle ilgilenmemişlerdir.

    Ayrıca bu zamanda herkes belli konularda ihtisaslaşmakta, ihtisas konuları dışındaki eserlere fazla zaman ayırmamaktadır. “Umuma el atmak, umumu terk etmektir.” Dolayısıyla kendilerini bu davaya adamış ve Risalelere hizmet etmeyi gaye edinmiş bir kimsenin başka şeylerle fazlaca meşgul olması ihtisasını zedeler ve motivasyonunu bozar. Zaten ihtisaslaşmanın mahiyeti icabı böyle olması lazımdır.

    Üstad, bu zamanın hastalığını zaaf-ı diyanet olarak belirlemiş, batıl felsefi cereyanlarla nice insanların imanlarının zedelendiğini görmüş, bütün bunlara karşı iman hakikatlerini izah ve ispata ağırlık vererek bu zamanın hastalıklarına tam deva olacak Nur Külliyatını telif etmiştir. Nur talebeli de bu eserleri muhtaç olanlara ulaştırmayı bu zamanın en büyük bir manevi cihadı olarak benimsemişler ve bunu hayatlarının gayesi yapmışlardır.

    Bununla birlikte Nur talebeleri bilgilerini artırmak için başka faydalı eserleri de okurlar. Ama bu okuyuş şahsi kalır. Birlikte neşir ve ilan için çalıştıkları eserler Nur külliyatıdır. Bunun normal karşılanması gerekir. Her fakültede bütün bilim dalları okutulmadığı, her tarikatta bütün zikirler çekilmediği, her sanayici her çeşit mamülün üretimine çalışmadığı gibi, Nur talebeleri de iman kurtarma davasına öncelik vermekte ve çalışmalarını bu sahada yoğunlaştırmaktadırlar. Kaldı ki, Nur talebeleri, imani ve Kur'ani hakikatlerin öğrenilmesinde bir tefsir olarak risaleleri okumayı tercih etmekle birlikte, okudukları tek kitap risaleler değildir.

    Onlar risalelerden namazın niçin kılınacağını öğrenirler, ilmihal okuyarak ise nasıl kılınacağını öğrenirler. 11. Lemayı okuduklarında peygamber efendimizin sünnetine uymanın lüzumunu anlarlar, siyer kitapları okuyarak ise sünnetin ayrıntılarını öğrenirler.

    Bugün Nur talebelerince kurulmuş birçok yayınevi vardır. Buralarda basılan kitaplara bakılırsa meselenin boyutları görülebilir.

    Benzer Konular
    "Risale-i Nur'un hâlis talebelerinin şifa duasının neticesi olarak, mu'cize gibi
    "Risale-i Nur'un hâlis talebelerinin şifa duasının neticesi olarak, mu'cize gibi Devami...
    Risale-i Nur'u tenkit eden bazı İlahiyat hocalarına!
    Risale-i Nur'u tenkit eden bazı İlahiyat hocalarına! Risale-i Nur'u tenkit eden bazı İlahiyat hocalarına! eserleri bilirkişiye göndermiş ve bu bilirkişiler de bir kısım İlahiyatçılardan teşekkül etmişti Devamı
    Sadece Nur talebelerinin değil herkesin avukatıydı
    Sadece Nur talebelerinin değil herkesin avukatıydı Sadece Nur talebelerinin değil herkesin avukatıydı Bekir Berk Devami...
    Risale yayıncıları birbirini tenkit etmemeli
    Risale yayıncıları birbirini tenkit etmemeli Prof. Dr. Alparslan Özyazıcı Risale-i Nur ve Medya sorularını cevapladı Devami...
    Yazar : Risale Forum
    Rabbim;
    Utanırım....
    Perdem Olda....Halime Sadece Sen Bak...
    Beni Yalnız Başkalarina Değil....
    bana Bile Gösterme Sır Bırak...

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar Mesajlar
    18
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 54 + 10


    Ynt: Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    Değerli Kardeşlerimiz;
    Nur talebeleri, İmani ve Kur'ani hakikatlerin öğrenilmesinde bir tefsir olarak risaleleri okumayı tercih etmekle birlikte, okudukları tek kitap risaleler değildir.
    Onlar risalelerden namazın niçin kılınacağını öğrenirler, ilmihal okuyarak ise nasıl kılınacağını öğrenirler.
    11. Lemayı okuduklarında peygamber efendimizin sünnetine uymanın lüzumunu anlarlar, siyer kitapları okuyarak ise sünnetin ayrıntılarını öğrenirler.
    Risalei Nur eserleri iman noktasından başka eserlere ihtiyaç bırakmamıştır.Yani bir kişi mesela haşir risalesini ve alakalı yerlerini risalei nurdan okuyup tedkik edip öğrendikten sonra haşirle alakalı artık başka bir kitap aramaması gerek Çünkü bediüzzaman hazretleri o konuda akli mantıki ve nakli(ayet hadis) delilleri en mükemmel bir şekilde ifade etmiş ve başka eserlere de ihtiyaç bırakmamıştır.Allaha iman, melaikeler vs.konularda buna kıyas edilebilir.
    Ancak Risalei nurların açılımı olan tarihi ,coğrafik bilgileri veya biyoloji ,tıp gibi ilimleri gerek müstakil gerekse risalei nurla irtibatlandırarak okumakta hiçbir beis bulunmamaktadır.Konuyla alakalı olarak bediüzzaman hazretleri kastamonu lahikasında şu beyanatta bulunuyor:
    "Diyorlar: "Said yanında başka kitapları bulundurmuyor; demek onları beğenmiyor. Ve İmam-ı Gazâlî'yi (r.a.) de tam beğenmiyor ki, eserlerini yanına getirmiyor."
    İşte bu acip, manasız sözlerle bir bulantı veriyorlar. Bu nevi hileleri yapan, perde altında ehl-i zındıkadır; fakat, safdil hocaları ve bazı sofuları vasıta yapıyorlar.
    Buna karşı deriz ki: Hâşâ, yüz defa hâşâ! Risale-i Nur ve şakirtlerinin bir üstadı olan Hüccetü'l-İslam İmam-ı Gazalî ve beni Hazret-i Ali ile bağlayan yegâne üstadımı beğenmemek değil, belki bütün kuvvetleriyle onların takip ettiği mesleği ehl-i dalâletin hücumundan kurtarmak ve muhafaza etmektir.
    Fakat, onların zamanında bu dehşetli zındıka hücumu, erkân-ı imaniyeyi sarsmıyordu. O muhakkik ve allâme ve müçtehid zatların asırlarına göre münazara-i ilmiyede ve diniyede istimal ettikleri silâhlar hem geç elde edilir, hem bu zaman düşmanlarına birden galebe edemediğinden, Risale-i Nur Kur'an-ı Mucizü'l-Beyandan hem çabuk, hem keskin, hem tam düşmanların başını dağıtacak silâhları bulduğu için, o mübarek ve kudsi zatların tezgâhlarına müracaat etmiyor.... "
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar Mesajlar
    18
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 54 + 10


    Ynt: Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    Risale-i Nur’da “Bir sene bu Risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatlı bir âlimi olabilir.” denilmiş. Risalelerde ilmihal, fıkıh bilgisi mevcut değil, sadece iman hakikatleri anlatılmış. İlmihal ve fıkıh öğrenmeden risalelerle nasıl alim olunabilir?

    Bu ifade Risale-i Nur'un diğer yerlerinde izah edilmiştir. Mesela: Üstadımız, risalelerin iman hakikatlerine taalluk eden mevzularda kafi olduğunu ve bu zamanda iman hakikatlerine dair mevzularda fetva vazifesiyle tavzif edildiğini ifade ediyor. Ayrıca Kastamonu Lahikasında “Risale-i nur başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor” ifadesi bulunuyor. Bu ifade hayatını Risale-i Nura vakfeden, Üstadımızın haslar diye ifade ettiği fedakarlara mahsustur cümlesiyle hususileştiriliyor..

    “Risaleleri bir yıl kabul ederek ve anlayarak okuyan zamanın hakikatli bir alimi olur” ifadesi genel olmayıp, üç cihette hususiliği vardır.

    • Mevzular açısından

    • Zaman açısından

    • Şahıslar açısından

    1- Risale-i Nurun mevzuu iman hakikatlerine dair konulardır. Risale-i Nuru okuyanlar, Risale-i Nurun mevzuu ile ilgili konularda hakikatli bir alim olabilir. Bu, hadis ilminde, muamelat ilminde, tarihte veya bizim bildiğimiz fıkıhta alim olur manasına gelmez. Demek ki bu gibi konularda başka eserlere müracaat edilebilir.

    2- Zamanımızda İslâmiyet'in sarsılan kısmı veya ehli dalaletin tecavüz ettiği mevzular inanca, itikada, iman esaslarına taalluk ediyor. Eski zamanda ise bu gibi mevzular sağlam ve muhkem olup kimsenin eli buralara uzanamadığından dolayı o zamandaki eserler genellikle meyve ve tezyinat kabilinden olan muamelat, tasavvuf ve ahlaka dair telifatlar idi. Zamanımızda ise, dinin esaslarına, iman hakikatlerine zarar verildiğinden, Risale-i Nur eserleri zamanın gereği olarak imani konularda tahşidat yapıyor. “Zamanın hakikatli alimi olur” ifadesi bu zamanla tahdit edilmiş olur.

    3- Bazı fedakarlar, hayatının gayesi olarak, Risale-i Nurla iman hakikatlerine hizmeti seçmişlerdir. Bunların sayıları da fazla olmadığından dolayı, vakitleri ancak bu meselelere kifayet eder. Başka eserlerle meşgul olmak bir nevi zamanlarını alacağından ve diğer ilimlerle de bir çok insan alâkadar olduğu için, Bediüzzaman Hazretleri, O fedakar ruhların ihtisas kabilinden bu ilimlerle meşgul olmasını tavsiye eder.

    Ayrıca “alim olmak” denilince neyin alimi olmak konusu akla gelir. İnsan neyi bilirse onun alimidir. İlmin en yüksek mertebesi Allah’ı bilmektir. İlimlerin şahı ve padişahı marifetullahtır ve Rabbini tanımaktır. Demek ki hakikatli alim olmak, Rabbini iyi tanımak ve iyi bilmekle mümkündür.

    Diğer taraftan, “bir şey mutlak zikir olunursa kemaline masruftur.” kaidesine göre, “zamanın hakikatli alimi olur” ifadesinde alimliğin kemali nazara verilmiş olur. Çünkü: İlmin kemali Rabbül-alemini tanımaktır. Dolayısıyla alimin kemali de Allah’ı iyi bilen ve tanıyan demektir. Elbette Fıkıh bilmek te İslâmiyet'in icabındandır. Zamanın hakikatli alimi olmak, fıkhı bilmemek manasına gelmez. Zaten bir insan hakikat ilmini öğrendiğinde, onun lazımı olan fıkhi meseleleri de bilecek demektir. İmam-ı Azamın “El-Fıkhu’l- Ekber” isimli eseri tamamen iman hakikatlerini ihtiva eder. Bir müminin bunları öğrenmesi mecburidir. Bunlar olmadan sağlam bir itikattan söz edilemez. Burada kusuru olanın amelinin sağlam olması kendisini kurtarmayabilir.

    Demek ki, Risale-i nurları bir yıl anlayarak ve kabul ederek okuyan zamanın hakikatli bir alimi olur, ifadesinden bunlar anlaşılmalı. Yoksa asla diğer ilimleri, kitapları ve konuları beğenmeme, küçümseme ve ilgisiz kalma veya Risale-i Nuru okuyan ve bilenin bütün ilimlerin alimi olur manası anlaşılmaz.
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar Mesajlar
    2.166
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 440 + 30028


    Ynt: Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    RİSALE-NURDAN DAHA İYİ ESER VARSA OKUYALIM
    VALLA BEN GÖRMEDİM........
    Yazar : Risale Forum
    El-Vehhab ismine sığındım… Avuçlarımda bir damla gözyaşıyla kapındayım…


  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar Mesajlar
    2.166
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 440 + 30028


    Ynt: Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    NASIL İFTİRA YAF İLMİHAL OKUYORUZ YA
    BİDE OKULDA ENVAİ ÇEŞİT MİLLİ EĞİTİMİN KİTAPLARINI OKUYORUZ........
    Yazar : Risale Forum
    El-Vehhab ismine sığındım… Avuçlarımda bir damla gözyaşıyla kapındayım…


  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Mesajlar Mesajlar
    123
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 60 + 92


    Ynt: Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    Kardeşlerim sizleri tebrik ederiz cok guzel acıklamıssınız ...

    Saniyen ;

    Alıntı suden Nickli Üyeden Alıntı
    RİSALE-NURDAN DAHA İYİ ESER VARSA OKUYALIM
    VALLA BEN GÖRMEDİM........
    Evet Suden kardeş; hani Zubeyir Gunduzalp ağabeyimizin bir sözü varya :

    "Bana Risale-i Nurları okursan cehenneme gideceksin dense vallahide yine okurum"...

    Salisen ; Su linkteki yazıda inşallah takviye niteliğinde olur : Tıklayınız : [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum
    [center]Bediüzzaman Said Nursi | Risale-i Nur Külliyatı | Nur Talebeleri | [url=http://www.nursohbet.org][co

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    burdur
    Mesajlar Mesajlar
    457
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 95 + 2426


    Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    Üstad hazretleri , Risaleler hakkında; “Risale-i Nur hakaik-i imaniyeye taalluk eden meselelerde kâfidir, başka eserlere ihtiyaç bırakmaz.” der. Başka yerlerde de bu ifadeyi “haslar için” diye tahsis eder. Üstadın zamanında hizmetle ve telifatla alakadar olanların çok az olması itibariyle, bu umumi ve yüce hizmet onların mesailerine terettüb ettiğinden başka şeylerle iştigal etmeleri hizmete sekte vuracağından, o zamanki Nur talebelerinin tümü Risalelerle meşgul olmuş, başka şeylerle ilgilenmemişlerdir.

    Ayrıca bu zamanda herkes belli konularda ihtisaslaşmakta, ihtisas konuları dışındaki eserlere fazla zaman ayırmamaktadır. “Umuma el atmak, umumu terk etmektir.” Dolayısıyla kendilerini bu davaya adamış ve Risalelere hizmet etmeyi gaye edinmiş bir kimsenin başka şeylerle fazlaca meşgul olması ihtisasını zedeler ve motivasyonunu bozar. Zaten ihtisaslaşmanın mahiyeti icabı böyle olması lazımdır.

    Üstad, bu zamanın hastalığını zaaf-ı diyanet olarak belirlemiş, batıl felsefi cereyanlarla nice insanların imanlarının zedelendiğini görmüş, bütün bunlara karşı iman hakikatlerini izah ve ispata ağırlık vererek bu zamanın hastalıklarına tam deva olacak Nur Külliyatını telif etmiştir. Nur talebeli de bu eserleri muhtaç olanlara ulaştırmayı bu zamanın en büyük bir manevi cihadı olarak benimsemişler ve bunu hayatlarının gayesi yapmışlardır.

    Bununla birlikte Nur talebeleri bilgilerini artırmak için başka faydalı eserleri de okurlar. Ama bu okuyuş şahsi kalır. Birlikte neşir ve ilan için çalıştıkları eserler Nur külliyatıdır. Bunun normal karşılanması gerekir. Her fakültede bütün bilim dalları okutulmadığı, her tarikatta bütün zikirler çekilmediği, her sanayici her çeşit mamülün üretimine çalışmadığı gibi, Nur talebeleri de iman kurtarma davasına öncelik vermekte ve çalışmalarını bu sahada yoğunlaştırmaktadırlar. Kaldı ki, Nur talebeleri, imani ve Kur'ani hakikatlerin öğrenilmesinde bir tefsir olarak risaleleri okumayı tercih etmekle birlikte, okudukları tek kitap risaleler değildir.

    Onlar risalelerden namazın niçin kılınacağını öğrenirler, ilmihal okuyarak ise nasıl kılınacağını öğrenirler. 11. Lemayı okuduklarında peygamber efendimizin sünnetine uymanın lüzumunu anlarlar, siyer kitapları okuyarak ise sünnetin ayrıntılarını öğrenirler.

    Bugün Nur talebelerince kurulmuş birçok yayınevi vardır. Buralarda basılan kitaplara bakılırsa meselenin boyutları görülebilir.
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210278


    Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    bu çok saçma bi iddia, ben risale-i nurları okumadan önce ne kur-an okurdum ne namaz kılardım.beni etkileyen risale-i nurlar olmuştur ve bi çok kişide tanıdığım aynı şekilde.bu bir fitnedir. asrın tefsirinden insanları soğutma çabasından başka bişey değildir.zaten üstadda cevabı vermiş "risale-i nur dava değil dava içinde bürhandır." diye.fazla söze gerek yok.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  9. #9
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.224
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61890


    Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    Alıntı nuruvuslat Nickli Üyeden Alıntı
    "risale-i nur dava değil dava içinde bürhandır."
    Maşallah bu sözü hatırlatmanız ne guzel sanki fitneye tam cevap oldu ... Allah razı olsun
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar Mesajlar
    49
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 51 + 40


    Nur talebelerinin sadece Risale-i Nur okudukları, tenkit yollu olarak söyleniyor

    Üstad hazretleri , Risaleler hakkında; “Risale-i Nur hakaik-i imaniyeye taalluk eden meselelerde kâfidir, başka eserlere ihtiyaç bırakmaz.” der. Başka yerlerde de bu ifadeyi “haslar için” diye tahsis eder. Üstadın zamanında hizmetle ve telifatla alakadar olanların çok az olması itibariyle, bu umumi ve yüce hizmet onların mesailerine terettüb ettiğinden başka şeylerle iştigal etmeleri hizmete sekte vuracağından, o zamanki Nur talebelerinin tümü Risalelerle meşgul olmuş, başka şeylerle ilgilenmemişlerdir.

    Ayrıca bu zamanda herkes belli konularda ihtisaslaşmakta, ihtisas konuları dışındaki eserlere fazla zaman ayırmamaktadır. “Umuma el atmak, umumu terk etmektir.” Dolayısıyla kendilerini bu davaya adamış ve Risalelere hizmet etmeyi gaye edinmiş bir kimsenin başka şeylerle fazlaca meşgul olması ihtisasını zedeler ve motivasyonunu bozar. Zaten ihtisaslaşmanın mahiyeti icabı böyle olması lazımdır.

    Üstad, bu zamanın hastalığını zaaf-ı diyanet olarak belirlemiş, batıl felsefi cereyanlarla nice insanların imanlarının zedelendiğini görmüş, bütün bunlara karşı iman hakikatlerini izah ve ispata ağırlık vererek bu zamanın hastalıklarına tam deva olacak Nur Külliyatını telif etmiştir. Nur talebeli de bu eserleri muhtaç olanlara ulaştırmayı bu zamanın en büyük bir manevi cihadı olarak benimsemişler ve bunu hayatlarının gayesi yapmışlardır.

    Bununla birlikte Nur talebeleri bilgilerini artırmak için başka faydalı eserleri de okurlar. Ama bu okuyuş şahsi kalır. Birlikte neşir ve ilan için çalıştıkları eserler Nur külliyatıdır. Bunun normal karşılanması gerekir. Her fakültede bütün bilim dalları okutulmadığı, her tarikatta bütün zikirler çekilmediği, her sanayici her çeşit mamülün üretimine çalışmadığı gibi, Nur talebeleri de iman kurtarma davasına öncelik vermekte ve çalışmalarını bu sahada yoğunlaştırmaktadırlar. Kaldı ki, Nur talebeleri, imani ve Kur'ani hakikatlerin öğrenilmesinde bir tefsir olarak risaleleri okumayı tercih etmekle birlikte, okudukları tek kitap risaleler değildir.

    Onlar risalelerden namazın niçin kılınacağını öğrenirler, ilmihal okuyarak ise nasıl kılınacağını öğrenirler. 11. Lemayı okuduklarında peygamber efendimizin sünnetine uymanın lüzumunu anlarlar, siyer kitapları okuyarak ise sünnetin ayrıntılarını öğrenirler.

    Bugün Nur talebelerince kurulmuş birçok yayınevi vardır. Buralarda basılan kitaplara bakılırsa meselenin boyutları görülebilir.

    İlm-i Heyet
    Yazar : Risale Forum
    bilirsin ki, ömür kısadır, lüzumlu işler pek çoktur. acaba benim gibi sen dahi kafanı teftiş etsen, malumatın içinde ne kadar lüzumsuz, faydasız, ehemmiyetsiz, odun yığınları gibi camid şeyleri bulursun.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222