2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    5.775
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1238 + 95804


    Bediüzzaman´dan hikmetli hatıralar

    Sayın Abdullah Yeğin henüz ortaokulda okurken Bediüzzaman’ın talebesi olmuş değerli bir kişidir. Yeğin, küçük yaşlarından itibaren Bediüzzaman’ın yanında olmuş ve en zorlu yıllarında onun yanında yer almıştır.
    Bediüzzaman Said Nursî’ye yönelik çeşitli dâvâlar nedeniyle Urfa, Gaziantep,

    Ankara ve Adana hapishanelerinde aylarca kalmış, ancak dâvâların tümü beraatle neticelenmiştir. Abdullah Yeğin’in Bediüzzaman’la ilgili anılarından biri onunla ilk görüşmesiyle ilgilidir.


    “Kapıyı çaldık. Kapı açıldı. Yukarı çıkarak sağdaki ilk kapıdan odasına girdik. Evvela Rıfat sonra ben elini öpüp oturduk. Karyola gibi yüksek bir divanın üstüne oturmuş, dizlerine yorganı çekmiş, geriye doğru yaslanmıştı. Elinde bir kitap vardı. Saçları kulaklarının hizasına kadar gelmişti. İnce gözlüğünün üzerinden bize bakarak, ‘Sefa geldiniz’ dedi. Arkadaşımdan beni sordu. O da ‘Benim mektep arkadaşımdır’ diye beni tanıttı. İsmimi sordu. Çok iltifat etti. İslâmiyetten, imanın güzelliğinden, ölümden, ahiretten bahsetti. Bir müddet sonra yanından ayrıldık.”


    Abdullah Yeğin’in yukarıdaki hatı-rasında, Bediüzzaman’ın genç bir misafirini nasıl ağırladığı kısaca anlatılmaktadır. Ancak bu birkaç satırın içinde, tüm Müslümanlar için çok güzel örnekler vardır. Bunlardan biri, insanlara gösterilmesi gereken Kur’ânî tavrın nasıl olması gerektiğiyle ilgilidir. Üstad, kendisini ilk defa gören bir insanın daha ilk anda hayranlığını ve sevgisini kazanmıştır. Çünkü imanının kendisine kazandırdığı tavır güzelliği, bir insanın ruhunun hoşnut olacağı en mükemmel sevgi modelidir. Dikkat edilirse Sayın Yeğin ilk karşılaşmalarında Bediüzzaman’ın kendisine bir çok iltifatta bulunduğunu anlatmıştır. Üstad’ın kendisinden yaşça küçük birinden güzel söz ve iltifat beklemek yerine, onu onore edecek güzel sözler söylemesi, İslâm ahlâkının ona kazandırdığı üstünlüklerden biridir.


    Kur’ân’da Allah güzel söze özellikle dikkat çekmiş ve bir âyetinde “İnsanlara güzel söz söyleyin” diye emretmiştir. Çünkü güzel söz insanın kalbinde karşısındaki kişiye karşı sevgi ve saygı meydana getirir. Güzel sözün karşıdaki kişinin vicdanını harekete geçirme özelliği vardır. onu güzel ahlâklı davranmaya, tevâzuya ve insaniyetli olmaya teşvik eder. Böylece dine daha yatkın ve Kur’ân ahlâkını yaşamaya daha açık bir insan olur. Allah’ın bu kanununu bilen Üstad hayatı boyunca her şart altında—hatta kendisine düşmanlık eden insanlara karşı bile—güzel söz söylemiş, affedici, hoşgörülü ve sabırlı davranmıştır. Bediüzzaman’ın bu güzel ahlâkı bir çok insanın kalbinde İslâma karşı sıcaklık oluşmasına ve dine yönelmelerine vesile olmuştur.

    Said Nursî’nin bu hatırasında dikkat edilecek ikinci önemli nokta, ilk defa karşılaştığı bu gence hiç vakit kaybetmeden tebliğ yapmaya başlamasıdır. Üstad hayatının tümünü Allah’ın dinini yaymaya adamıştı. Çünkü Allah Kur’ân ahlâkının insanlara öğretilmesi sorumluluğunu iman edenlere yüklemiştir. Bediüzzaman hayatı boyunca eline geçen her imkânı tebliğ için kullanmıştır. Karşısına çıkan kişilere sözlü olarak ve görme imkânı olmadığı insanlara yazılı olarak dini anlatmıştır. Çünkü insanlar için herşeyden önemli ve acil olan ahiretlerini kazanabilmeleridir. Bununla beraber Allah’ı unutarak yaşayan, ahirete hazırlık yapmayan ve dinini tanımayan bir çok insan vardır.

    Bir çok insan İslâmiyeti çok yüzeysel tanımakta ve Allah’ın iman edenlere yüklediği sorumluluklardan habersiz yaşamaktadır. İslâm dinini sadece namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek gibi hükümlerden ibaret zanneden insanların yanısıra, İslâmiyet’le ilgisi olmayan bir takım hurafeleri din olarak kabul eden insanlar da vardır. Bu kişilere kibirin, şeytanın bir özelliği olduğunu, aklın iman kaynaklı olduğunu, İslâm ahlâkını yaymanın her Müslüman üzerine farz olduğunu, zorluklardan yılmamayı, iman edenlerin birlik olmalarının gerekliliğini, tevekkülü, ihlâsı, sabrı ve bunun gibi İslâm dininin pek çok özelliğini anlatacak insanlara ihtiyaç vardır. Bediüzzaman da hayatı boyunca bunu yapmış ve milyonlarca insanın İslâm dinini gerçek şekliyle tanımalarını sağlamıştır. Kendi hayatıyla ya da yaşadığı zorluklarla ilgili anlatabileceği binlerce olay olmasına rağmen sohbetlerinde her zaman karşı tarafın imanını güçlendirmek ve ahirete yaklaştırmak birinci hedefi olmuştur.


    Bediüzzaman’ın bu iki önemli özelliği Yeğin’in Bediüzzaman’la ilgili bir başka anısında şu şekilde anlatılmaktadır: “Başka bir gün yine ziyaretine gitmiştim. Çok mütevâzi, çok engin gönüllü bir insandı. Allah’ın birliğinden, insanın serbest, başıboş olmadığından, zamanın tehlikelerinden anlatırdı. onun tevâzusu, mahviyeti, alçakgönüllü oluşu, sevgi ve alâkası bizi kendisine bağlamıştı. Zaman zaman diğer arkadaşları da alıp ona götürürdüm. Çeşitli suâllerimize güzel güzel cevaplar verirdi. Mektepte bir kısım muallimlerimden edindiğim din aleyhindeki menfî fikirler, ancak Üstad’ın yanına gidince zâil olurdu. Ümit ve şevkle ayrılırdık yanından.”

    Görüldüğü gibi Bediüzzaman’ın hayatının her anında Müslümanların ders çıkaracakları güzel bir özellik vardır. Bu nedenle onun hayatını incelemek, İslâm ahlâkının nasıl uygulanması gerektiğini öğrenmek bakımından tüm Müslümanlar için son derece önemlidir.

    Allah’a iman, insanın tüm hayatını değiştirir; hareketlerini, ahlâkını, kişiliğini, konuşmalarını mükemmelleştirir. İslâm ahlâkını benimseyen bir insan her konuda olumlu, olgun, faydalı ve akılcı hareket etmeye başlar. Olayları pozitif ve hayırlı değerlendirmek de Kur’ân ahlâkının insanlara kazandırdığı güzel özelliklerden bir tanesidir.

    Halk arasında olaylar genellikle ya en kötü yönleriyle ya da olduğundan daha olumsuz gösterilerek etrafa yayılır. İnsanlar kötü haber vererek, sıradışı, korkutucu ya da şaşırtıcı olmak isterler. Bunun sebebi şeytanın insanları daima kaosa, kargaşaya, çözümsüzlüğe yöneltmek istemesi ve kalblere korku ve tedirginlik vermeye çalışmasıdır. Şeytan sakin, akılcı, huzurlu ortamları sevmez. Felâket haberleriyle insanlara endişe vermek, Allah’ı unutturmak, dinin onlara getirdiği güzellikleri yaşamalarını engellemek ve kendi dertlerine düşürmek ister. Dünya hayatının sorunlarıyla oyalayarak, ahireti unutturmayı hedefler.


    Bu nedenle Allah iman edenleri olumsuz düşünmekten ve konuşmaktan meneder. Olayları akılcı, mantıklı, ancak her zaman hayır yönünü arayarak, olumlu değerlendirmeyi emreder. Kur’ân’ın bir çok âyetinde Müslümanlar kendi aralarında müjde verici, şevklendirici, kalbe rahatlık ve neşe veren konuşmalar yapmaya teşvik edilir. Nitekim peygamberlerin en zor şartlar altında bile yaptıkları konuşmalar kalbe huzur veren, olumlu konuşmalardır. Her zaman, her olayda kaderi, Allah’ın olaylar üzerindeki kontrolünü, merhametini, gücünü, ilmini, dostluğunu hatırlatan konuşmalar yaptıkları görülür. Üslûpları sakinleştirici, îtidâli sağlayıcı ve yatıştırıcıdır.

    Kur’ân ahlâkının bu özelliğini Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatının her anında görmek mümkündür. Bediüzzaman da her zaman çevresindeki insanlara olayları hayırla ve güzellikle değerlendirmelerini tavsiye etmiş ve kendisine olumsuz konuşmalar yapılmasını engellemiştir. Talebelerini güzel ve hikmetli konuşacak şekilde eğitmiştir. Nitekim Üstad’la tanışma ve onun yanında yeralma şerefine kavuşmuş olan bir çok kişi onun bu özelliğine şahit olmuştur.
    1927’de Malatya’da doğan, 1950’lerde Büyük Doğu mecmuasında çalışan ve çeşitli kereler Üstad’la görüşmeleri olan Ahmed Ramazan, bu kişilerden birisidir. Bir anısında Bediüzzaman’ın kendisine verdiği “olayları olumlu değerlendirme” tavsiyesini şu şekilde bizlere aktarmıştır.


    “Irak, Suriye ve Mısır’ı dolaşmış ve Üstad’ın ziyaretine gitmiştim. Gezdiğim yerlerdeki Müslümanların İslâm’a uymayan gayr-i İslâmî hallerini üzülerek görmüştüm. Bunları Üstad’a anlatmak istedim. Daha ilk cümlede Üstad eliyle “Sus” işareti yaparak, “Bana onların iyi taraflarını anlat, fena vaziyetlerini anlatma” diyerek ikaz etti.

    Bediüzzaman’ın buradaki tepkisi her olayın Allah’ın kontrolünde ve bir hikmetle gerçekleştiğini bilmenin getirdiği bir mü'min tavrıdır. Allah her yerde ve her insanın üzerinde tek hâkimdir. Olumsuz gibi görünen olaylar da Allah katında belirlenmiş bir kadere tâbi olarak gerçekleşir. Allah dünyayı bir imtihan yeri olarak yaratmıştır. Günleri lehte bir aleyhte çevireceğini bildirmiş ve bu durumun insanların İslâm ahlâkında gösterecekleri sabrı denemek için gerçekleşeceğini açıklamıştır. Bu nedenle olumsuz gibi görünen olaylar aslında kişinin Allah’a olan güvenini ve bağlılığı göstermesi için eline geçen önemli fırsatlardır.


    Ayrıca sorun gibi görünen her olayın bir çözümü vardır. Yapılması gereken tek şey samimi, ihlaslı davranmak ve Allah’a tevekkül etmektir. Bu nedenle imanlı bir insanın felâket ya da uğursuzluk olarak değerlendirebileceği hiçbir şey olamaz. Müslümanlar herhangi bir olayı çevrelerine anlatırken önemini ya da ibret alınması gereken yönünü bildirmenin yanısıra mutlaka hayırlarını ve getireceği güzellikleri de anlatmalıdır.

    Nitekim Üstad’ın hasta bir yakınını ziyarete gittiğinde söylediği şu sözler bir Müslümanın karşılaştığı her olayı bir hayır olarak değerlendirmesi gerektiğine çok güzel bir örnektir.

    Hastanın “Ben yüz gündür başımı yastığa koyup yatamadım” diye yaptığı acı şikâyetine karşı ben çok acıdım, birden hatırıma geldi ve dedim: “Kardeşim, geçmiş sıkıntılı yüz günün şimdi sürurlu yüz günün hükmündedir. onları düşünüp şekvâ etme; onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler, Rabbin olan Rahmanü’r-Rahîmin rahmetine itimat edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücud rengi verme, bu saati düşün; sendeki sabır kuvveti bu saate kâfî gelir. Divane bir kumandan gibi yapma, bütün kuvvetini bu saate karşı tahşid et, rahmet-i İlahiyeyi ve mükâfat-ı uhreviyeyi ve fani ve kısa ömrünü, uzun ve baki bir surete çevirdiğini düşün. Bu acı şekva yerine ferahla, bir şükret” diye mukabele ederek örnek bir teselli dersi verir.


    Üstad, Müslümanlara has olan “güzel gözle değerlendirme” özelliğini karşılaştığı her olayda en güzel şekilde göstermiştir. Bediüzzaman’ın tefekkürlerini kaleme aldığı eserlerindeki her izahın ve her satırın insanın kalbine ferahlık ve neşe vermesinin sebeplerinden biri de budur. Çünkü onun anlatımında hiçbir zaman çözümsüzlük ya da olumsuzluk yoktur. Diğer insanların zor gibi değerlendireceği durumları Üstad kolaylaştırarak anlatmış, her konunun özünü açıklamış ve kendisine sorun olarak sunulan her konunun çözümünü Müslümanlara açıklamıştır.

    Benzer Konular
    Bediüzzaman'ın talebelerini -nadiren de olsa- dövdüğüne dair hatıralar var. Efendimiz
    Bediüzzaman'ın talebelerini -nadiren de olsa- dövdüğüne dair hatıralar var. Efendimiz Devami...
    Bediüzzaman'da bulduğum hikmetli sözler
    Bediüzzaman'da bulduğum hikmetli sözler Bediüzzaman'da bulduğum hikmetli sözler Ilıcak, Bediüzzaman'dan hikmetli sözlerden bir kaçını köşesinde yazdı Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hayatından hatıralar
    Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hayatından hatıralar Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hayatından hatıralar 17 Temmuz 2011 Pazar 12:06 Değerli kardeşlerim, evvelen mübarek gün ve gecelerinizi tebrikle beraber duâlar ediyor ve müstecap duâlarınızı bekliyoruz
    Bediuzzaman Said Nursi’den Hatıralar
    Bediuzzaman Said Nursi’den Hatıralar 1. Bir mecliste miracı muhal ve imkansız görmüşlerdi. Ben bunu Üstad’a anlattığım zaman “Al kalemi yaz” demişti. İlk defa Mi’raç Risalesi’ni (31. Söz) yazmıştım. Üstad yazdıracağı zaman bir
    Nurdan Hatıralar/Bediüzzaman'ın Hayatından Menkıbeler
    Nurdan Hatıralar/Bediüzzaman'ın Hayatından Menkıbeler Bediüzzaman cephede dolaşıyordu Son Şahitler'den Ahlatlı İsmail Hakkı Arslan anlatıyor Ahlatlı İsmail Hakkı Arslan anlatıyor: İsmail Hakkı, rüştiye mezunudur ve mübaşirlikten emeklidir. Üstadı tanıyışını ve
    Yazar : Risale Forum
    Vazifelerini ücrete bağlayanlar asla ıslahçi olamazlar.
    M.fethullah GÜLEN

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    661
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 125 + 5860


    Cevap: Bediüzzaman´dan hikmetli hatıralar

    Abdullah yeğin ağabey de bize ustadımın ona davrandığı gibi davranmıştı, Allah ondan ebeden razı olsun. Tabi biz ünivesitedeydik yanımda da izmirli sınıf arkadaşım vardı adana da misafir olarak kaldığımız dershaneye gelmişti, bizlere hayır dualar edip okumamızın ehemmiyetinden bahsederek okumak için memleketimizi bırakıp gelmemizi taktir etmişti..
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222