Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon
30 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar

    Risale-i Nur'a sizin gibi pek ciddi sahib ve muhafız ve varis ve hakikatbin ve kıymetşinas zatların benim yerimde benden daha kuvvetli, ihlaslı olarak vazife-i Kur'aniye ve imaniyede çalıştıklarını gördüğümden, kemal-i ferah ve sürur ve itminan ve istirahat-ı kalb ile ecelimi ve mevtimi ve kabrimi karşılıyorum, bekliyorum. Ben sizi yazılarınızda ve hatırımdan çıkmayan hidematınızda günde müteaddid defalar görüyorum ve size olan iştiyakımı tatmin ediyorum. Siz de bu biçare kardeşinizi risalelerde görüp sohbet edebilirsiniz. Ehl-i hakikatın sohbetine zaman, mekan mani' olmaz; manevi radyo hükmünde biri şarkta biri garbda, biri dünyada biri berzahta olsa da rabıta-i Kur'aniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur.

    (Bediüzzaman Said Nursi - Kastamonu Lahikası'ndan)
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  2. #12
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar

    Aziz, Sıddık ve Sadık Kardeşlerim!
    Ben birkaç gündür bir duamı değiştirdim. Şimdiye kadar bazan yüz defa tekrar ile وَاغْفِرْلَنَا veya وَفِّقْ gibi dualarda طَلَبَةَ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِقِينَ cümlesinden الصَّادِقِينَ kelimesini kaldırdım; tâ ki ruhsatla amele kendini mecbur bilen ve sıkıntının verdiği evham ve me'yusiyet cihetiyle zâhirî inkâr ve çekinmekle azimet ve sadakata muhalif hareket eden kardeşlerimiz o dualardan mahrum kalmasınlar.
    * * *
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  3. #13
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar

    Aziz, Sıddık Kardeşlerim!
    Sizdeki ihlas ve sadakat ve metanet, şimdiki ağır sıkıntılarda birbirinizin kusuruna bakmamaya ve setretmeye kâfi bir sebebdir ve Risâle-i Nur zinciriyle kuvvetli uhuvvet öyle bir hasenedir ki, bin seyyieyi affettirir. Haşirde adalet-i İlahiye, hasenelerin seyyielere racih gelmesiyle affettiğine binaen, siz de hasenelerin rüchanına göre muhabbet ve afv muamelesini yapmak lâzımdır. Yoksa bir seyyie ile hiddet etmek, sıkıntıdan gelen bir titizlik, bir asabilik ile zararlı bir hiddet, iki cihetle zulüm olur. İnşâallah, birbirinize sürurda ve tesellide yardım edip sıkıntıyı hiçe indirirsiniz.
    * * *
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  4. #14
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar

    Aziz, Sıddık Kardeşlerim!
    Birbirinizi enaniyetle veya sadakatsızlıkla ittiham etmemek için, bir hakikatı beyan etmek ihtar edildi.
    Ben bir zaman enaniyetini bırakmış ve nefs-i emmaresi kalmamış büyük evliyadan şiddetli bir surette nefs-i emmareden şikayet ettiğini gördüm, hayrette kaldım. Sonra kat'î bildim ki, âhir ömre kadar mücahede-i nefsiyenin sevabdar devamı için nefs-i emmarenin ölmesi üzerine onun cihazatı damarlara ve hissiyata devredilir, mücahede devam eder. İşte o büyük evliyalar, bu ikinci düşmandan ve nefsin vârisinden şikayet ederler. Hem manevî kıymet ve makam ve meziyet, bu dünyaya bakmıyor ki, kendini ihsas etsin. Hattâ en büyük makamda bulunanlardan bazı zâtlara verilen büyük bir ihsan-ı İlahîyi hissetmediklerinden, kendilerini herkesten ziyade bîçare ve müflis telakki etmeleri gösteriyor ki; avamın nazarında medar-ı kemalât zannedilen keşif ve keramet ve ezvak ve envar, o manevî kıymet ve makamlara medar ve mehenk olamaz. Sahabelerin bir saati, başka velilerin bir gün, belki bir çillesi kadar kıymeti olduğu halde; keşif ve manevî hârikulâde hâlâta evliya gibi mazhariyetleri her sahabede olmaması, bu hakikatı isbat ediyor.
    İşte kardeşlerim! Dikkat ediniz; sizin nefs-i emmareniz, kıyas-ı
    (Orjinal Sayfa:332)
    binnefs cihetinde, su-i zan noktasında sizleri aldatmasın; Risâle-i Nur terbiye etmiyor diye şüphelendirmesin.
    * * *
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  5. #15
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar


    Risâle-i Nur'un "Gençlik Rehberi"nde ve "Meyve Risalesi"ndeki beş mes'elesinin haylaz gençlerde dokuz tokadı Risâle-i Nur'un bir latif kerameti olduğunu o gençler dahi tasdik ediyorlar.
    Birincisi: Bana hizmet eden Feyzi. Ona bidayette dedim: Sen "Meyve"nin bir dersinde bulundun, haylazlık yapma. O yaptı, birden tokat yedi, bir hafta eli bağlı kaldı.
    Evet, doğrudur.
    Feyzi
    İkincisi: Bana hizmet eden ve "Meyve"yi yazan Ali Rıza. Bir gün yazdığını ona ders verecektim. O haylazlığından yemek pişirmek bahanesi ile gelmedi, birden tokat yedi. O vakit onun tenceresi sağlam iken, dibi, yemeği ile beraber tamamen düştü.
    Evet, doğrudur.
    Ali Rıza
    Üçüncüsü: Ziya. "Meyve"nin gençliğe ve namaza dair mes'elelerini kendine yazdı, namaza başladı. Fakat haylazlık yaptı, namazı ve yazıyı bıraktı. Birden, o vakitte tokat yedi. Hilaf-ı âdet ve sebebsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı. O kadar kalabalık içinde yanıncaya kadar kimse farkında olmaması, kasdî bir şefkat tokadı olduğunu gösterdi.
    Evet, doğrudur.
    Ziya
    Dördüncüsü: Mahmud. Ona "Meyve"den gençlik ve namaz mes'elelerini okudum ve dedim: "Kumar oynama, namaz kıl." Kabul etti. Fakat haylazlık galebe etti, namaz kılmadı ve kumar oynadı. Birden, hiddet tokatını yedi. Üç-dört defada daima mağ-

    (Orjinal Sayfa:333)
    lub olup fakir haliyle beraber kırk lira ve sakosunu ve pantolonunu kumara verdi, daha aklı başına gelmedi.
    Evet, doğrudur.
    Mahmud
    Beşincisi: Ondört yaşında Süleyman namında bir çocuk, ziyade haylazlık yapıp başkalarının da iştihalarını açıyordu. Ona dedim: "Uslu dur, namazını kıl. Senden büyük haylazların içinde bu halin, sana tehlike getirir." O, namaza başladı, fakat yine namazı terk ve haylazlığa girdi. Birden tokat yedi. Uyuz illetine mübtela oldu, yirmi gündür yatağında yatmağa mecbur oldu.
    Evet, doğrudur.
    Süleyman
    Altıncısı: Bana bidayette hizmet eden Ömer, namaza başladı, şarkıları bıraktı. Fakat bir akşam, kapıya yakın bir şarkı kulağıma geldi, evrad ile meşguliyetime zarar verdi. Ben hiddet ettim, çıktım gördüm ki; hilaf-ı âdet Ömer'dir. Ben de hilaf-ı âdet bir tokat vurdum. Birden, sabahleyin hilaf-ı âdet olarak Ömer, başka hapse gönderildi.
    Yedincisi: Hamza namında onaltı yaşında sesi güzel olmasından şarkı söylüyor, başkalarının da iştihalarını açıyor, haylazlık ediyordu. Ona dedim: "Böyle yapma, tokat yiyeceksin." Birden, ikinci gün bir eli yerinden çıktı, iki hafta azabını çekti.
    Evet, doğrudur.
    Hamza
    Bu gibi tokatlar var; fakat kâğıt bitti, mana da bitti.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  6. #16
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar

    [COLOR="Sienna"]بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
    Aziz, Sıddık Kardeşlerim!
    İki-üç kardeşlerimiz şöyle kendilerine bir güzel teselli bulmuşlar. Diyorlar ki:
    "Bu hapiste bir kısım yeni kardeşlerimiz, bir-iki saat gayr-ı meşru' bir hareket yüzünden, bir-iki belki on sene bu musibet içinde sabır ve tahammül ediyorlar. Hattâ bir kısmı şükrederek başka günahlardan kurtulduk dedikleri halde; biz Risâle-i Nur vasıtasıyla en meşru' bir hareket ve hizmet-i îmaniye yüzünden altı-yedi ay hayırlı bir sıkıntıdan neden şekva ediyoruz?" diyorlar. Ben de bin Bârekâllah onlara derim. Evet beş-on sene hem îmanını, hem başkaların îmanlarını kurtarmak niyetiyle zevkli, tatlı, hayırlı, kudsî bir hizmet ve yüksek bir ubudiyet-i fikriye yüzünden beş-on ay zahmet çekmek, medar-ı şükür ve iftihardır. Bir hadîste ferman etmiş ki: "Bir tek adam seninle hidayete gelse, sahra dolusu kırmızı koyun, keçilerden daha hayırlıdır." İşte burada, mahkemede, Ankara'da, sizlerin yazılarınız ve hizmetleriniz vasıtasıyla ne kadar

    (Orjinal Sayfa:336)
    insanlar îmanlarını dehşetli şüphelerden kurtardığını ve kurtaracağını düşününüz, sabır içinde kemal-i rıza ile şükrediniz.
    Eğer Ankara'da hâkim olan Halk Partisi, oraya giden Risâle-i Nur'un kuvvetli kitablarına karşı inad etse ve musalaha niyetiyle himayesine çalışmazsa, bizim en rahat yerimiz hapistir ve mülhidler, bolşevizmi Zındıka ile birleştirdiğine alâmettir ve hükûmet onları dinlemeğe mecbur olur. O zaman Risâle-i Nur çekilir, tevakkuf eder, maddî ve manevî musibetler hücuma başlarlar.
    * * *
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  7. #17
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar


    Aziz, Sıddık Kardeşlerim ve Hizmet-i Kur'aniyede ve İmaniyede Hâlis Arkadaşlarım.
    Biz birbirimizden ayrılmak zamanı yakın olması cihetiyle, sıkıntıdan neş'et eden gerginlikler ve kusurlar yüzünden "İhlas Risalesi"nin düsturları muhafaza edilmediğinden, siz birbirinizle tamam helâllaşmak lâzımdır ve zarurîdir. Siz, birbirinize en fedakâr nesebî kardeşten daha ziyade kardeşsiniz. Kardeş ise, kardeşinin kusurunu örter, unutur ve afeder. Ben burada hilaf-ı me'mul ihtilafınızı ve enaniyetinizi nefs-i emmareye vermiyorum ve Risâle-i Nur şakirdlerine yakıştıramıyorum; belki nefs-i emmaresini terkeden evliyalarda dahi bulunan bir nevi muvakkat enaniyet telakki ediyorum. Siz benim bu hüsn-ü zannımı inad ile kırmayınız, barışınız.
    * * *
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  8. #18
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar

    Manevî ticaret zamanı: Üç aylar
    Aziz, sıddık kardeşlerim,
    Bugün mânevî bir ihtarla sizin hesabınıza bir telâş, bir hüzün bana geldi. Çabuk çıkmak isteyen ve derd-i maişet için endişe eden kardeşlerimizin hakikaten beni müteellim ve mahzun ettiği aynı dakikada bir mübarek hatıra ile bir hakikat ve bir müjde kalbe geldi ki: Beş günden sonra çok mübarek ve çok sevaplı ibadet ayları olan şuhûr-u selâse gelecekler. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâseyi böyle bire on kâr veren medrese-i Yusufiyede geçirmek, elbette büyük bir kârdır. Ne kadar zahmet çekilse ayn-ı rahmettir.
    İbadet cihetinde böyle olduğu gibi, Nur hizmeti dahi nisbeten - kemiyet değilse de keyfiyet itibarıyla - bire beştir. Çünkü bu misafirhanede mütemadiyen giren ve çıkanlar, Nurun derslerinin intişarına bir vasıtadır. Bazan bir adamın ihlâsı, yirmi adam kadar fayda verir. Hem Nurun sırr-ı ihlâsı, siyasetkârâne kahramanlık damarını taşıyan, Nurun tesellilerine pekçok muhtaç bulunan mahpus biçareler içinde intişarı için bir parça zahmet ve sıkıntı olsa da, ehemmiyeti yok. Derd-i maişet ciheti ise: Zaten bu üç ay âhiret pazarı olmasından, herbiriniz çok şakirtlerin bedeline, hattâ bazınız bin adamın yerinde buraya girdiğinden, elbette sizin haricî işlerinize yardımları olur diye tamamıyla ferahlandım ve bayrama kadar burada bulunmak büyük bir nimettir bildim.
    Said Nursî

    Şualar | On Dördüncü Şuâ | 424
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  9. #19
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar

    YİRMİ YEDİNCİ MEKTUBUN ÜÇÜNCÜ ZEYLİ
    68
    (Said'in bir fıkrasıdır.)
    بِسْمِ اللّهِ الرّحْمنِ الرّحِيمِ

    (Nur Risalelerine çok müştak ve onların mütalâasından intibaha düşen bir doktora yazılan mektubdur. Bu üçüncü zeyle çendan münâsebeti azdır, fakat kardaşlarımın fıkraları içinde bu da benim bir fıkram olsun.)

    Merhaba ey kendi hastalığını teşhis edebilen bahtiyar doktor, samimî ve aziz dostum.
    Senin hararetli mektubunun gösterdiği intibah-ı ruhî şâyân-ı tebriktir. Biliniz ki mevcudat içinde en kıymettar, hayattır. Ve vazifeler içinde en kıymettar, hayata hizmettir. Ve hidemat-ı hayatiye içinde en kıymettarı, hayat-ı fâniyenin hayat-ı bâkıyeye inkılâb etmesi için sa'y etmektir. Şu hayatın bütün kıymeti ve ehemmiyeti ise hayat-ı Bâkıyeye çekirdek ve mebde' ve menşe olması cihetindedir. Yoksa hayat-ı ebediyeyi zehirleyecek ve bozacak bir tarzda şu hayat-ı fâniyeye hasr-ı nazar etmek; ânî bir şimşeği, sermedî bir güneşe tercih etmek gibi bir divâneliktir. Hakikat nazarında herkesten ziyade hasta olan, maddî ve gâfil doktorlardır. Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur'âniyeden tiryâk-misâl imanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler inşâallah. Senin şu intibahın senin yarana bir merhem olduğu gibi, seni dahi doktorların marazına bir ilâç yapar. Hem bilirsin, me'yus ve ümidsiz bir hastaya manevî bir teselli, bazen bin ilâçtan daha ziyade nâfi'dir. Halbuki, tabiat bataklığında boğulmuş bir tabib, o bîçâre marîzin elim ye'sine bir zulmet daha katar. İnşâallah bu intibahın seni öyle bîçârelere medar-ı tesellî eder, nurlu bir tabib yapar. Bilirsin ki; ömür kısadır, lüzumlu işler pek çoktur. Acaba

    (Sh: B-55)
    benim gibi sen dahi kafanı teftiş etsen, malûmâtın içinde ne kadar lüzumsuz, faidesiz, ehemmiyetsiz, odun yığınları gibi câmid şeyleri bulursun. Çünki ben teftiş ettim, çok lüzumsuz şeyleri buldum. İşte o fennî mâlûmâtı, o felsefî maârifi; faideli, nurlu, ruhlu yapmak çaresini aramak lâzımdır. Sen dahi Cenâb-ı Hakk'tan bir intibah iste ki, senin fikrini Hakîm-i Zülcelâl'in hesabına çevirsin, tâ o odunlara bir ateş verip nurlandırsın. Lüzumsuz maârif-i fenniyen, kıymettar maârif-i İlâhiye hükmüne geçsin.

    Zeki dostum! Kalb çok arzu ederdi; ehl-i fenden envâr-ı îmâniyeye ve esrar-ı Kur'âniyeye iştiyak derecesinde ihtiyacını hissetmek cihetinde Hulûsi Bey'e benzeyecek adamlar ileri atılsın. Hem maden Sözler senin vicdanınla konuşabilirler. Her bir Söz'ü, şahsımdan değil belki Kur'ân'ın dellâlından sana bir mektuptur ve eczahâne-i kudsiye-i Kur'âniye'den birer reçetedir farzet. Gaybûbet içinde hâzırâne bir musâhabe dairesini onlar ile aç. Hem arzu ettiğin vakit bana mektup yaz. Ben cevap yazmasam da gücenme. Çünki, eskiden beri mektupları pek az yazarım. Hattâ üç senedir kardaşımın çok mektuplarına karşı bir tek yazdım.

    Said Nursî
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  10. #20
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    121
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 54 + 1332


    Cevap: Üstadımız'dan mektuplar

    müdavim neden fazla kisi acık deıl kımse konulara bakmıyo
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

119, 120, 157, 159, 160, 161, 173, 195, acip, adedince, aklı, anarşilik, anda, araf, aslı, aya, aynen, ağabeyi, ağabeyin, bakmıyor, barışı, berzahta, beştir, bildim, biliniz, bilirsiniz, binaen, bir adam, bitti, bozulması, buldum, bulunduğunuz, bulunmak, buna, bundan, çalışıyorlar, cesaret, cihâ, çok, çoktur, cübbe, çünki, çıkın, damarı, dedikleri, demişler, derece, değişmem, dine, diyebilirim, doktora, dualarda, dünyeviyenin, dışında, edecek, eder, ediyorlar, ehemmiyetlidir, emareleri, emirdağ, ettiğimiz, farzlarını, fazilet, ferah, feraseti, fikrini, fütur, galebe, ganimet, geçmesi, gelmiş, gerekiyor, gibi, gideceksiniz, gidip, giydirmek, görüyorum, gösteriş, günahtan, hâfız, haktan, hapis, harbi, hastalığını, hayrette, hazretlerini, haşirde, hisse, hissettim, hocalara, hücum, ihlâs, ihtilafı, imanın, isbat, iyi, işaret, işlemeyen, iştiyak, kabre, kabrimi, kahramanlarının, kalacak, kalmamış, kapılmak, kardeşi, kardeşimiz, kardeşlere, kardeşleri, kardeşlerimden, kardeşlerimin, kardeşlerimiz, kardeşlerimizi, kazancı, kebireleri, kendilerini, kesretli, koca, kurtaracağı, kısmı, kısı, kıyamete, kıymetini, mahkeme, makamlara, malûmdur, manen, mazlumlar, mecbur, medrese, mektubudur, menbaı, mertebesini, meselâ, meseleyi, mevcudat, mevcut, meşrebe, mücahede, muhabbete, mümkü, münafıklar, müstehak, mütehayyir, müş, nas, nüfuz, olduğundan, olmak, olmamak, onlardan, ramazanınızı, sâdık, said nursi, sakı, sebebsiz, sekiz, seniye, sevaplı, sizde, sizlere, sürmek, sırra, sığı, tamamıyla, tamir, tecrübedir, tenkid, terkeden, terki, titizlik, tokada, tokat, tutar, uhrevî, umum, üstü, vazifeler, vazifeni, vazifesidir, verdiği, veyahut, yardımı, yayı, yazdığı, yazılan, yerden, zahmet, zulmet, zulümler, şakirdleri, şeye, şeytanları, şeytanı, şükrettim

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222